|
||||||||||||||||||||||
|
|||||||
|
Kayıt ol | Resim Upload | Üye Listesi | Forumera Posta Kutusu | Yabancı Mp3 | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Köşe Yazıları / Makaleler Başkaları tarafından yazılmış köşe yazılarını burada paylaşabilirsiniz.Makale,düz yazı... |
| Etiketler: bir, demokrasi, eger, ise, turkiye |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 (permalink) | |
|
Medulla Spinalis
![]() |
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 14 Ocak günü İspanya'da gazetecilerin sorularına verdiği cevaplar sırasında başörtüsünün bir siyasi simge olsa bile suç olamayacağına dair sözleri, birdenbire başörtüsü yasağı konusunu siyasi gündemin başına taşıdı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan'ın beyanını "uzlaşmayı dinamitleyen ve çözümsüzlüğe iten" bir beyan olarak yorumladı. Başbakan'ın yurda dönüşte "Yeni anayasayı beklemeye gerek yok. Mutabık kaldığımız bir cümleyle çözülür" sözlerine de Bahçeli, mevcut anayasanın 10. maddesine bir fıkra eklenmesiyle, "kamu hizmetinden yararlananlar" için başörtüsü yasağının kaldırılmasının yolunun açılabileceğini söyledi. Türkiye'de kamuya ait binalarda (gevşek bir biçimde), üniversiteler dahil bütün okullarda (sıkı sıkıya) uygulanan, müteveffa Başbakan Ecevit'in TBMM Genel Kurulu'nu, eski Cumhurbaşkanı Sezer'in Çankaya'yı da kapsayacak şekilde genişlettiği başörtüsü yasağı, TBMM'den çıkan herhangi bir kanuna dayanmıyor. Üniversitelerde, 28 Şubat 1997'deki post-modern askerî müdahaleden sonra çok sıkı bir şekilde uygulanmaya başlayan yasak, Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanıyor. Dolayısıyla yasağı kaldırmak için anayasal düzenleme gerekiyor. Konunun aniden siyasi gündemin başına taşınması, Başbakan'ın aslında istemeyerek yaptığı bir beyanatın tetiklediği bir gelişme midir, yoksa yeni anayasanın daha da erteleneceğinin işareti mi, bilemiyoruz. İşin özüne bakarsak, gerçek şu ki, başörtüsü konusunda Türkiye toplumu ikiye bölünmüş bir durumda. Büyük çoğunluk, Müslüman kadınların ergenlik çağından itibaren genel olarak başlarını örtmelerinin ve özel olarak yalnızca elleri ve yüzü dışarıda bırakacak şekilde örtünmelerinin dinî bir vecibe, dolayısıyla din ve vicdan özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğu görüşünü destekliyor. Bu tavrı tutarlı olarak benimseyenlere göre, örtünmenin (tesettürün) hiçbir kısıtlamaya uğramaması; her türüyle ve her bağlamda serbest olması gerekiyor. Devletin dini denetlemesi ve dinsel özgürlükleri kısıtlamasına dayalı resmi laiklik anlayışına sıkı sıkıya bağlı olan, esas olarak CHP tarafından temsil edilen genişçe bir azınlık ise, kadınların örtünmesinin onları ikinci sınıf yurttaş konumuna indirgediğine ve ("türban" denilen) yalnızca elleri ve yüzü dışarıda bırakacak şekilde örtünmenin laiklik düzenine muhalefetin simgesi olduğuna inanıyor. Bu nedenle mevcut yasakların sıkı bir şekilde uygulanmasını savunuyor. Bu tavrı tutarlı olarak benimseyenler (açıkça ifade etmeseler de) kadınlara örtünme yasağının her türüyle ve her yerde uygulanmasından yana. Bir de (aralarında benim de olduğum) üçüncü bir kesim var. Bu kesim, başörtüsünü siyasi kutuplaşma konusu olmaktan çıkaracak (Fransa'daki uygulamaya benzer) şu uzlaşma çözümünü öneriyor: Laikliğin (yani, din ve devlet ayrımının) bir gereği olarak kamu görevlileri (yani kamu hizmeti verenler) ile kamu okullarında okuyan, kanunen rüştüne ermemiş (yani 18 yaşını doldurmamış) öğrenciler açısından başörtüsü yasağı korunsun, fakat geriye kalanlar açısından kaldırılsın. Bugün mümkün görünen çözüm ise, kadınlara karşı ayrımcılık ve eğitim hakkının çiğnenmesi sonucunu doğuran, üniversitede başörtüsü yasağına son verilmesi. Otoriter laiklik anlayışına bağlı CHP yanında, en azından büyük bölümüyle asker - sivil bürokrasi bu çözümün dahi karşısında yer alıyor. Söz konusu muhalefeti Cumhuriyet Başsavcısı ve Danıştay Başkanı dile getirdiler. Onlara şunların hatırlatılması gerekiyor: Yargı organları ancak kararlarıyla konuşur. Anayasa yapma yetkisi TBMM'nindir. Anayasa Mahkemesi de, anayasa değişikliklerini ancak şekil yönünden denetleyebilir. AKP ve MHP birlikte toplumun yaklaşık üçte ikisini, TBMM'nin dörtte üçünü temsil etmektedir. Eğer Türkiye bir demokrasi ise, halkın rızasına dayanmayan, temel hak ve özgürlükleri çiğneyen bir yasak sürdürülemez. Şahin ALPAY & Zaman Gazetesi
______________________ Alıntı:
[Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] - [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |
|
Özel Üye
![]() |
dün ismet berksanın yazısını okudum.en sonda dediği şey aklıma geldi."yargıçlar demokrat olmadan bir ülkeye demokrasi gelmez."
Alıntı:
______________________ hoşçakal forumera
![]() |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
AZAYI HUSUSİ
![]() |
Tamamiyle 3. kesimin görüşündeyim.Her yerde serbest olursa sonumuz pek hayırlı olmaz diye düşünüyorum.
Sağ-sol,Türk-Kürt... tartışma ve kavgalarından sonra birde Laik-Antilaik tartışması hiç iyi olmaz....
______________________ istemeden oldu
gözlerinize çarptım önce, sonra düştüm içine kırıldı bütün camlarım aynalar yerlerde |
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|