Geri git   Forumera >
•Eğitim - Öğretim Bölümü•
> İngilizce
Kayıt ol Resim Upload Üye Listesi Forumera Posta Kutusu Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Forumda kesinlikle program ve mp3 paylaşımı yasaktır !!
Bir bölümde günde 3 taneden fazla konu açmak yasaktır.

Forumerada reklam vermek için tıklayın
Bu alanda 468x60 reklam aylık 35 ytl! - Bu alanda 728x90 reklam aylık 50 ytl!


İngilizce İngilizce Öğrenmek isteyenler için seviyeye göre ingilizce anlatımı..

Etiketler: , , , , ,

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-20-2007, 23:33   #1 (permalink)
Usta Forumeralı
 
cob666_dennis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: m.T.a.L
Üye No
9686
Mesajlar
289
Forum Katkısı
901
Forum Katkısı Puanı
88140
Derecesi
cob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond repute
Exclamation Dİl Sinavlari İÇİn En Önemlİ 1000 Kelİme



DİL SINAVLARI İÇİN EN ÖNEMLİ 1000 KELİME

1. abandon = (1) (birini) terk etmek (= leave) (2) bir şeyden vazgeçmek (= give up)
2. abbreviate = (1) kısaltmak¤ özetlemek (2) (matematikte) sadeleştirmek
3. abolish = (toplumdaki tabuları) yıkmak¤ sona erdirmek (= do away with)
4. absorb = içine çekmek¤ emmek
5. abstain from = (alkol¤ ilaç vb) --- den sakınmak/ uzak durmak (=avoid from) !
6. abundance = bolluk¤ bereket
7. abundant = bol¤ bereketli
8. accelerate = hızlandırmak¤ ivme kazandırmak *** accelerator = gaz pedalı
9. accept = kabul etmek¤ razı olmak
10. access = erişmek¤ ulaşmak
11. accessible to = ulaşılabilir¤ erişilebilir
12. accommodate = (misafir¤ konuk vb) ağırlamak (= put up)
13. accompany = (1) eşlik etmek¤ arkadaşlık etmek (= escort) (2) beraber bulunmak ya da bir arada gözükmek (* Pain and fever accompany inflammatory diseases)
14. accomplish = başarmak (= achieve)
15. accumulate = (1) birikmek¤ çoğaltmak (2) biriktirmek¤ yığmak
16. accuracy = doğruluk¤ kesinlik
17. accurate = doğru¤ hatasız¤ eksiksiz bir şekilde (= precise¤ correct)
18. accurately = doğru¤ hatasız¤ eksiksiz bir şekilde (= precisely¤ correctly)
19. accuse (of) = birini bir şeyle suçlamak¤ itham etmek
20. achieve = başarmak¤ yerine getirmek
21. acknowledge as = (1) kabul etmek¤ --- olarak tanımak (2) (mektup¤ mesaj vb) aldığını gönderen kişiye bildirmek
22. acquainted with = aşina olmak¤ haberdar olmak (= familiar with)
23. acquire = (dil¤ miras¤ huy vb) edinmek¤ kazanmak (= obtain¤ attain) (*She acquired a huge fortune.) (* I acquired Turkish but I learned English in school.)
24. acquisition = edinim
25. activity = faaliyet¤ aktivite *** activist = bir fikrin aktif destekçisi (= supporter)
26. adapt = bir şeye uyarlamak¤ uydurmak ( = adjust)
27. addict = bağımlı¤ tiryaki *** drug addict = eroin bağımlısı
28. addiction to = bağımlılık¤ tiryakilik
29. addition = ilave¤ ek
30. additionally = ayrıca¤ bunun yanı sıra¤ buna ilaveten (= furthermore¤ moreover)
31. adequately = yeterli bir şekilde (= sufficiently)
32. adjust = (1) uyarlamak (= adapt) (2) alışmak (= get used to)
33. adjustment = düzeltme¤intibak¤ uyma
34. administer = (1) idare etmek¤ yönetmek (2) (damardan ilaç vb) vermek¤ sağlamak
35. admire = hayran olmak
36. admit = kabullenmek¤ itiraf etmek
37. adopt = (1) evlat edinmek (= take up) (2) (önlem¤ tedbir vb) almak (adopt measure) (3) (başkasına ait bir şeyi) benimsemek (dil¤ din vb)
38. adore = çok sevmek¤ tapmak
39. adverse = zıt¤ kötü
40. advocate = (1) savunmak (= defend) (2) desteklemek (= support)
41. affect = etkilemek (= influence)
42. aggravate = gittikçe kötüye gitmek¤ fenalaşmak (= deteriorate¤ worsen)
43. aggressive = saldırgan
44. aid = yardım etmek (= help)
45. alien (to) = yabancı
46. alongside = yanında¤ bitişiğinde (beside¤ next to)
47. alter = değiştirmek (= change)
48. alteration = değişiklik
49. amazing = şaşırtıcı¤ hayran bırakıcı (= astonishing)
50. amend = değişiklik yapmak (kanunda düzenleme yapmak anlamındaki gibi)
51. amendment = değişiklik¤ (kanun vb) üzerinde değişiklik yapmak (= alteration)
52. amusing = eğlenceli¤ zevkli
53. announce = anons etmek¤ ilan etmek (= give out¤ declare)
54. anticipate = ummak¤ beklemek
55. apologize = özür dilemek (apologize to someone for something)
56. appalling = korkunç (= dreadful¤ horrendous)
57. appointment = (1) atama¤ tayin (2) randevu (= rendezvous)
58. appreciate = (1) takdir etmek¤ değerini bilmek (2) anlamak¤ farkına varmak
59. approach = (1) (zaman/ mesafe bakımından birine/bir şeye) yaklaşmak (* Do not approach with fire! (2) (bankaya/yüksek bir mevkiye vb) müracaatta bulunmak¤ ricada bulunmak (* She approached the bank for a loan)
60. appropriately = uygun olarak (= suitably)
61. approve of = onaylamak¤ uygun bulmak¤ tasvip etmek
62. arrange = düzenlemek¤ ayarlamak (toplantı¤ randevu vb)
63. artefact = insan eliyle yapılmış (sanat)
64. ascend = yukarı çıkmak¤ yükselmek¤ tırmanmak (= go up / climb up)
65. ask for = ricada bulunmak¤ bir şey istemek
66. aspire = şiddetle arzu etmek¤ çok istemek (* I’ve always aspired to be a singer)
67. assemble = (1) bir araya getirmek¤ toplamak (= gather) (2) monte etmek (= put up)
68. assess = değerlendirmek (= evaluate)
69. assign = atamak¤ tayin etmek¤ görevlendirmek (= appoint)
70. assist somebody in something = birine bir konuda yardım etmek
71. associate = (zihninde insanlar/eşyalar arasında) çağrışım yapmak¤ çağrıştırmak (* I always associate the smell of baking with my childhood.) (2) (kötü yolda olan veya kötü alışkanlıkları olan insanlarla) arkadaşlık yapmak¤ düşüp kalkmak (* Don’t associate with those glue-sniffers.)
72. assume = (1) elinde delil olmadan bir şeyin doğru olduğunu düşünmek veya kabul etmek¤ farz etmek (= conclude) (2) (sorumluluk/vebal vb) üstlenmek¤ üzerine almak (= take on) (* I temporarily assumed the responsibility for her)
73. assure = birine teminat vermek¤ emin kılmak¤ garanti vermek
74. astonishment = şaşırtmak¤ şaşırmak (= amazement¤ bewilderment)
75. attach = iliştirmek¤ eklemek (= enclose)
76. attack = saldırmak¤ saldırı
77. attain = elde etmek¤ erişmek (= gain¤ obtain)
78. attainment = ulaşmak¤ erişmek
79. attend = iştirak etmek¤ katılmak
80. attribute = (bir sebebe/nedene) dayandırmak (= base on/upon)
81. auditorium = dinlenme/izleme salonu¤ seyircilerin oturduğu bölüm
82. available = mevcut¤ var olan
83. avert = (1) olmasını önlemek (2) başka yöne çevirmek (trafik akışını vb)
84. avoidable = kaçınılabilir¤ engellenebilir
85. award = ödül
86. backward = geri kalmış¤ geriye doğru
87. badly in need of = bir şeye/birine çok muhtaç olmak
88. barely = (1) hemen hemen hiç¤ neredeyse hiç (2) güçlükle (= hardly¤ scarcely)
89. bargain = (1) pazarlık¤ anlaşma (2) pazarlık etmek (3) kelepir¤ ucuz eşya
90. barren = kurak¤ verimsiz (= infertile¤ arid)
91. basic = temel (= essential¤ fundamental)
92. bazaar = pazar¤ alışveriş yeri
93. behave = davranmak
94. believe = inanmak
95. belongings = birinin kişisel eşyaları (= possessions)
96. beloved = sevgili¤ hazret
97. bitingly satirical = aşırı alaycı¤ insafsızca eleştirme
98. bizarre = tuhaf¤ acayip (= strange¤ weird)
99. blanket = battaniye
100. blaze = (1) ateş¤ alev¤ yangın (2) parlamak
101. bolt = fırlayıp kaçmak¤ tabanları yağlamak
102. branch = dal¤ branş
103. break off = (nişan¤ nikah vb) bozmak¤ ayrılmak
104. breed = (1) (hayvan için) doğurmak¤ yavrulamak (2) hayvan yetiştirmek
105. bribery = rüşvet *** offer bribes = rüşvet teklif etmek
106. bride = gelin
107. brief = kısa¤ öz *** in brief = kısaca¤ öz olarak
108. bring up = (1) çocuk büyütmek (2) kusmak (3) ortaya (konu vb) atmak
109. broadcast = (radyo¤ televizyon¤ hava durumu için) yayın
110. Broadly speaking = Genel konuşmak gerekirse (= generally¤ mostly)
111. broil = ızgara yapmak¤ kavurmak
112. bullfight = boğa güreşi
113. bully = (1) kabadayı¤ zorba (2) kabadayılık yapmak¤ zorbalık yapmak
114. burial = gömü¤ gömme
115. burn = (1) yakmak (2) yanmak
116. button = düğme
117. calculator = hesap makinesi
118. call for = talep etmek¤ istemek (= demand)
119. calm = sakin
120. can’t take one’s eyes off = gözlerini birinden veya bir şeyden alamamak
121. cancel = iptal etmek (= call off)
122. captivating = büyüleyici (= enchanting¤ fascinating)
123. captive = tutsak¤ esir
124. captivity = tutsaklık¤ esaret
125. capture = yakalamak¤ ele geçirmek¤ tutsak etmek (= apprehend)
126. careless = dikkatsiz
127. carry out = (çalışma¤ deney¤ anket vb) yürütmek¤ icra etmek (= fulfil¤ conduct)
128. carve = (1) (tahta vb) oymak (2) (et vb) kesmek
129. casually = günlük¤ sıradan¤ havadan sudan
130. caution = uyarı¤ dikkat
131. cease = sona erdirmek¤ durdurmak ( cease-fire= ateşkes)
132. ceaseless = aralıksız¤ durmadan (= non-stop)
133. celebration = kutlama
134. celebrity = ünlü
135. census = nüfus sayımı
136. ceremony = tören
137. charge (with) = --- ile yargılamak (mahkemede) (= try)
138. circulate = dolaşmak¤ dolaştırmak¤ deveran etmek (vücuttaki kan vb)
139. circulation = (1) dolaşım (2) gazete tirajı¤ günlük satış oranı
140. cite = örneklemek¤ adından bahsetmek¤ değinmek (= refer to¤ mention)
141. citizen = vatandaş *** Citizenship = Vatandaşlık
142. clarify = açıklamak (= explain)
143. claw = pençe¤ hayvan pençesindeki kıvrık tırnak
144. clearance = (1) mağazayı boşaltma¤ malları elden çıkarma¤ tasfiye (2) izin¤ yeşil ışık
145. close = (sıfat) yakın
146. closed = kapalı
147. closure = (1) kapanış (2) iflas
148. coincide with = aynı zamana denk gelmek/tesadüf etmek (= fall on the same date)
149. collapse = (1) (bina vb için) çökmek (2) bayılmak
150. collapsible = katlanabilir (kanepe vb)
151. collar = (1) yaka (2) tasma
152. colleague = iş arkadaşı
153. collide with = çarpışmak (= crash into)
154. commence = başlamak (= start) *** commencement speech = açılış konuşması
155. comment on = yorum yapmak (= interpret)
156. commercial = ticari
157. commit = (1) (intihara vb) kalkışmak¤ yeltenmek (2) (suç¤ cürüm) işelemek (3) (kendini işine¤ ailesine vb) adamak (= devote)
158. commit = kalkışmak¤ yeltenmek *** commit suicide = intihar etmek
159. common = (1) ortak (2) sıradan¤ yaygın *** in common with = --- ile ortak nokta
160. commonplace = yaygın¤ sıradan (= ordinary¤ usual)
161. commuter = ev ile iş arasında mekik dokuyan/gidip gelen
162. companion = dost¤ arkadaş
163. company = (1) arkadaşlık¤ dostluk (2) şirket
164. compel = zorlamak¤ mecbur bırakmak (= force¤ oblige)
165. compensation for = (1) tazminat ödemek (2) telafi etmek
166. compete = rekabet etmek¤ yarışmak ***competition = müsbaka¤ yarış
167. compete against = başkasıyla yarışmak¤ rekabet etmek
168. compete with = başkasıyla aynı yerden beslenmek/geçim sağlamak (kangurular koyunların otlaklarından otlanan rakip hayvanlar olması gibi)
169. competition = (1) rekabet (2) müsabaka¤ yarış
170. compile = derlemek¤ bir araya getirmek (bilgi¤ delil vb)
171. complain to somebody about something = şikayet etmek
172. completely = tamamen¤ bütünüyle (= entirely)
173. comply (with) = --- e uymak¤--- e itaat etmek (= abide by)
174. compose = oluşturmak¤ meydana getirmek *** be composed of = --- den oluşmak
175. compound = bir sürü binanın bulunduğu etrafı çevrili mekan
176. comprise = içermek (= include)
177. compute = hesap yapmak¤ bir notu bilgisayara girmek(= calculate )
178. conceal = gizlemek¤ saklamak (= hide)
179. conceive as = (1) --- olarak algılamak/düşünmek (2) conceive of = bir şeyi ilk kendisi akıl etmek (= senaryonun konusu vb) (3) gebe kalmak
180. conclude = sonuç çıkarmak (= assume)
181. conclusion = sonuç¤ netice¤ yargı
182. condition = durum¤ hal / koşul¤şart
183. conditionally = şartlı olarak¤ belli şartlara bağlı
184. conduct = (1) (deney¤ anket vb) idare etmek¤ yürütmek (= carry out) (2) (isim hali) davranış (= behaviour)
185. conduct = (1) (deney¤çalışma vb) yürütmek¤icra etmek (2) davranış (= behaviour)
186. confess = itiraf etmek (= speak out)
187. confident (of) = emin
188. confine to = (1) sınırlamak¤ bir yere mahkum etmek (2) hapse atmak (= imprison)
189. confirm = (1) onaylamak¤ doğrulamak (= verify) (2) (bir iddiayı¤ davayı vb) güçlendirmek¤ pekiştirmek (= strengthen)
190. conflict = (1) çatışma¤ savaş (2) anlaşamama¤ tartışma
191. conflict with = çatışmak¤ çarpışmak¤ savaşmak
192. conform to = uymak¤ uyuşmak (= obey the rules)
193. confront = (1) karşılaşmak¤ yüz yüze gelmek (2) confront about = yüzleştirmek
194. confuse = karıştırmak¤ şaşırmak
195. conquer = (1) fethetmek (2) yenmek¤ galip gelmek
196. consent = (1) razı olmak (2) izin¤rıza (= permission)
197. consent to = razı olmak
198. consequence = sonuç¤ netice (= result)
199. conserve = korumak¤ muhafaza etmek
200. considerable = büyük ölçüde¤ önemli miktarda¤ azımsanamaz X negligible(=neglicıbıl)
201. considerably = önemli ölçüde¤ oldukça
202. considerately = düşünceli/nazik bir şekilde
203. consideration = göz önünde bulundurma/düşünme
204. consist of = ibaret olmak¤ meydana gelmek
205. conspire against = birine komplo kurmak (= plot against)
206. constantly = 1-sürekli 2- aralıksız
207. constantly = sürekli
208. constitute = oluşturmak¤ meydana getirmek (= make up)
209. constrain = zorlamak (= restrain¤ force)
210. construct =inşa etmek¤ yapmak (= build)
211. consult = danışmak (= check with)
212. consume = tüketmek (= use up)
213. contact with = birisi ile kontak/temas kurmak¤ irtibata geçmek
214. contemporary = çağdaş¤ aynı çağda yaşayan
215. content with = --- den memnun
216. contest = yarışma¤ müsabaka *** beauty contest = güzellik yarışması
217. continent = kıta
218. contract = (1) sözleşme yapmak (2) küçülmek¤ büzülmek (= shrink) (3) hastalık kapmak
219. contradict = çelişmek
220. contradictory = çelişkili¤ tutarsız¤ kendini yalancı çıkaran (= inconsistent)
221. contribute to = katkıda bulunmak
222. controversial = tartışmalı¤ fikir ayrılığına sebep olan (= disputable¤ debatable)
223. controversy = anlaşmazlık¤ fikir ayrılığı
224. conventional = geleneksel¤ alışılagelen
225. converse = (1) karşıt¤ zıt (2) konuşmak
226. convert into = dönüştürmek (= change)
227. convict = mahkum¤ tutuklu
228. convince = ikna etmek
229. correctly = doğru bir şekilde¤ düzgünce (= accurately¤ precisely)
230. correspond to = bir şeyle uymak¤ uygun düşmek¤ tekabül etmek (= agree¤ match)
231. correspond with = birisi ile yazışmak
232. counterpart = karşılığı¤ dengi (“Sultan” kelimesinin counterpart’ı “Kral” dır)
233. couple = çift
234. course = (1) gidişat¤ ilerleme (zaman/mekan içinde) *** in the course of = ---nın esnasında (2) (nehir için) akış yönü (3) öğrenim¤ kurs
235. cramped = hijyenik olmayan
236. crash = (1) kaza¤ şiddetli ses¤ iflas (2) yere düşme ¤ çarpma
237. crawl = emeklemek
238. create = yaratmak
239. credibly = inanılır bir şekilde (= believably)
240. criminal = ciddi bir suç/cürüm işlemiş¤suçlu
241. crippled = felçli¤ kötürüm (= paralysed) (2) engellenmiş¤ gerilemiş (ekonomi vb)
242. crocodile = timsah (= alligator)
243. cross out = üstünü çizmek¤ silmek (= delete)
244. crumble = ufalanmak¤ parçalanmak (= disintegrate¤ fall apart)
245. cultivate = tarım yapmak¤ tarlayı vb sürüp ekmek
246. curator = sanat galerisi/müze/kütüphane görevlisi
247. currency = döviz
248. curve = eğim¤ eğmek
249. custom = gelenek¤ görenek *** customs = gümrük
250. customary = geleneksel (= traditional

251. debate = tartışmak
252. debt = borç
253. deceit = kandırmak *** deceitful = hilekar¤ hileci
254. deceive = kandırmak¤ kafaya almak (= take in)
255. decipher = şifresini çözmek
256. decipher = şifresini çözmek¤ anlamını meydana çıkarmak
257. declare = ilan etmek¤ beyan etmek
258. decline = (1) azalmak¤ gerilemek (2) kibarca reddetmek (= turn down)
259. dedicate = kendini adamak (= devote to¤ commit oneself to)
260. dedicate to = kendini adamak (= devote to)
261. deduce = sonuç çıkarmak (= conclude¤ assume)
262. deduction = tümevarım¤ sonuç (= conclusion)
263. deepen = derinleştirmek¤ derinleşmek
264. defeat = yenmek¤ bozguna uğratmak (= beat)
265. defect = bozukluk¤ kusur¤ hata¤ sakatlık *** speech defect = konuşma özrü
266. defend = savunmak
267. define = tanımlamak
268. degeneration = yozlaşma¤ aslını kaybetme
269. delay = geciktirmek
270. delightful = zevkli¤ hoş
271. deliver = (1) siparişi teslim dağıtmak/teslim etmek (= distribute) (2) doğurmak vermek (3) deliver speech = konuşma yapmak
272. demand = (1) talep¤ istek (2) talep etmek¤ istemek ***in demand = revaçta
273. demobilize = askerden terhis etmek
274. demolish = yıkmak¤ parçalamak (= do away with)
275. demonstrate = (1) uygulamalı bir şekilde göstermek (= show) (2) gösteri yapmak¤ protesto düzenlemek
276. deny = (1) inkar etmek (2) yapmasını yasaklamak (deny somebody to do something)
277. depress = (1) üzmek (= sadden¤ upset) (2) bastırmak (= press down)
278. derive from = çıkarmak¤ gelmek
279. descend = inmek¤ azalmak
280. desert = çöl
281. deserve = hak etmek
282. design = plan çizmek¤ tasarlamak
283. design = tasarlamak¤ dizayn etmek
284. desire = (1) istek¤ arzu (2) istemek¤ arzu etmek (= wish)
285. desolate = mutsuz¤ kederli (= depressed) (2) terkedilmiş (= deserted)
286. dessert = tatlı
287. destination = hedef¤ varılacak yer
288. destiny = kader¤ kısmet
289. destroy = yıkmak¤ yok etmek (= damage¤ ruin)
290. detain = alıkoymak¤ göz altında tutmak (= take into custody)
291. detect = meydana çıkarmak¤ işin aslını ortaya çıkarmak (= discover¤ notice)
292. detection = teşhis etmek¤ belirlemek
293. deter (someone) from = caydırmak¤ engel olmak (= discourage)
294. deteriorate = kötüleşmek¤ kötüye gitmek (= aggravate¤ worsen)
295. determination = (1) azim¤ kararlılık (= ambition) (2) inat (= stubbornness¤ obstinacy)
296. devastate = yıkmak¤ tahrip etmek (= destroy)
297. develop = (1) geliş(tir)mek¤ genişle(t)mek¤ ortaya atmak (teori¤ fakir vb) (2) (foto) film banyo ettirmek (3) (vücudun ürettiği bir hastalığa) yakalanmak “develop cancer”
298. deviate = sapmak¤ yönünü değiştirmek (= diverge¤ stray)
299. devote = adamak
300. diagnose as = teşhis etmek
301. differentiate = ayırmak (= distinguish)
302. diminish = azalmak (= decline)
303. direct = (1) yönetmek (2) (turiste vb) yol göstermek (guide)
304. disappearance = ortadan/gözden kaybolmak (= vanish)
305. disclose = açığa çıkarmak¤ gün ışığına çıkarmak (= reveal¤ display)
306. discover = keşfetmek
307. discriminate (against) = (ırk¤ yaş¤ cinsiyet vb) ayrımcılık yapmak
308. discriminate against = ayrımcılık yapmak
309. discuss about = tartışmak (= argue)
310. disease = hastalık¤ maraz (= illness¤ ailment)
311. dismiss = kovmak (işten)¤ kafasından çıkarmak
312. dismissal = kovma¤ başından savma
313. dispatch = göndermek¤ yollamak (= send¤ submit)
314. display = göstermek¤ sergi *** on display = sergide
315. displeased = hoşnut kalmamış¤ memnun olmayan (= discontented¤ unsatisfied)
316. dispose of = başından atmak¤ --- den kurtulmak (= get rid of)
317. dispute = (1) tartışmak¤ anlaşamamak (= disagree) (2) anlaşmazlık (= controversy)
318. disqualify = diskalifiye etmek¤ elemek¤ yetersiz görmek
319. disseminate = (bilgi¤ fakir vb) yaymak¤ dağıtmak
320. distinct = (1) farklı¤ ayrı¤ bağımsız (= different) (2) açık seçik¤ net (= clear)
321. distinguish = ayırmak¤ farkını söylemek (= differentiate)
322. distort = (1) (olayın aslını) çarpıtmak¤ farklı bir anlam yüklemek (= misrepresent) (2) (şeklini/biçimini vb) bozmak¤ tahrif etmek (= disfigure)
323. distress = (1) tehlike (2) acı¤ ıstırap
324. distribute = dağıtmak (= deliver¤ hand out)
325. divert = (trafik yönünü vb) saptırmak¤ başka yöne çevirmek
326. dizzy = başı dönen¤ kendini bayılacak gibi hisseden (= giddy)
327. docile (dosayl) = uysal¤ evcil
328. dominate = egemen/baskın olmak¤ hakim olmak¤ idaresi altına almak
329. donate = (para¤ kan vb) bağış yapmak (= contribute)
330. donation = (para¤ kan vb) bağış yapmak (= contribution)
331. dowry = çeyiz
332. dramatic = (1) tiyatro ile ilgili (= theatrical) (2) önemli¤ kayda değer (= drastic) (3) ani¤ çok hızlı (fiyatlarda ani ve hızlı artış gibi)
333. draw = (1) (resim vb) çizmek (2) (perde vb) çekmek¤ kenara almak (3) (sonuç) çıkarmak (***draw a conclusion) (4) bir maçın berabere bitmesi
334. dress code = (bir işyerinde veya okulda) kıyafet genelgesi
335. drug addict = eroin bağımlısı
336. drug dealer = eroin ticareti yapan kişi
337. dustbin = çöp kutusu (= trash can)
338. earth***** = deprem
339. edit = bir kitabı basılabilir hale getirmek¤ editörlük yapmak
340. edition = (kitap için) basım¤ baskı¤ yayın
341. educate = eğitmek (= train)
342. effect = etki (= influence¤ impact) *have an effect on = üzerinde etkisi olmak
343. elect = seçmek (= vote for)
344. eliminate = elemek¤ den kurtulmak (= get rid of) (2) yok etmek¤ yıkmak (= destroy)
345. elimination = (1) ortadan kaldırma¤ yok etme¤ bertaraf etme (2) hesaba katmama
346. embarrass = utandırma (= humiliate)
347. embrace = (1) kucaklamak (= hug¤ cuddle) (2) (fikir¤ din vb) benimsemek
348. emerge = ortaya çıkmak (= come out)
349. emphasize = vurgulamak
350. employ = (1) işe almak (2) (metot¤ yöntem vb) uygulamak
351. empty = (1) boşaltmak (2) boş
352. emulate = taklit etmek¤(= imitate¤ copy)
353. enable = olanaklı kılmak
354. enclose = çevresini sarmak
355. encounter = karşılaşmak ( to face)
356. encourage = teşvik etmek
357. endure = dayanmak
358. enhance = büyülemek
359. enhancement = yükseltme¤ artırma¤ çoğaltma (= improvement¤ enrichment)
360. enlarge = büyütmek¤ genişletmek
361. enquire = soruşturmak
362. enslave = köleleştirmek¤ esir etmek
363. ensure = birini temin etmek/emin kılmak¤ birine garanti vermek
364. entertain = eğlendirmek
365. entirely = tamamen (= completely)
366. entrance = giriş
367. envy = kıskanmak¤ imrenmek
368. epic = destan
369. epic = destansı (şiir vb)
370. equal = eşit¤ adil
371. equality = eşitlik (= parity¤ fairness)
372. equate = eşitlemek
373. equip = donatmak
374. equip = donatmak ***equipment = donanım¤ teçhizat
375. erode = yıpratmak¤ aşınmak
376. erupt = patlamak
377. establish = kurmak¤ doğruluğunu kanıtlamak¤ kabul etttirmek
378. estimate = tahmini bir şey/rakam söylemek¤ tahminde bulunmak (= guess)
379. eternal = kalıcı¤ ebedi
380. evaluate = değerlendirmek (= assess)
381. evaluation = değerlendirme (= assessment)
382. evidently = açık ve şüphe götürmez bir şekilde¤ delillere dayanarak (= obviously)
383. evolve = (1) geliş(tir)mek (= develop) (2) (Biyolojide) evrim geçirmek
384. evolve = değişmek¤ evrim geçirmek
385. exaggerated = abartılı¤ mübalağalı
386. excavate = kazı yapmak
387. exceed = aşmak
388. excessive = aşırı¤ abartılı (sayıda¤ miktarda)
389. exchange = takas etmek¤ değiş tokuş etmek (= swap)
390. exclude = çıkarmak
391. exclusive to = herkese açık olmayan¤ özel (otel¤ tatil yeri vb)
392. exclusively = sadece¤ yalnızca
393. excursion = keşif gezisi
394. exhibit = sergilemek
395. exist = var olmak¤ mevcut hale gelmek
396. existence = var oluş¤ mevcut olma
397. expand = genişlemek¤ büyümek¤ nüfuz olarak artmak
398. expect = ummak¤ beklemek
399. expectation = umut¤ beklenti
400. expense = masraf
401. experience = (1) tecrübe (2) tecrübe etmek¤ yaşamak (3) olay¤ vukuat
402. expire = (yiyecek¤ ilaç vb için) son kullanma tarihi gelmek¤ miadı dolmak
403. expire = süresi dolmak
404. Expiry Date = Son Kullanma Tarihi
405. explode = patlamak
406. exploit = patlatmak¤ sömürmek
407. explore = keşfetmek¤araştırmak
408. export = ithal etmek
409. expose = (1) açıklamak¤ arz etmek (= reveal) (2) (tehlikeye vb) maruz bırakmak
410. express = (1) ifade etmek¤ iletmek (2) çabuk¤ hızlı (= fast)
411. extend = (1) (tatilin¤ ödevin vb) süresini uzatmak (= prolong) (2) ekleme yapmak (eve birkat daha çıkmak veya balkon eklemek gibi) (= make bigger) ***extension
412. extract = elde etmek¤ çekip çıkarmak (üzümden sirke elde etmek gibi)
413. extraordinary = (1) fevkalade¤ olağanüstü (= exceptional) (2) tuhaf¤ alışılmadık
414. fabricate = (1) uydurmak (= make up) (2) (raf vb) monte etmek (= put up)
415. facilitate = kolaylaştırmak
416. fade = (1) solmak (2) solgun
417. failure = başarısızlık
418. faint = (1) bayılmak (= pass out) (2) solgun (ses¤ renk vb)
419. fairly = oldukça (= quite¤ rather)
420. falsify = (1) hesaplar üzerinde oynamak (2) sahtekarlık yapmak (= fake)
421. familiar (with) = aşina¤ tanıdık
422. famish = aç kalmak¤ açlıktan ölmek (= starve)
423. fare = (otobüs¤ uçak vb için) fiyat
424. fatal = ölümcül ***fatally injured = ağır yaralı¤ ölümcül yarası olan
425. favourable = olumlu¤ yapıcı (= positive¤ constructive) (2) uğurlu (= auspicious)
426. fearful for = --- için korkan/endişelenen
427. fertilize = (toprağı vb) verimli hale getirmek¤ verimli kılmak
428. fetch = gidip getirmek
429. fiancé = (erkek) nişanlı
430. fiancée = (kız) nişanlı
431. field trip = kır gezisi¤ arazi gezisi
432. fierce = (1) şiddetli¤ kıyasıya¤ çetin (rekabet vb) (2) azgın¤ azmış (köpek vb)
433. figure = (1) şekil¤ figür (2) rakam¤ sayı (3) figure out = anlamak (= make out)
434. filthy = (1) pis¤ kirli (2) dayanıksız¤ sağlam olmayan
435. finance = finanse etmek¤ paraca desteklemek
436. fine = (1) ince ince/küçük doğranmış (et¤ patates vb) (2) iyi¤ güzel (3) para cezası
437. firework = havai fişek
438. fit = (1) sağlıklı¤ zinde¤ sıhhati yerinde (= robust¤ healthy) (2) (bir kıyafetin şıklık bakımından değil de bedene oturması anlamında) yakışmak (3) sara nöbeti (= seizure)
439. flatmate = ev arkadaşı
440. flattery = birine yağ çekme
441. flee = kaçmak (= escape)
442. fleece = koyun postu (yünlü) *** hide = yünsüz post
443. flight = (1) uçuş (2) uçak (= airplane = aeroplane)
444. flow = (nehir vb için) akmak *** overflow = taşmak
445. fluctuate = dalgalanmak¤ istikrarlı gitmemek¤ bir artmak bir azalmak
446. fluctuate = dalgalanmak
447. focus on = odaklanmak¤ yoğunlaşmak (= concentrate on¤ centre on)
448. fold = (1) katlamak¤ kıvırmak¤ bükmek (2) bir şeyin --- katı¤ --- misli (twofold¤ tenfold = iki katı/misli¤ on katı/misli)
449. force = zorlamak
450. forceful = (1) güçlü¤ zorlu (2) etkili¤ ikna edici
451. forecast = önceden tahmin etmek (= predict)
452. forge = taklidini yapmak¤ sahtesini çıkarmak
453. forgery = sahtekarlık (= counterfeit¤ fake)
454. forgery = sahtekarlık¤ kalpazanlık
455. former = önceki (iki şeyden bahsederken ilk söylenen kişi veya şey)
456. formerly = evvelki¤ önceki
457. formulate = formülleştirmek¤ formüle dökmek
458. forthcoming = yakınlaşmakta olan¤ gelmekte olan ( Christmas vb.)
459. fortify = takviye etmek¤ sağlamlaştırmak¤ kuvvetlendirmek (= strengthen¤ enrich)
460. fracture = kırılmak¤ çatlamak ( kemik¤ kolon vb)
461. frail = zayıf¤ cılız (= feeble)
462. frame = çerçeve
463. freed = serbest kalmış¤ özgür (= at liberty¤ at large)
464. fulfil = (görev¤ sorumluluk vb) yerine getirmek¤ icra etmek (= carry out)
465. fundamental = esas¤ temel¤ zorunlu (= essential)
466. funeral = cenaze töreni
467. fussy = aşırı titiz (= fastidious¤ meticulous¤ diligent)
468. fuzzy = tüylü
469. gather = (1) toplamak¤ bir araya getirmek (2) bir araya gelmek
470. gender = cinsiyet (= ***)
471. generate = (1) (ısı¤ elektrik vb) üretmek (2) (tartışma vb) ortaya atmak
472. genre (= canr) = tür¤ çeşit¤ nevi (= type¤ sort)
473. get rid of = başından atmak¤ defetmek
474. giant = dev X dwarf
475. give up = vazgeçmek¤ bırakmak (= abandon¤ abort)
476. glance = göz atmak
477. gloom = karanlık ***gloomy = üzüntülü¤ hüzünlü
478. glorify = yüceltmek¤ övmek (= praise)
479. goal = amaç¤ gaye (= aim)
480. govern = yönetmek
481. government = hükümet
482. grab = kapmak¤ el koymak (= snatch)
483. gradually = yavaş yavaş¤ kademeli olarak
484. grant = vermek¤ bahşetmek (burs¤ bağış vb)
485. grasp = (1) (bir nesneyi) kavramak (2) (bir konuyu) kavramak¤ anlamak
486. graveyard = mezarlık (= cemetery)
487. groom = damat
488. grow tired of = --- den yorulmak
489. growl = köpek ve benzeri hayvanların çıkardığı hırlama sesi
490. guide = rehber¤ rehberlik etmek
491. harass = saldırmak¤ taciz etmek ******ual harassment = cinsel taciz
492. harbour = (1) liman (2) barındırmak¤ sağlamak
493. hardship = zorluk
494. harshly = (1) sert bir şekilde (2) kabaca
495. hasten = acele etmek
496. havoc = hasar¤ yıkım (= destruction)
497. hazard = tehlike
498. hazardous = tehlikeli (= perilous)
499. hectic = heyecanlı¤ telaşlı¤ hareketli (program¤ ofis vb)
500. hesitate = duraklama

501. highly = oldukça¤ epey (= extremely)
502. hinder = (1) engel¤ mani (2) engel olmak¤ mani olmak
503. hire = (1) kiralamak (2) işe almak (= employ)
504. hitchhiker = otostopçu
505. hollow = oyuk¤ boşluk (ağaç kovuğu vb) *** hollow promise = boş vaat
506. hopefully = inşallah (= with any luck)
507. horrible = korkunç
508. huge = iri¤ büyük (= enormous¤ immense)
509. humiliate = aşağılamak¤ rezil etmek¤ utandırmak (= embarrass)
510. hunter = avcı
511. hurricane (hörikeyn) = kasırga
512. iceberg = buz dağı (= glacier)
513. identify = teşhis etmek¤ kimliğini belirlemek¤ sınıflandırmak
514. idle = tembel (= lazy¤ indolent) X (= hardworking)
515. ignore = görmezden kalmak¤ kale almamak (= take no notice)
516. illusion = hayal¤hülya¤ kuruntu
517. illustrate = örneklemek
518. imagine = hayal etmek
519. imitate = taklit etmek
520. immediate = (1) derhal¤ acele¤ çabuk (2) (akraba için) en yakın
521. immobilize (immmobilayz) = hareketsiz/sabit kılmak
522. impact = çarpmak
523. impeach = suçlamak¤ itham etmek (= accuse)
524. implement = gerçekleştirmek (realize)
525. implicate = bulaştırmak
526. imply = ima etmek
527. impose = zorla kabul ettirmek¤ koymak( vergi)¤ yük olmak
528. imprisonment = hapse atmak (= incarceration)
529. improve = geliştirmek
530. inaudible = duyulamaz¤ işitilemez (ses vb)
531. incapable of (inkepıbıl) = kabiliyetsiz¤ yeteneksiz (= unskillful)
532. incapacitate = yetersiz bırakmak¤ olanak tanımamak¤ aciz bırakmak (= debilitate)
533. incessant = aralıksız¤ sürekli
534. incline = eğmek¤ eğilimi olmak¤ fikrini vermek
535. include = dahil etmek¤ içermek (= consists of¤ incorporate) x exclude
536. incorporate into = dahil etmek (= include¤ integrate)
537. incredible = inanılmaz ( = unbelievable)
538. indicate = göstermek¤ belirtisi olmak
539. indifference to = kayıtsız¤ ilgisiz olmak
540. induce = -e neden olmak¤ ikna etmek
541. inevitable = kaçınılmaz (= inescapable)
542. infer = anlamak¤ sonucunu çıkarmak
543. influence = (1) etki (= impact¤ effect) (2) etkilemek
544. influential (influwenşıl) = nüfuzlu¤ sözü geçer¤ çevresi geniş (= well-connected)
545. inherit = mirasa konmak¤ miras olarak almak (= come into)
546. inhibit = göz dağı vermek
547. initially = başlangıçta¤ ilk etapta (= at first)
548. initiate (inişiyeyt)= başlatmak (= start¤ commence)
549. injure = incitmek
550. injustice = eşitsizlik¤ adaletsizlik (= inequality¤ unfairness)
551. innovate = yeni bir şey icat etmek¤ yenilik getirmek (= invent)
552. innovation = yenilik¤ yeni bir şey icad etmek
553. innovative = yenilikçi¤ icatçı
554. insatiable (inseyşıbıl) = (1) gözü doymaz¤ doyumsuz¤ aç gözlü (2) obur¤ pisboğaz
555. insignificant = (1) ehemmiyetsiz¤ önemsiz (2) anlamsız¤ manasız
556. insist (on) = ısrar etmek (= persist in)
557. inspect = incelemek
558. instantaneously = anlık¤ bir anda olan¤ aniden (= immediately¤ instantly)
559. institute = kurmak
560. instruct = talimat vermek
561. insulate (against) = yalıtmak¤ (soğuğu/sesi vb) kesmek (hırkanın soğuğu kesmesi gibi)
562. integrate = bütünleşmek¤ kaynaşmak
563. intelligence = (1) zeka¤ akıl (2) haber ajansı
564. intention (intenşın) = niyet
565. intentional = kasıtlı¤maksatlı¤bilebile (= deliberately)
566. interaction (with) = etkileşim
567. interfere = başkasının işine burnunu sokmak
568. interfere with = karışmak¤ müdahale etmek
569. interpretation = yorum¤ çeviri
570. interrogate = sorguya çekmek
571. interview = (1) röportaj¤ röportaj yapmak (2) mülakat¤ mülakat yapmak
572. intimate = (1) samimi (2) tanıdık¤ aşina (alışılan plaj¤ trafik manzaraları vb)
573. introduce = (1) tanıştırmak (2) yeni bir icadı/fikri ortaya atmak
574. invade = işgal etmek¤ istila etmek (= attck¤ occupy)
575. invaluable = paha biçilmez¤ çok değerli (= priceless)
576. invent = icat etmek (= make up)
577. invest (in) = para yatırımı yapmak
578. investigate = araştırmak¤ incelemek (= search¤ look into)
579. invoke = dilemek
580. involve = (1) dahil etmek (2) gerektirmek
581. involvement = dahil olma¤ karışma (= association¤ participation)
582. irregularity = (1) yolsuzluk¤ hile (2) düzensizlik
583. isolate = izole etmek¤ (iki şeyi vb) birbirinden ayırmak¤ tecrit etmek
584. jeopardize (ciopidayz) = tehlikeye atmak (= endanger¤ imperil)
585. join = katılmak¤ iştirak etmek
586. joint = (1) eklem¤ mafsal (2) ortaklaşa yapılan (= mutual)
587. justify = doğrulamak
588. kennel = köpek kulübesi
589. keyhole = anahtar deliği
590. kidnapper = adam/çocuk kaçıran (= abductor)
591. knock = (1) devirmek (2) (kapı vb) çalmak
592. knowledge = bilgi
593. label = etiketlemek
594. lamb = (1) kuzu (2) kuzu eti
595. latter = sonraki x former = önceki
596. lawyer = avukat (= solicitor)
597. leak = (1) (su¤ yağ vb) sızmak (2) (bilgi¤ gizli sırlar vb) medyaya sızmak
598. legend = efsane (= myth)
599. legislate = yasamak
600. leisure = boş vakit
601. lessen = azaltmak (= diminish)
602. levy = zorla toplama (haraç)
603. Likewise = Buna benzer şekilde¤ Aynen bunun gibi (= Similarly)
604. listless = yorgun¤ bitkin (= exhausted)
605. literacy = okur yazarlık
606. litter = çöp (= trash¤ garbage¤ rubbish)
607. loathe = nefret etmek (= abhor¤ hate)
608. locate = yerleştirmek
609. location = mevki¤ yer
610. loose = gevşek¤ sıkıca bağlanmamış¤ gevşemiş X tight
611. lovely = sevecen¤ sevimli
612. luggage (lagiç) = bagaj
613. magical (mecikıl) = sihirli
614. mainstream = pek çok kişi tarafından kabul gören inanış veya düşünce
615. maintain = korumak
616. make a decision = karar vermek
617. manage = (1) başarmak¤ üstesinden gelmek (2) yönetmek¤ idare etmek
618. management = yönetim idare
619. manipulate = elinde oynatmak
620. manner = davranış¤ tutum (= attitude)
621. manufacture = fabrikada üretmek
622. march = ilerleme¤ ilerleyiş¤ marşla yürümek
623. massacre (messekı=r) = soykırım¤ katliam (= genocide)
624. master = (1) efendi¤ sahip (2) hakim olmak¤ bir şeyi detaylarıyla bilmek (= govern)
625. masterpiece = şaheser¤ baş yapıt
626. mature (maçu=) = olgun
627. meadow = çayır¤ otlak¤ mera (= pasture)
628. meander = (1) dolambaçlı yol (2) avare avare dolaşmak
629. measure (mejı=r) = (1) ölçü¤ ölçmek (2) tedbir¤ önlem (= precaution)
630. mediate between = arabuluculuk etmek¤ arasını bulmak
631. meet = (1) (ihtiyaç¤ talep vb) karşılamak (2) tanışmak (3) (bir yolcuyu) karşılamak
632. memorial = anıt
633. memory = hafıza
634. merge = birleşmek¤ bir araya gelmek ( iki şirketin birleşmesi vb)
635. migrate = göçmek
636. minor = (1) az (2) önemsiz¤ küçük *** minority= azınlık
637. miraculously = mucize eseri
638. misbehave = terbiyesizlik yapmak¤ kötü davranışlar sergilemek
639. mischief = yaramazlık¤ haşarılık (= misbehaviour)
640. misunderstanding = yanlış anlaşılma (= misconception)
641. mix up = aklını karıştırmak¤karıştırmak
642. mock at = dalga geçmek¤ alay etmek (= tease¤ make fun of)
643. modify = değiştirmek (= change)
644. mood = ruh hali¤ moral ***in a bad mood = morali bozuk olmak
645. mourning = yas¤ keder (= lamentation) ***mournful = yaslı¤ yas tutan
646. move = (1) hareket etmek¤ taşımak (2) (bir yerden bir başka yere) taşınmak
647. movement = (1) hareket (2) (edebiyatta vb) akım
648. multinational = çok uluslu
649. municipality = belediye
650. murder = (1) öldürmek¤ cinayet işlemek (= kill) (2) cinayet
651. mystery = gizem¤ sır (= enigma)
652. narrowly = kıl payı (= She narrowly escaped death yesterday.)
653. native to = yöreye has/özgü
654. neglect = ihmal etmek (= ignore)
655. nervous = gergin (sınav öncesi vb..) *** nervous attack = sinir krizi
656. neutrality (nötraliti) = tarafsızlık (= impartiality)
657. notice = (1) ilan (2) fark etmek
658. obese = şişman¤ obez
659. obey = uymak¤ itaat etmek ( kurallara vb)
660. objection = itiraz
661. obligation = zorunluluk¤ mecburiyet
662. obscure = (1) silik (2) anlaşılmaz hale getirmek¤ karışık hale getirmek (= confuse)
663. observe = gözlemlemek
664. obsolete = modası geçmiş¤ eskide kalmış
665. obtain = elde etmek (= gain¤ attain)
666. occasion = (1) özel olay¤ önemli gün (2) durum¤ hal
667. occasional = ara sıra¤ nadiren (= infrequent)
668. occupy = (1) (ülke/şehir vb) işgal etmek (2) bir mekanı doldurmak¤ yerleşmek
669. occur= meydana gelmek
670. occurrence = vukuat¤ olay
671. odd = (1) tuhaf (=strange¤ weird *(wiyırd) (2) odd numbers = tek sayılar (1¤3¤5 ..)
672. Oddly enough! = Ne tuhaftır ki …!
673. odour = koku ***odourless = kokusuz X (aromatic = hoş kokulu)
674. offend = (1) gücendirmek¤ kırmak (2) (hafif) suç işlemek
675. offer = (1) teklif¤ teklif etmek (2) (imkan¤ fırsat vb) sağlamak¤ sunmak
676. officially = resmen¤ resmi olarak
677. opportunity = fırsat *** opportunist = fırsatçı
678. opposition = karşıtlık¤ muhalefet¤zıtlık
679. oppress = zulmetmek (= persecute)
680. ordinary = sıradan¤ alışılagelmiş (= commonplace¤ mundane¤ average)
681. originally = ilk başta¤ ilk önceleri (= initially¤ at first)
682. ornament = (1) süs¤ süs eşyası (2) süslemek
683. orphan = yetim bırakmak
684. outcrop = yeryüzüne çıkmış katman
685. outcry = feryat figan¤ çığlık
686. outdo = birini geride bırakmak¤ sollamak¤ ekarte etmek (= surpass)
687. outing = gezi¤ gezinti
688. outlet = (sadece bir çeşit ürün veya sadece bir firmanın ürününü satan) şube
689. overlap = üstüste binmek
690. overlook = (1) göz ardı etmek¤ görmezden gelmek (= ignore) (2) (bir evin denize bakması¤ bir ofisin otoparka bakması gibi) --- e bakmak
691. overtake = (arabasıyla bir başka arabayı) sollamak
692. overtake = sollamak¤ bastırmak
693. partially = kısmen
694. participate in = katılmak¤ iştirak etmek (= take part in¤ join¤ attend)
695. participation = iştirak¤ katılım ***participatory = katılımcı
696. particular (pıtik=ulır) = özel¤ önemli *** in particular = özellikle
697. particularly = özellikle
698. passenger = toplu taşıt yolcusu
699. passionately = ihtirasla¤ tutkuyla
700. patiently = sabırla¤ sabırlı bir şekilde (= uncomplainingly)
701. pavement = kaldırım (= side-walk)
702. peace and quiet = huzur ve sükunet
703. peak = doruk¤ zirve *** at peak = zirvede¤ dorukta
704. peculiar = tuhaf¤ acayip (= odd¤ weird¤ strange)
705. pedestrian = yaya
706. penalize = ceza vermek¤ cezalandırmak (= punish)
707. perceive = algılamak
708. permission = izin¤ müsaade
709. persevering = sebatkar¤ gayretli
710. persist = ısrar etmek¤ sürüp gitmek
711. persuade = ikna etmek
712. pessimism = kötümserlik ***pessimist = kötümser ***optimist = iyimser
713. pet = ev hayvanı
714. pioneer = öncü¤ yol açan¤ öncülük eden (= forerunner)
715. placement = yerleştirme
716. plague (pleyg) = (1) veba (2) öldürücü salgın hastalık (3) (bela vb) musallat olmak
717. plain = (1) düz¤ sade (2) ova¤ düzlük
718. plead = yalvarmak ¤ rica etmek
719. please = (1) memnun etmek¤ tatmin etmek (= satisfy) (2) Lütfen!
720. pledge (plec) = ciddi bir söz vermek¤ ciddi bir vaat
721. poem = şiir ***poetry = şiir
722. point = (1) anlam¤ mana ***pointless = anlamsız (2) (zamanda/mekanda vb) nokta
723. policy = tutum¤ kural¤ prensip¤ ilke
724. polio = çocuk felci
725. pose = ortaya çıkarmak¤ poz vermek
726. possess = sahip olmak¤ etkilemek
727. possession = eşya¤ mal mülk
728. post = (1) vazife¤ görev¤ iş (2) posta
729. postpone = ertelemek (= put off)
730. practically = 1-hemen hemen 2-uygun olarak¤ pratik olarak
731. praise = övmek (= glorify¤ compliment)
732. precede = - den önce gelmek
733. predict = tahminde bulunmak
734. predictable = tahmin edilebilir¤ sağı solu belli
735. prejudice = ön yargı (= bias)
736. present = (1) sunmak¤ tanıtmak (2) mevcut¤ var olan (= existing)
737. preserve = korumak¤ muhafaza etmek
738. pressure = baskı¤ basınç ***under pressure = baskı altında
739. prevent = engel olmak¤ mani olmak
740. previously = önceden¤ eskiden (= formerly)
741. prior (to) = --- den önce¤ --- den evvel
742. prison = hapishane (= jail)
743. probability = olasılık
744. process = (bir malzemeyi) işlemek
745. progress = ilerlemek ***in progress = devam eden¤ ilerlemekte olan
746. promote = (1) terfi etmek¤ makamını yükseltmek (2) reklam yapmak
747. prompt = çabuk¤ ivedi¤ acele¤ vakit geçirmeden (= punctual¤ immediate)
748. promptly = derhal¤ hemen
749. proofread = bir metni inceleyip üzerindeki yanlışları düzeltmek
750. properly = adam akıllı
______________________

imza kurallarına aykırı //duygudu
cob666_dennis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-20-2007, 23:35   #2 (permalink)
Usta Forumeralı
 
cob666_dennis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: m.T.a.L
Üye No
9686
Mesajlar
289
Forum Katkısı
901
Forum Katkısı Puanı
88140
Derecesi
cob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond reputecob666_dennis has a reputation beyond repute
Standart



751. property = mal¤ mülk
752. proportion = oran ***in proportion to = ---e oranla
753. protection against = koruma
754. provoke = kışkırtmak¤ tahrik etmek
755. publish = (kitap¤ kaset vb) yayımlamak
756. purchase (pö=çıs) = (1) satın almak (2) satın alınan eşya
757. purchase = satın almak (= buy)
758. purpose = amaç¤ gaye
759. pursue = takip etmek (= follow¤ chase) ***in pursuit of = ---nın peşinde
760. push = itmek X pull = çekmek
761. put forth = öne sürmek¤ ortaya atmak (= put forward¤ bring up)
762. queue = sıra¤ kuyruk
763. race = (1) ırk (2) yarış
764. racism = ırkçılık¤ milliyetçilik (= nationalism)
765. raid = yasadışı işlere yapılan baskın (= seizure)
766. raise = (1) artırmak¤ yükseltmek¤ kaldırmak (su seviyesini¤ maaşları vb) (2) (hayvan/insan) yetiştirmek¤ büyütmek (3) (sorun¤ konu¤ fikir vb) ortaya atmak
767. rate = oran¤ hız
768. receive = almak¤ kabul etmek
769. reckless = = dikkatsiz¤ pervasız (= irresponsible¤ thoughtless)
770. recklessly = dikkatsizce¤ pervasızca (= irresponsibly¤ thoughtlessly)
771. recognize = (daha önce gördüğü birini veya bir şeyi gördüğünde) tanımak
772. recommendation = tavsiye¤ öneri
773. referee = hakem (= arbitrator)
774. refreshing = canlandırıcı¤ serinletici (aperatif yiyecek¤ temiz hava vb)
775. refugee = mülteci
776. refund = parayı iade etmek
777. regard = (1) saygı (= respect) (2) göz önünde bulundurmak
778. regional = bölgesel
779. register = (1) sicil¤kütük (2) kaydetmek
780. regret = (1) pişmanlık (2) üzüntü
781. regretful = pişman¤ üzgün (= remorseful)
782. regrettable = üzücü¤ üzüntü/keder/esef verici
783. regularly = düzenli bir şekilde *** on a regular basis = düzenli bir şekilde
784. rehearse (rihörs) = prova yapmak ***rehearsal = prova
785. reject = red etmek (= turn down)
786. rejection = ret¤ kabul etmeme (= refusal)
787. relate = (1) rivayet etmek¤ anlatmak¤ aktarmak (2) ilişkili/alakalı olmak
788. release = serbest bırakmak¤salmak (= let out)
789. relentless = (1) merhametsiz (2) amansız¤ hummalı¤ aralıksız devam eden
790. relief = rahatlama¤ ferahlama ***relief work = afet kurtarma ekibi
791. relocate = yerini değiştirmek¤ yerinden etmek (= displace)
792. reluctant (rilaktınt) = isteksiz (= unwilling)
793. remain = kalıntı
794. remark = (1) söylemek¤ belirtmek (2) düşünce¤ fikir
795. remembrance = anma¤ hatırlama¤ yad etme (= commemoration)
796. reminiscent of = andıran¤ hatırlatan¤ anımsatan (= suggestive of)
797. remote = (1) uzak¤ ırak (2) ıssız¤ ücra ***remote control = uzaktan kumanda
798. removal = (1) (leke vb şeylerin) çıkarılması¤ sökülmesi (2) (evin vb) taşınması
799. remove = (1) (leke vb) çıkarmak¤ temizlemek (2) sökmek
800. repeatedly = defalarca¤ tekrar tekrar (= continually¤ constantly)
801. repetitive = monoton¤ sıkıcı
802. replace (with) = (1) eski yerine koymak (2) --- ile değiştirmek
803. replica = aslına çok benzeyen kopya
804. request = rica etmek
805. require = gerektirmek (= necessitate)
806. requirement = ihtiyaç¤ gereksinim
807. resentful = alıngan¤ darılmış
808. reside = ikamet etmek¤ yerleşmek
809. resident = bir yerde ikamet eden¤ halk (apartman¤ mahalle sakini vb)
810. resign from = --- den istifa etmek ***resignation = istifa
811. resolve = (1) çözmek (= sort out) (2) karar vermek
812. resort = (1) son çare olarak bir şeye başvurmak (2) tatil yeri/beldesi
813. response = karşılık¤ cevap
814. restlessness = huzursuzluk¤ içinin rahat olmaması X calmness
815. result = sonuç (= outcome)
816. reveal = açığa çıkarmak¤ gün yüzüne çıkarmak (= disclose¤ display)
817. revenge = intikam¤ intikam almak *** take revenge on = intikam almak
818. revolve = (1) dönmek (2) döndürmek¤ çevirmek
819. reward = (1) ödül (2) ödüllendirmek *** rewarding = tatmin edici (iş vb)
820. ride = (at¤ bisiklet vb) binmek
821. rightfully = haklı olarak¤ haklı yere X wantonly = durduk yere¤ sebepsiz yere
822. rise = ortaya çıkmak¤ artmak¤ yükselmek
823. rob somebody of something = birini soymak ***robbery = soygun
824. robust (rıbast) = turp gibi¤ sapasağlam
825. rough (raf) = (1) kaba pürüzlü (zemin¤ yüzey vb) (2) nazik olmayan¤ sakar bir şekilde (3) (deniz/okyanus için) dalgalı¤ fırtınalı
826. rubble = enkaz¤ yığın (= wreckage)
827. sacrifice = adamak¤ kurban adamak
828. salute = selamlamak (= greet)
829. satisfaction = tatmin¤ memnuniyet
830. savage = vahşi
831. scald = kaynar suyla yakmak/haşlamak (el¤ kol vb)
832. scalp = kafa derisini yüzmek
833. scarce = seyrek¤ az
834. scarcely = hemen hemen hiç (= barely¤ hardly)
835. scatter = saçmak¤ serpmek
836. sceptical = şüpheci (= cynical)
837. scratch = (1) kazımak¤ tahriş etmek (2) tırmalamak
838. sculpture = heykel ***sculptor = heykeltırtaş
839. seam = (1) kıyafetlerin dikiş yerleri (2) (yara için) dikiş yeri
840. seasonal = mevsimine uygun
841. secure = güvenli¤ emniyetli (= safe)
842. sedate = (1) sakinleştirmek¤ yatıştırmak (2) sakin¤ soğukkanlı (= composed)
843. seed = tohum
844. seize = (1) baskınla ele geçirmek (= raid) (2) (birinin kolunu vb) kavramak
845. sense = (1) duygu **sensitive = hassas¤ duygusal (2) mantık **sensible = mantıklı
846. sentence = (1) birini hapse/cezaya mahkum etmek (2) cümle
847. sentimental = duygusal (= emotional)
848. session = toplantının her bir oturumu
849. sewage = lağım¤ kanalizasyon
850. shade = (1) gölgelik (2) renk tonu
851. shortcoming = kusur¤ eksik¤ noksan
852. shorten = kısaltmak
853. show off = hava atmak
854. shuffle = karıştırmak ( iskambil kağıtlarını); ayak sürüyerek yürüme
855. sigh = iç çekmek *** a sigh of relief = derin/rahat bir nefes
856. significant = (1) önemli¤ kayda değer (2) manalı¤ anlamlı
857. silent = sessiz¤ sakin
858. simply = (1) basit bir şekilde (2) sadece¤ yalnızca (= only¤ solely¤ merely)
859. simulate = taklit etmek *** simulation = taklit
860. sink = (1) batmak (2) lavabo¤ musluk taşı
861. situate = konuşlandırmak¤ yerleşmek¤ yerleştirmek (= locate)
862. size = (1) (insan için) kıyafet bedeni (2) ebat¤ boyut
863. skill = beceri¤ yeti¤ istidat (= talent¤ ability)
864. slaughter = (1) kurban etmek¤ kesmek (2) öldürmek¤ cinayet işlemek (= murder)
865. slavery = kölelik
866. sleeve = gömlek¤ gömlek kolu *** buy on the sleeve = veresiye satın almak
867. slight = hafif¤ az
868. slip = kaymak *** slip of the tongue = dil sürçmesi
869. smash = (cam¤ kapı vb) paramparça etmek¤ kırıp parçalamak
870. smother (smadır) = (1) (yastık vb ile) boğmak (2) üzerini örtmek¤ kamufle etmek
871. snap = (fotoğrafçılıkta) poz
872. soap = sabun ****soap opera = pembe dizi
873. sociable = sıcak kanlı¤ insanlarla çabuk kaynaşan
874. solely = yalnızca¤ sadece
875. soothing = yatıştırıcı (= comforting¤ calming)
876. spectacular = görkemli¤ harikulade
877. spectacular = görkemli¤ muhteşem (= impressive¤ stunning)
878. spend = harcamak ( para vb)
879. spillage = (yere vb) dökülen şey¤ döküntü (su vb)
880. spin = (1) fırıl fırıl dönmek (2) (ip için) eğirmek
881. spine = omurga¤ belkemiği
882. spiritual = manevi¤ ruhani
883. spoiled = şımarık (= mischievous (=misçivıs)
884. spouse = eş (karı veya koca)
885. spread = yaymak¤ yayılmak ***widespread = geniş çaplı¤ yaygın
886. spring = (1) bahar mevsimi (2) su kaynağı
887. stability = istikrar¤ denge
888. staff = personel
889. stage = (1) sahne (tiyatro) (2) aşama¤ merhale
890. stage = sahne¤ derece
891. startle = (1) korkutmak¤ ürkütmek (2) şaşırtmak¤ affalatmak
892. statement = (1) söz¤ ifade (2) demeç *** give statement = ifade vermek
893. statue (steyçu) = heykel
894. steadily = sabit bir şekilde¤ istikrarla (= constantly)
895. steal = çalmak¤ hırsızlık yapmak
896. stealthily (steltili) = hırsız gibi¤ sinsi bir şekilde (= sneakily (snikili)
897. stem = ağaç gövdesi *** stem from = --- den kaynaklanmak
898. stimulate = (1) teşvik etmek¤ motive etmek (= encourage) (2) (beyni) uyarmak
899. stir = (1) karışıklık¤ kargaşa (2) karıştırmak ( çorba vb) ***Stir up = Kızıştırmak
900. store = depo¤ depolamak
901. storm = fırtına ***blizzard = kar fırtınası
902. stranger = yabancı¤ ecnebi
903. stray = (1) başıboş aylak kimse (2) sokakta yaşayan kedi¤ köpek vb
904. stress = (1) buhran¤ bunalım¤ stres (2) vurgulamak (= emphasize)
905. stretch = (1) uzamak¤ uzanmak (2) germek
906. strike = (1) grev *** on strike = grevde (2) darbe¤ vuruş
907. stroll = ağır ağır dolaşmak (= go for a stroll = dolaşmaya çıkmak)
908. subject to = (1) (ölüme¤ yalnız kalmaya vb) maruz kalmış (2) olası¤ muhtemel
909. substantial = çok önemli¤ önemli ölçüde
910. sue = dava açmak
911. sufficiently = yeterli miktarda
912. suffrage = oy kullanma hakkı
913. suggestion = öneri¤ tavsiye
914. suggestive of = manalı¤ imalı¤ insanın aklına bir şey getiren
915. suit = yakışmak (kıyafetin vb.)
916. supply = (1) tedarik etmek¤sağlamak (2) kaynak *** supply of water= su kaynağı
917. support = desteklemek
918. supportive = (1) destek veren¤ anlayış gösteren (2) yardımsever¤ şefkatli
919. suppress = (duygularını¤ bağışıklık sistemini vb) baskılamak
920. surpass = üstün olmak¤ geride bırakmak¤ üstün olmak
921. surrender = teslim olmak X surround
922. suspend = askıda ¤ muallakta bırakmak¤ okuldan uzaklaştırma
923. suspicion = şüphe
924. symptom = semptom¤ belirti (hastalık vb için)
925. take off = (1) havalanmak (2) taklit emek
926. take on = (sorumluluk vb) üstlenmek
927. tame = evcil hayvan (= docile¤ domesticated)
928. tapestry = duvar halısı
929. tasteful = (1) zevkli¤ zevkine düşkün kişi (2) zevkle yapılan/hazırlanan (desen vb)
930. tasty = lezzetli
931. temple (tempıl) = tapınak¤ mabet (= shrine¤ sanctuary)
932. tenderness = şefkat¤ merhamet¤ anlayış (= affection)
933. terminal = (1) ölümcül (hastalık) (= perishing) (2) uçta/sonda bulunan¤ son¤ nihai
934. terminate = (1) (sözleşme¤ kontrat vb) sonlandırmak¤ bitirmek (2) yok etmek
935. territory = bölge¤ arazi
936. the rest of… = --- nın geri kalanı
937. thoughtless = düşüncesiz¤ patavatsız¤ kaba (= tactless¤ rude)
938. throughout = boyunca
939. throw = atmak¤ fırlatmak
940. throw out = (çöp vb) dışarı atmak
941. thunderstorm = yıldırımlı fırtına
942. tomb = mezar¤ kabir¤ türbe (= grave)
943. tough = (1) sert¤ katı¤ dayanıklı madde (2) (yiyecek vb) çiğnenmez¤ iyi pişmemiş (3) (insan için) çetin¤ dayanıklı¤ çok hayat tecrübesiyle yoğrulmuş
944. trace = iz¤ izini sürmek
945. trade = (1) ticaret yapmak¤ alım satım yapmak (2) ticaret
946. traditional = geleneksel
947. trail = iz¤ patika
948. train = (1) eğitmek¤ eğitim görmek (= educate) (2) idman/antrenman yapmak (3) stajyerlik/çıraklık yapmak
949. transmit =(1) göndermek¤ iletmek (mesaj vb) (2) (hastalık vb) bulaştırmak
950. trash = çöp (= garbage)
951. treasure (trejı= )= hazine
952. treat = (1) tedavi etmek *** treatment = tedavi (2) davranmak
953. trick = hile¤ tuzak¤ çeldirme ***play a trick on = kandırmak¤ kötü şaka yapmak
954. trim = (1) (ağaç) budamak (2) (saç) kırpmak¤ kesmek
955. tripe = işkembe
956. truthful about = (1) sadece doğruyu söyleyen (2) gerçeklere uygun¤ doğru (söz)
957. turn in = (1) (yetkili kişiye) teslim etmek (2) uyumaya gitmek
958. unattended = sahipsiz¤ sahibi ortada gözükmeyen (eşya¤ çocuk vb)
959. unbearable = katlanılmaz¤ dayanılmaz (baskı¤ sıcaklık¤ soğuk vb) (= intolerable)
960. uncultured = kültürsüz¤ tahsilsiz¤ cahil (= uncultivated¤ boorish¤ unsophisticated)
961. undermine = zayıflatmak¤ baltalamak¤ temelini çürütmek (= weaken)
962. undertake = (zor ve üzün sürebilecek bir işi) üstlenmek¤ sorumluluğunu almak
963. undertake = üstlenmek (= take on)
964. unfortunate = talihsiz¤ şansız (= unlucky)
965. unlimited = sınırsız (= unrestricted)
966. unreliable = güvenilmez
967. untimely = vakitsiz¤ yersiz¤ olmadık zamanda (= at an awkward time)
968. unusual = sıra dışı¤ alışılmamış (= extraordinary¤ exceptional)
969. unwind = (1) (özellikle işten sonra) rahatlamak¤ dinlenmek (2) düğüm/sargı çözmek
970. upgrade = (bilgisayar gibi makineleri) güncellemek¤ modelini yenilemek
971. urgent = acil (= pressing)
972. vacation = tatil
973. vague (veyg) = (1) belirsiz¤ üstü kapalı (2) net hatırlanamayan şey X vivid
974. valley = vadi
975. vanish = 1- ortadan kaybolmak 2-yok olmak
976. variety = değişiklik¤ çeşitlilik
977. vast = büyük¤ engin¤ muazzam (= immense¤ tremendous¤ huge)
978. vet = veteriner
979. vigorously = gayretle (= diligently)
980. violate (vayoleyt) = (kural¤ kanun¤ hak vb) ihlal etmek¤ çiğnemek (= abuse)
981. violent = şiddetli¤ şiddet içerikli
982. virtually = hemen hemen¤ neredeyse (= practically¤ nearly¤ almost)
983. vocation = meslek
984. volunteer = gönüllü¤ ücret almadan yardım eden
985. vote for/against = (1) oy (2) oy vermek
986. voyage = deniz yolculuğu
987. wantonly = (1) durduk yere¤ sebepsiz yere (2) ahlaksızca¤ şehvetle
988. wear = takınmak( gözlük¤ kolye¤ kıyafet)¤giymek
989. weep = ağlamak¤ sızlamak (= cry¤ sob)
990. whirl = (1) hızla dönmek (2) girdap
991. wholly = tamamen¤ tümüyle¤ bütünüyle (= entirely)
992. widely = geniş çapta¤ oldukça
993. widow = kadın dul ***widower = erkek dul
994. withdraw from = (1) (savaştan¤seçimlerden vb) geri çekilmek (= pull out of) (2) (bankadan¤ hesaptan vb) para çekmek
995. withdrawn = içine kapanık (= reserved¤ inhibited)
996. witness = (1) şahit olmak (2) tanık¤ şahit¤ görgü tanığı
997. worthless = değersiz (= valueless)
998. yard = avlu¤ bahçe
999. yield = (1) ürün meyve vermek (2) ürün kazanç
1000. zip = fermuar
______________________

imza kurallarına aykırı //duygudu
cob666_dennis isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2007, 13:22   #3 (permalink)
Usta Forumeralı
 
THe_LooPuS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: hayatın içinden
Üye No
97
Mesajlar
163
Forum Katkısı
92
Forum Katkısı Puanı
6667
Derecesi
THe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond reputeTHe_LooPuS has a reputation beyond repute
Standart



emegeine saglık kardeşim saol
______________________






THe_LooPuS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-08-2007, 14:05   #4 (permalink)
Usta Forumeralı
 
Daphne - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üye No
11416
Mesajlar
100
Forum Katkısı
1591
Forum Katkısı Puanı
157372
Derecesi
Daphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond reputeDaphne has a reputation beyond repute
Standart



ellerine emeğine sağlık..
Daphne isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-14-2007, 19:22   #5 (permalink)
BlacksmitH
 
the_free - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: farketmez....!!!!!!
Üye No
569
Mesajlar
646
Forum Katkısı
1621
Forum Katkısı Puanı
159109
Derecesi
the_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond reputethe_free has a reputation beyond repute
the_free - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart



ellerine sağlık başarılar diliyorum(hayatta)..!!!!
______________________

[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]







Tuzla Wars are starting.Everybody can go there.
the_free isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz