Geri git   Forumera >
•Eğitim - Öğretim Bölümü•
> Kitap Özetleri
Kayıt ol Resim Upload Üye Listesi Forumera Posta Kutusu Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Forumda kesinlikle program ve mp3 paylaşımı yasaktır !!
Bir bölümde günde 3 taneden fazla konu açmak yasaktır.

Forumerada reklam vermek için tıklayın
Bu alanda 468x60 reklam aylık 35 ytl! - Bu alanda 728x90 reklam aylık 50 ytl!


Kitap Özetleri Kitap ve Roman özetlerini bu odada bulabilirsiniz..
Bu bölümde toplu dosya şeklinde kitap özeti paylaşmak yasaktır.Her kitap özeti için ayrı konu gerekmektedir.

Etiketler: , ,

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-07-2008, 16:14   #1 (permalink)
Moderator
Misery of Daylight
 
oblivion - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: İstanbul..
Üye No
145
Mesajlar
8.869
Forum Katkısı
19187
Forum Katkısı Puanı
1907400
Derecesi
oblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond reputeoblivion has a reputation beyond repute
oblivion - İCQ üzeri Mesaj gönder oblivion - AİM üzeri Mesaj gönder oblivion - MSN üzeri Mesaj gönder oblivion - YAHOO üzeri Mesaj gönder
Standart Hayat Çizgisi-Dan Franck



KİTABIN ÖZETİ :

Thomas Klimnik Laura ile evlidir. Hayatın tam kıyısında dolanan bu iki insan için yaşam anlamını yitirmiş ve soyut bir biçimkazanmıştır. Hayata tutunamayan Laura aklını yitirir ve Thomas tarafından, kitapta “Kırmızı Ev” olarak adlandırılan akıl hastanesine yatırılır. Thomas Laura’yı aylarca kaldığı hastane hücresinde sadece beş defa ziyaret etme imkanı bulur. Her ziyaretinde eşinin kendinden daha da uzaklaştığının farkına varır. En son ziyaretinde eşinin kendisini, hücresindeki pencerenin parmaklığına astığını öğrenir. Bu noktadan sonra Thomas için hayat tam bir ızdıraptır. Artık nefes almaktan bile erinir hale gelmiştir. Sağ eli kabul ettiği karısını kaybettikten sonra, hayatının diğer anlamını teşkil eden astronomi bilimini de bırakır. Evini, çalıştığı laboratuarı ve elindeki her şeyi bırakıp yola düşer. Yapması gereken tek şey kendine bir kabuk bulmaktır. O kabuğu çok geçmeden bulur. Burası kentin bir hayli dışında eski bir hangardır. Hangarın hemen karşısında bir araba hurdalığı ve hurdalığın yanında da bir kağıt deposu vardır. Tamamıyla terk edilmiş olan bu mekan onun yeni ikametgahıdır.

Bu izbe hangarda hayatını idame ettirirken, çok seyrekte olsa dolaşmak için kırlara çıkar. Bir gün bir kadın ve onun beş-on metre gerisinde yürüyen bir adam görür. Uzaktan onları takip etmeye başlar. Kadının bir çakıyı yere bıraktığını görür. Çakıyı yerden alır ve bu vesile ile kadınla tanışır. Kadının yanındaki adam, kadının onun yanında kalıp kalamayacağını sorar. O andan itibaren Thomas ve Louise isimli kadın hangarda beraber kalmaya başlarlar. Tesadüf o ki, Louise de Thomas’ın karısı gibi uzun süre Kırmızı Ev’de kalmıştır. Açıkçası o da hayatın kıyısında olanlardandır. Thomas’a bileklerindeki derin yara izlerini göstererek, birkaç kez bileklerini kestiğini, bundan dolayı ailesi tarafından Kırmızı Ev’e yatırıldığını ve orada iki sene kaldığını anlatır. Yanında gördüğü adamın onunla birlikte o gün Kırmızı Ev’den çıktığını söyler. Bileklerini kesmesinin nedeni avucundaki hayat çizgisinin kısa olmasıdır. Ona göre o, diğer insanlardan çok daha genç yaşta ölecektir. Çocukluğundan beri taşıdığı bu evham, onu hayatın kıyısına itmiş ve onu tutunamayan bir insan yapmıştır. Hangarda Thomas ile birlikte kalırken, Louise sık sık avucunu toprağa sürter. Thomas ona bunun nedenini sorduğunda, “Bu şekilde hala hayatta olduğumu anlıyorum” cevabını alır. Thomas’ın o ana kadar yaşadıklarıyla, bu kadından duydukları arasındaki paralellikler hayret vericidir.

Hangarda kadınla geçen birkaç günün ardından ortaya beyaz bir araba çıkar. Bu araba, gecenin değişik saatlerinde karşıdaki araba hurdalığının önünde beklemektedir. Thomas sorular arasında gidip gelir. Olayları hep tesadüfe bağlamaya çalışır. Acaba bu araba onları mı gözetlemektedir yoksa arabadakiler masum birer sevgili midirler? Kadınla birlikte hangarda geçirdikleri yirmibeşinci güne geldiklerinde, Thomas’ın şüpheleri kuvvetlenmiştir. Artık o arabanın onları gözetlediği konusunda kendince kesin deliller elde etmiştir. Louise ise başından beri hep korku içindedir. Kırmızı Ev’de geçirdiği günler onu iyice şüphe eder bir insan haline getirmiştir. Korkuları ile baş edememekte ve bu korkularını Thomas’ın yardımıyla gidermeye çalışmaktadır. Birkaç günlüğüne hangarı terk edip kente inmeye karar verirler. Ancak kent onlara göre değildir. Orada tutunamazlar ve hangara geri dönerler. Günler korkularla ve şüphelerle geçip gider.

Daha sonraki günlerde Louise hangarda kuytu bir köşeye çekilir. Artık Thomas ile hiç konuşmamaktadır. Kendini hayattan tamamen soyutlamıştır. Yaşadığı yersiz korkular içini kemirmekte ve hayattan yavaş yavaş kaymasına vesile olmaktadır. Sonunda o gün gelir. Louise bileklerini cama dayar ve keser. Thomas’a avucunu göstererek artık hayat çizgisinin tamamen kaybolduğunu ve ölüm vaktinin geldiğini söyler. Thomas kızı siyah eşarpla boğar. O arada iki kişi içeri girer.

Eserin son kısmında, okurken okuyucu için sır olan birçok nokta açıklığa kavuşmaktadır. İçeriye giren iki kişinin, beyaz arabada günlerce hangarı izleyen polis memurları olduğunu öğreniyoruz. Thomas karakolda ifadesini alan bu iki polis memuruna, aslında “olay” benim ama “neden” sizsiniz diyor. Polislere hangarı niçin gözetlediklerini sorduğunda ise, şu ilginç cevabı alıyor; “Seni bir gün yol kenarında yürürken gördük, çok tuhaftın.”

Eser tutunamayan insanların yaşamından bir kesit veriyor. Belli bazı ön yargılarla bir noktaya gelen insanın, hayat yolundaki bocalayışları ve başarısızlıkları irdeleniyor. Aslında eser yaşamın ne kadar zor olduğunu, hayata tutunmanın güçlüklerini dile getiriyor. Kaybedilen bazı değerler neticesinde, yaşam rotasının bir anda alt üst olduğu, gelinen noktada artık hiçbir şeyin önemli olmadığı gerçeği ...

“Yalnızca onaylamanızı istiyorum. Siz de ben de aynı derecede biliyoruz. Eşarbı tutan bendim ama sıkan sizdiniz. Ben, sizin işlediğiniz bir suçun suçlusuyum. Böylece kendi kendinizi kanıtlamış oldunuz.”

“Bu gerçek onlara kendini yavaş yavaş kabul ettirecektir. O zaman, yüzüme, birbirimize benziyormuşuz gibi bakacaklar. Sonra tahammül edilemeyecek kadar derinlere uzanan bu suç ortaklığından sıyrılacaklar. Beni kendilerince uygun görülen yere, bu odaya ve bu iskemlenin üzerine atacaklar. Ve burada , tek başıma, uslu uslu çekeceğim acıların ufkuna bakarak kalacağım. Onlar, kendi iğrençliklerine sırtlarını dönecek ve çekip gidecekler. Birbirimizi bir daha hiç görmeyeceğiz.”

“Neden, diye tekrarladım. Neden biz?”
______________________





Jotun

A body of black
That carried no reflection
Defying its own room
Un-earthly eggs of decreation !

Can we identify them ?
As the flint buried in our reptile skulls
or the time-bomb coded in our dna
!
oblivion isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:19 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0


Gemi Elektrik - indirmeden izle - Video Eğlence - Kadınca - Liseli kızlar - Astroloji
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 469, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 318, 140, 141, 143, 145, 146, 147, 148, 149, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 169, 162, 163, 168, 166, 167, 170, 171, 172, 176, 185, 186, 190, 193, 192, 194, 195, 196, 198, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 220, 221, 224, 228, 286, 306, 291, 287, 288, 289, 290, 292, 293, 307, 295, 296, 297, 298, 300, 301, 303, 304, 305, 308, 309, 310, 311, 313, 312, 314, 315, 316, 317, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 333, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 374, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 375, 376, 377, 378, 386, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 387, 388, 389, 390, 402, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 403, 404, 405, 406, 411, 407, 408, 409, 410, 412, 413, 414, 415, 417, 416, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 430, 426, 427, 428, 429, 431, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 468, 470, 467,

Sohbet Odaları
Inactive Reminders By FORUMERA