|
||||||||||||||||||||||
|
|||||||
|
Kayıt ol | Resim Upload | Üye Listesi | Forumera Posta Kutusu | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Hikayeler Komik,korkutucu,ibret verici hikayeler |
| Etiketler: gizemlikorku, hikayeler |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#11 (permalink) |
|
Usta Forumeralı
|
Gencin biri otostop yapıyormuş. İyi kalpli kamyoncunun biri durmuş ama kamyonun ön tarafında yer yokmuş. Gence kasada gitmeyi kabul ederse onu alabileceğini söylemiş. Çocuk atlamış kamyonun arkasına. Giderlerken acayip bir yağmur başlamış. Kamyonun arkasında da boş bir tabut varmış. Islanıp üşümeye başlayan genç, tabutun içine gireyim de bari ıslanmayayım diye düşünmüş. Delikanlı keyfi yerinde, tabutun içinde kestirmeye başlamış. Bu arada kamyoncu yol kenarında otostop yapan iki köylüyü de almış. Tabii onlara da kasaya binmeleri gerektiğini söylemiş. Köylüler tabutu görünce biraz ürkmüşler ama yine de binmişler. Kamyon anayoldan ayrılıp köy yoluna girince, tabutun içinde kestiren genç, sarsıntıdan uyanmış. Acaba yağmur dindi mi diye bir bakayım demiş ve tabutun kapağını aralamış. Bizim köylüler, içinde ölü olduğunu düşündükleri tabut açılınca bağıraraktan kamyondan atlamışlar. Tabi haşat olmuşlar.
______________________ KartaL&BurCu
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Usta Forumeralı
|
KARABASAN GERCEGi BiR GENCiN YASADIKLARI Uyandiginiz halde yataktan kalkamamaniz, bir guc tarafindan hareketlerinizin engellenmesi, kipirdayamamaniz yada konusamamaniz, bagirmaya calistiginiz halde sesinizin tum cabalamalariniza ragmen cikmamasi, bu sure zarfinda cesitli sesler ve halusunasyonlar gormeniz yani, halk arasinda Karabasan diye tabir edilen olay. 19 yasindaydim. O zamana kadar karabasanin ne adini ne sanini duymustum. Ilk yillar sesli ve goruntulu yogun bir sekilde yasadim. Ailecek panik icerisindeydik. Caresizlikten herkezin verdigi akli uygulamaya koyulduk.Bu arada cok komik olaylar da yasadim. Dortyol agizlarina sekerli sular doktum, yatagimin altinda kuranla uyudum o olmadi bicakla uyudum o olmadi makasla uyudum o da olmadi hocaya gittik bana muska yazdi. O olaydan sonra yogunluk azaldiysa da tam olarak kesilmedi.Cahil insanlar da degiliz ama nedense o zamanlar hic aklimiza bir psikologa danismak gelmedi . Cunku birazdan anlatacagim seyler cok mistik doga ustu olaylardi. Her olay sonrasinda yataga oturup '' Neden Ben?'' diye aglardim. Ne yapmistim acaba.Neden boyle korkunc olaylar beni bulmustu.Bu konuyu her ne kadar arastirdiysam da bir sonuca ulasamamistim. Gorduklerim ruya miydi acaba? Kendimi cok tahlil ettim .Her defasinda gozlerim acik bulundugum mekani cok iyi gorebiliyordum. Fakat bir turlu ne hareket ediyor ne de bagirabiliyordum.Hadi hareket edip bagiramiyorum tamam ama o anda duydugum sesler ya da gordugum goruntuler beni zivanadan cikariyordu . Yasadiklarimi arkadaslarima anlattigimda pek inanan olmadi.Benim gibi karabasanlar tarafindan basilanina da rastlayamamistim. Bulundugum mekani degistirirsem belki yarari olur deyip yurtdisina ciktim olmadi evlendim yine olmadi. Dindar bir teyzemize bu konuyu anlattim. Teyze bana Kuran dan bazi ayetler okudu. O gunden sonra olaylar kesildi.Arasira yine bu olayi yasasamda eskisi gibi degil artik.. Basimdan gecenleri bir internet sitesinde 4-5 satirla ozetledim.Bu konuda yuzlerce mesaj aldim.Bir kismi cinlerle ilintili oldugunu soylerken, diger kismi beyinsel fonksiyonlarla iniltili oldugundan bahsettiler. Buyuk cogunluk ise basindan bu tarz olaylar gecen insanlardan aldigim mesajlardi. Hepsi de benden bu konuda yardim istiyordu. Hal boyle olunca kayitsiz kalamadim ve bu siteyi yapmaya karar verdim.Benim yasadiklarim korkunctu hic bir yerde cevap bulamamistim daha da kotusu bu olayin yalnizca benim basima geldigini saniyordum.Ama simdi biliyorum ki bu olayi bir cok insan yasiyor .Turkiye'de bu konuyla ilgili ne bilimsel ne de dinsel bir bulguya rastlayamadim. Tahmin edersinizki bu olay yalnizca Turk insanin basina gelmiyor. Amerika'da bu olaya SLEEP PARALAYSIS adi verilmis. Bir grup insan bu olayin cinler tarafindan yapildigini, diger bir grupsa bu konunun beyinle ilgili olup adinin uyku felci oldugunu savundular.Ben her iki grubun da aciklamalarina yer verecegim. Bu konuda bilgisi olanlarin bilgilerini bizimle paylasmalarini da isteyecegim.Ayrica basinizdan gecen deneyimlerinizi de bana yazabilirsiniz.Yalniz bildigimiz bir sey var ki her ne ise, Dunyanin her yerinde bu olayi insanlar yasiyorlar. Eger bu olaylar surekli basiniza geliyor ise benim size tavsiyem hastahanelerin neurology klinigine gidip bir beyin filmi cektirmeniz. Hepinize karabasansiz GeceLer dilerim.
______________________ KartaL&BurCu
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Usta Forumeralı
|
Cinler Büyükbabam köyde oturduğu için köyde her zaman olan şey ahır veya ağıldır. Bunları da otlatmak için bir çobana ihtiyaç vardır. Bir gün büyükbabam bir çoban almış yanına çobanda kamburmuş sen bu işi yapamazsın yaparım der demez büyükbabam bunu yanına almış. Büyükbabam bunu işe aldığının 7.gününde bu çoban rüyasında aynen şimdi anlatacaklarını görmüş.. 7 tane CİN bizim evin tam ortasında "ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA" diye kendi kendilerine oynuyorlarmış.Bizim çobanda onlarla beraber oyuna katılıp çarşambadır çarşamba diye oynamış cinlerin arasından birisi demişki "Bu bizim sözümüzü dinliyor buna bir iyilik yapalım" demiş.Diğer cinlerde tamam der demez cinlerden biri bu çobanın kamburunu düzeltmiş.Düzeltir düzeltmez Çoban uykudan kan ter içerinde kalkıyor ve birde bakıyor ki kamburu yok çok seviniyor tabi garibanım... kamburu yok oldu ya bunu anlatıyo işte büyükbabama ertesi gece bu çoban tekrar yatağına yatıyor aynı rüyayı tekrar görüyor fakat bu sefer CİNLER o günün perşembe olmasına rağmen yine "ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA DİYE oynuyorlarmış çoban yine girmiş aralarına ve aynen şöyle demiş "TAMAM DÜN ÇARŞAMBAYDI AMA BUGÜN PERŞEMBE HADİ PERŞEMBE DİYE OYNAYALIM DEMİŞ" CİNLER HİÇ ORALI BİLE OLMADAN YİNE "ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA ÇARŞAMBADIR ÇARŞAMBA" diye oynamaya devam etmişler çoban iyice ısrar edince böyle yapalım diye cinlerden biri aniden "ADAMIN YANINA GELMİŞ VE DEMİŞKİ DEMEK SEN BİZİM DEDİĞİMİZİ DEMEZSİN HA AL SANA BİR MAHLUK DEYİP TEKRAR ESKİ HALİNE YANİ KAMBUR HALİNE GETİRMİŞ" tabii sabah kalktığında da aynı eski haline dönmüş bu gerçek bir olay yani arkadaşlar ne bir rivayet ne de bir efsane
______________________ KartaL&BurCu
|
|
|
|
|
#14 (permalink) |
|
Usta Forumeralı
|
AYNADA KAYBOLAN ADAM Mehmet Aksu o sabah yine çalar saatin sesiyle uyandı. Serin bir Eylül sabahıydı. Yorganı üstünden attı. Sabah serinliği içini titretti. Yatağında doğruldu. Karısı Tülin saatin sesine uyanmamıştı. O da karısını uyandırmaya kıyamadı. Tülin Hanım bir melek gibi uyuyordu. Ağzı hafifçe aralık ve yüzünde sonsuz bir huzur.. Mehmet Aksu yataktan çıktı. Ayaklarını yere bastı. Çıplak ayakları, terliklerini ya da halıyı değil de, buz gibi parkeyi bulmuştu. Midesi büzüldü, ayaklarını yerden kaldırdı. “Hay Allah..” El yordamıyla terliklerini bulup onları yatağın baş kısmına daha yakın bir yere koydu. Ayaklarıyla bu sefer terlikleri bulup giydi. Ayağa kalktı. Yürüdü. Banyoya girmeden önce pencereden dışarı baktı. İstanbul’un soğuk, gri kaldırımları henüz ıssızdı. İşe gitmek zorunda olmanın sıkıntısıyla içini çekti. Bugün de bir yenilik yok. O hep aynı eski hayat.. Memuriyete git. Evraklar. Fatura. Rüşvet. Bütün gün insanlarla uğraş. Kavga gürültü. Gürültü patırtı. Stres. Amirlerin yaptığı eziyeti çek. Sabahtan akşama kadar büroda canını çıkarsınlar. Akşam yorgun argın eve dön. Sonra da karıda bir surat. Karının suratını çek. Halbuki böyle uyurken melekten farkı yok Tülin’in. Bir bebek gibi masum. Mehmet Aksu’nun içinde, derinde, eskilerde bir yerde, küllenmiş bir ateş yine yanacakmış gibi parladı. Sonra bir Eylül rüzgarı külleri savurdu. Toz etti. Haydi banyoya! Marş marş! Bir-kii, bir-kii.. İstemeye istemeye banyoya gitti.. Yüzünü yıka.. İlk çiş.. Traş.. Her zamanki sabah eziyeti.. Hayattan bıkmış. Uykusu var Mehmet Bey’in. Biraz uyumak istiyor. Bir gün de traş olmamak, işe gitmemek istiyor. Karısının dırdırını bugün çekmemek, karısıyla tartışmamak, onu üzmemek istiyor. Tülin’in yine o aşık olduğu kadın, yatakta uyuyan melek, hayallerdeki rüya kız olmasını istiyor. Yeni bir Dünya istiyor! Bu İstanbul, bu iş, bu ev.. Bunlar ona göre değil. O eskiden bu Dünya’ya maceralar yaşamaya, sevip sevilmeye gelmişti. Kahraman olacaktı o! Ünlü ve zengin biri, önemli biri olacaktı. Onun hayalleri vardı. Dünya’yı değiştirmesine yetecek kadar büyük bir gücün damarlarında dolaştığını, yüreğinde kabardığını, ruhunu doldurduğunu zannediyordu. Bu memuriyetten kısa süre sonra ayrılacak, kendisi, Tülin ve çocuklar için yepyeni, harika bir hayat kuracaktı. Onlar da onu sevip sayacak, hiç sözünden çıkmayacak, onun her dileğini yerine getireceklerdi. Fakat o zaten bu saygıyı hakediyor olacaktı. Hele şu memuriyetten ayrılıp işini bir kursun. Uygun bir fırsatın karşısına çıkmasını bekledi. O doğru anı.. Yirmi beş yıldan beri de beklemeyi sürdürüyor. Yeni bir Dünya istiyor! Sokaklardaki çamurun bir araba tarafından üstüne başına sıçratılmayacağı, otobüs kuyruklarında, otobüs ve dolmuşlarda sürünmeyeceği, hakettiği kadar para kazandığı için artık rüşvet almak zorunda kalmayacağı ve bu yüzden vicdanının sızlamayacağı bir Dünya. Belki de, rüşvet almak dışında hiçbir suç işlemediği ve karısı ve çocukları hiçbir suç işlemedikleri halde, kendisi ve ailesi adına polislerden korkmayacağı, yepyeni bir Dünya! Yine güneşin doğduğu.. Yine ayın çıktığı.. Yine kuşların dallarda neşeyle cıvıldaştığı.. Boğazın manzarasının yine aynı olduğu.. Yine en güzel, en kıymetli şehri İstanbul şehiri olan.. Yine bebeklerin doğup, aşıkların seviştiği.. Yepyeni, büyük bir Dünya! Mehmet Aksu sıkıntıyla sakalını sıvazladı. Ne de çabuk uzuyordu sakalı. Traş olmaya başladı. Aynada yine o bildik, sıkıntılı, bıkkın surat.. Her şeyden bıkmış.. Sevmediği şeylerden bıkmış. Yoksulluğundan, işinden, şehrin kapkara isinden.. Sevdiği şeylerden bıkmış. Karısından, çocuğundan, şu İstanbul şehirinden.. Hepsinden bıkmış.. Hepsinden! Traş olmayı bitirdi. Aynada yine aynı yüz. Değişen bir şey yok. Mavi gözleri sıkıntı, bıkkınlık ve uykusuzluktan yarı kapalı. Yüzü gölgeli.. Umutsuz. Kaybetmiş, bitirmiş, kaçık. Hiçbir çare yok. Gülümse. Bir kandırmaca da olsa bu, haydi, bir kere gülümse.. Gülümsediğini göreyim aynadaki şu sefilin.. Ne olur, bir kez gülümse! Bir tek kere, yalnız bir kez! Gülümse.. Yüzündeki pek sık kullanmadığı kasları biraz zorladı. Faydasız. Kuşkusuz iş yerinde Mehmet Bey gülümsüyordu. Fakat içten, sahici, samimi değildi bu gülümşeyişlerin hiçbiri. Öyle bir gülümseme tüm suratı aydınlatır, ışığı gözlerden taşar. Amirini sevmeyen, işini sevmeyen bir memurun gülümsemesiyse, göz çukurlarına bir damla bile ışık düşürmez. Suratına geçirdiği plastik bir maskedir yalnız. Mehmet Aksu’nun aynadaki görüntüsü gülümsemedi. ‘Komik bir şey yok ki güleyim! Mutlu da değilim ki ben.. Neye güleceğim? Bu hayatın kendine mi? Kasvetli, soğuk, karanlık.. Sabahları çıkıp işe gitmek zorundayım. Bunda gülünecek ne var? Çok mu komik sizce? Çok mu?’ Hayatın yorduğu adam yavaşça gözlerini kapadı. Artık sonuna gelmişti. Dayanacak gücü yoktu. Pes etmek üzereydi. Mutsuz.. Depresyondaydı. Umutsuz.. Gözlerini kapatıp Yeni Bir Dünya diledi. Kendisi ve ailesi için. Yepyeni, sıfır kilometre, başka, bambaşka bir Dünya! Gözünü açtı. Karşısındaki aynada görüntüsü kaybolmuştu! Bir an aynaya boş boş baktı. Sonra gözleri hayretle açıldı. Ne oldu? Ne oldu, bu.. Bu nasıl olur?! Bir gariplik daha vardı. Bunun ne olduğunu biraz daha sonra farketti. Dünya tersine dönmüştü! Aynen, bazen fotoğrafların gazetelere ters basıldığı gibi.. Şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Ne olduğunu anlaması için aradan birkaç dakika geçmesi gerekti. “Banyo yine aynı banyo.. Ben.. İşte şofben, işte halı, işte duş.. İşte klozet kapağı, işte diş fırçam.. İşte.. Aynada.. Aynada hepsi.. Ben.. Ne ol.. Ne oldu?. Ayna.. Ben.. Yani..” Mehmet Aksu aynanın öbür tarafına geçmişti. Gerçek Dünya’daki Mehmet Bey ise ortadan kaybolmuştu. Artık o tarafta adamın bir görüntüsü yoktu. O ise aynadaki kendi görüntüsü olmuştu. Bu kadar basit! Anladı.. Gözlerini tekrar kırpıştırıp aynaya baktı.. Belki de adamın dileği kabul olmuştu! Mehmet Aksu öylesine yorgun ve umutsuzdu ki bu olayın tuhaflığı ve inanılmazlığı onu pek etkilememişti. Hem.. İstanbulluydu o! Tuhaf ve inanılmaz olaylara zaten eskiden beri alışıktı! Dünya’nın en tuhaf, en inanılmaz şehrinde doğup büyümüştü. Bu kadarı Dünya’daki herkese yeter! Aynaya baktı. Büyük bir gülümseme ağır ağır ve sessizce adamın traşlı, yorgun yüzüne yayıldı. Üstelik, gözlerindeki bir ışık bu yorgun, bu yaşlı yüzün şimdi sanki daha genç, daha parlakmış gibi görünmesine neden oluyordu. Umudun ışığıydı bu. Banyonun kapısını açtı. Derin bir nefes aldı ve ağır, sessiz adımlarla umut dolu, ışıklı, yeni bir Dünya’ya yürüdü.. Banyodaki ayna hala aynı yerinde öylece asılı duruyordu.
______________________ KartaL&BurCu
|
|
|
|
|
#16 (permalink) |
|
Özel Üye
|
bu iLk yazDığın hüLya iLe haKan varYa.. ben oNu taa iLkokULdan beri biÇok kiŞideN deFalarca dUyduM.. Tek farKlılıGı her sefErinde karakTerLerin isiMleri farKlı.. yani tüm zaManların en hit palaVrası.. inanMam bööLE şeyLere.. hePsi asparagaz...
______________________ hoşçakal forumera
![]() |
|
|
|
|
#18 (permalink) |
|
Acemi Forumeralı
|
ANNENİN GÖZÜNDEKİ MELEK bir tane küçük kız çocuğu var annesi ona sürekli meleğim diye hitap eder sen dünyanın en güzel kızısın dermiş. Kız annesinin dediğin kadar kemdini güzel zannedermiş ve bu mutluluğun içinde yüzermiş taki okala başlayana kadar.okala gittiğinde herkese ona annesinin melek diye hitap ettiğini ve melekler kadar güzel olduğunu söylermiş.fakat arkadaşları onun kambur olduğunu gözlerinin şaş olduğunu vede dişlerinin telli olduğu için çok çirkin bir kız olduğunu söylemişler.küçük kız buna inanmasana gün geçtikçe ne kadar çirkin olduğunun farkına varıyor ve evi terk ediyor annesin den ona bu zamana akdara yalana söylediği için nefrete ettiğini söyler.küçük kız< başka abir şehire öğretemene olarak gider fakata gözlerindeki rahatsızlık ilerlediği için gözlerini tamamen kaybeder annesi bunu duyunca ona bir hizmetçi tutar.Bir gün doktoru kıza ona uygun göz bulunduğu nu ve nakil yapılacağını söyler kız sevinerek gider ve ameliyat başarılı geçer .kız gözleri açınca karşısında o kadar güzel bir kız bulurki sanki bu kız kendisi değilde bir başka birisidir.doktora sorar kendini estetik amaliyat edip etmediklerini doktoru ise estetik ameliyat felan yapmadıklarını sadece ANNESİNİN GÖZLERİNİ TAKTIĞINI SÖYLER ![]() |
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|