Bir bölümde günde 3 taneden fazla konu açmak yasaktır.
Seri paylaşım yapılabilecek,yeni bölümlerde geçerli değildir. Forumerada reklam vermek için tıklayın
Yılın ilk gününde 2007'nin dış politika olaylarını düşünürken, karşıma umut veren bir tablo çıktı. Çünkü çözülmesi imkânsız gibi görünen kritik konularda, Türkiye etkileyici sonuçlar almıştı.
En kritik 3 konu şunlardı: ABD Kongresi'nin gündemindeki Ermeni soykırım tasarısı. Kerkük'ün statüsüyle ilgili olarak 2007 sonuna kadar yapılması gereken referandum. Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığının oluşturduğu tehdit.
Soykırım tasarısında tablo, Türkiye aleyhine dönmüştü. Irak'ta yaşananlar yüzünden ABD ile ilişkiler tarihin en kötü noktasındaydı. 2006'daki seçimleri Cumhuriyetçiler kaybetmiş; Kongre, Ermeni lobisine tasarı için söz veren Demokratların kontrolüne geçmişti. Temsilciler Meclisi'nin başında, tasarının hararetli savunucusu Nancy Pelosi oturuyordu. Tasarıya destek verenlerin sayısı 225'i geçmişti. Şimdiye kadar Türkiye'nin yanında yer alan Yahudi lobisi tavır değiştirmiş, önemli Yahudi örgütü ADL 1915 olaylarının soykırım olduğunu kabul etmişti. Üstelik bir de Ermeni kökenli gazeteci İstanbul'da sokak ortasında katledilmişti.
Geriye dönüp 5 Ekim tarihli gazetelere bakarsanız, Temsilciler Meclisi çoğunluk lideri Steny Hoyer'in şu sözlerini görürsünüz: "Tasarı, 10 Ekim'de komisyona gelir, kasımda da Meclis'ten geçer." Türkiye'deki yorumlar da umutsuzdu. Kamuoyu, "Geçecekse geçsin de kurtulalım" noktasına gelmişti. Nitekim Hoyer'in dediği gibi tasarı 10 Ekim'de Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edildi. Oylama sırasında Ermeni tarafının coşkusuna diyecek yoktu. Ermenistan Patriği Karekin bile salonda bu coşkuyu paylaşanlar arasındaydı. Ama tasarı buradan ileri gidemedi. Erdoğan, Gül, TBMM üyeleri ve Büyükanıt, Türkiye'nin kararlı tutumunu ortaya koydu. ABD'ye usulünce İncirlik ve Habur hatırlatıldı. Meselenin hassasiyetini bilen Beyaz Saray, Kongre'yi ablukaya aldı. Savunma Bakanı Gates, Kongre üyelerine "Irak'a giden hava kargosunun yüzde 70'i, mayına dayanıklı zırhlı araçların yüzde 95'i ve yakıtın üçte birinin Türkiye'den geçtiğini" hatırlattı. Rice, isterse Pelosi'ye ilişkilerle ilgili gizli belgeleri verebileceğini söyledi. 8 eski bakan, Kongre'ye uyarı mektubu yazdı. Sonra ne oldu? Vekiller, imzalarını bir bir çekmeye başladı. Genel Kurul'dan geçme şansı kalmayan tasarı rafta, küçük hesap peşindeki siyasetçilerin ve Ermeni lobisinin hevesi kursaklarında kaldı.
Kerkük konusunda tablo farklı mıydı? Irak Anayasası'nın 140'ıncı maddesine göre 2007'nin sonuna kadar referandum yapılacak; nüfus yapısı değiştirildiğinden büyük ihtimalle Kerkük, kuzeydeki yönetimine bağlanacaktı. Kürtler, Şii ağırlıklı hükümette kilit konumdaydı. Yönetimde yeterince temsil edilmeyen Sünniler, kendi sorunlarıyla meşguldü. Dolayısıyla Irak'taki dengeleri etkileyerek referandumu ertelemek imkânsızdı. Gerçi Kerkük patlamaya hazır bir bombaydı. BM ve Uluslararası Kriz Grubu gibi örgütler bunu görüyor ve ertelemeyi savunuyordu. Ama bunu yapacak tek güç, ABD idi. Ancak 2007 başından itibaren ABD'lilere Kerkük hatırlatıldığında, anayasayı gösteriyorlardı. Mesela, ABD Dışişleri Sözcüsü Sean McCormack 26 Ocak'ta Kerkük sorusuna şöyle cevap veriyordu: "Çözümün yolu, Irak Anayasası'nda anlatılıyor." Peki bu sonuç ne oldu? Anayasa hükmüne rağmen, Türkiye'nin savunduğu gibi referandum ertelendi.
Ya PKK ve sınır ötesi operasyon? 2007'nin başında, Bağdat'ın, yerel Kürt yönetiminin, ABD'nin ve uluslararası toplumun Irak'taki PKK üslerine yapılacak sınır ötesi operasyona nasıl baktığını hatırlamaya gerek var mı? Barzani, "Türkiye Irak'a girerse savaşırız" diyordu. Türkiye'ye çözüm için üçlü mekanizmayı adres gösteren Washington, operasyona karşı çıkıyor, Irak hükümetiyle işbirliği öneriyordu. Peki yılın sonunda ne oldu? Bush, PKK'yı ortak düşman ilan etti. ABD'nin de verdiği istihbaratla Mehmetçik'in, terör üslerine başlattığı operasyon sürüyor. AB dahil dünya Türkiye'yi anlayışla karşılıyor. Talabani ve Barzani'ye de bu tabloyu seyretmekten başka şey kalmıyor. Hatta PKK'nın bittiği analizleri yapılıyor.
Çeteler, seçimler, cinayetler ve muhtıraların etkisinde geçen bir yılda bu sonuçların alınması hem Türkiye'nin büyüklüğünü hem de dış politika yapıcıların başarısını gösteriyor. Bu tabloyla gurur duyalım. Ama, üç konunun da tekrar etme potansiyeli taşıdığını ve asıl başarının bu meselelere kalıcı çözüm bulmaktan geçtiğini unutmadan...
Abdülhamit BİLİCİ & Zaman Gazetesi
______________________
Alıntı:
Karika-turist & Tanımak İçin Aşağıdakilerden Birine Tıklayınız Ya da Tıklamayınız
[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]