|
||||||||||||||||||||||
|
|||||||
|
Kayıt ol | Resim Upload | Üye Listesi | Forumera Posta Kutusu | Yabancı Mp3 | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Köşe Yazıları / Makaleler Başkaları tarafından yazılmış köşe yazılarını burada paylaşabilirsiniz.Makale,düz yazı... |
| Etiketler: ekonomi, sorun, turkiye |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
Türkiye ekonomisi iç ve dış dinamiklerin güçlü etkisi ile ciddi bir yeniden yapılanma süreci yaşamaktadır. Bu süreç küreselleşen dünya koşulları içinde, ulus-devlet ilke ve oluşumlarını çok derinden etkilerken, ekonomiyi ve ülkeyi yeniden yapılanma koşulları ile karşı karşıya getirmektedir. Türkiye'nin iç dinamikleri, bir yandan sanayi ve Üretim altyapılarının teknolojiye yönelik yeniden yapılanmak üzere yoğun sermaye birikimi gereksinimi, diğer yandan da sosyal patlama eşiğine gelmiş olan toplumda gelir dağılımı sorunu baskıları altında fevkalade gerilimli bir ortamda gelişmektedir. İthal ikameci ve korumacı dönemlerin olumsuz mirası olarak günümüze devretmiş olan ekonomik altyapı, verimsiz ve, büyük bö*lümü itibariyle, Batı'nın terk etmiş olduğu ikinci sınıf sanayi yapılarından oluşmaktadır. Böyle bir yapılanma iç ve dış talebi güçlü bir biçimde karşılayamadığı gibi, uluslararası alanda rekabet edebilmek için kamu kesimine ve emek gücüne dayanmak zorunda kalmıştır. 1980 uygulamaları ile belirgin bir biçimde şekillenmiş olan, özel kesimi destekleme yönelik çeşitli vergi ve harcama politikaları yandan emeği çökertirken, zamanla kamu simini de borç batağına sürüklemiştir. Ancak o dönemlerin tüm toplumsal maliyetlerine karşın, özel kesim alanındaki sermaye birikiminde fazla olumlu bir kıpırdanma görülmediği gibi, teknoloji hamlesinde de önemli bir gelir kaydedilmemiştir. 1980'ler yatırımlar ve teknolojik açılarından fazla başarılı olmamakla beraber tüketim artışı ve ithalat açılarından oldu yüksek tempoda gelişti. Böylece, 1980'le sonlarında sıcak para operasyonuna yol a döviz darboğazının niteliği, 1970'lerin sonundaki "bir cent'e muhtaç" konumdaki darboğazdan farklı olarak ortaya çıktı. 1970'lerin sonundaki darboğazı, ikameci politikaların biraz plansız, biraz da kaçınılmaz sonucu olarak ortaya çıktığı ha 1980'lerin ikinci yarısındaki döviz darboğazı dünya finans piyasasına entegre olan bir ekonominin krizi biçiminde gelişti. Ne var ki finansal ve tüketim serbestleştirilmesinin yardığı döviz darboğazını, kendi dinamikleri için yani finansal operasyonlarla bastırmak içerki siyasilerin opportünitesine olduğu kadar dış güçlerin de çıkarlarına uygun geldi. Böylece sıcak para tatlı rüyası tüm hızı ile devam etti. Sıcak paranın hikayesi de yarattığı sonuçlar da tüm çevrelerce biliniyor. Hızla kanlık yapan sıcak para operasyonu, ülkeye döviz kazandırma görüntüsü altında, asıl ciddi kaynak kaybına yol açarken, aynı kendisine gerekli yeniden Üretim alanının da genişleyen bir hızda yaratıyordu. Sıcak para operasyonu Üç nokta ekonomi Üzerinde olumsuz etki yaptı. Bunlardan birincisinde, hızla döviz kaybına uğrama ekonomide, iç aktarım mekanizmaları yolu toplumun bir kesiminin yoksullaşmasına yol açtı. İkinci olumsuz etki, faiz yükü ile bütçenin reel harcama kapasitesinin kısıtlaması biçiminde gerçekleşti. üçüncü etki ise, sermaye in üretici Alandan finansal alana kayması biçimde or*taya çıktı. Bu etki ile, hem iç Üretim potansiye*li kısılmış hem de ihracat gereği biçiminde ge*liştirilememiş oldu. Sıcak para operasyonunun döviz kurunu yapay olarak düşük tutarak ihra*catı gerilettiği sıkça söylenen olumsuzluklardan biridir. Türkiye'nin iç dinamikleri bu olumsuz gelişmelere neden olurken, dış dinamiklerin Türkiye Üzerindeki baskıları karşısında Türki*ye'nin direnme gücü zayıflıyordu. Yeni Dünya Düzeni üç merkezli kapitalist alemde çatışmaları yoğunlaştırırken, ABD ile Avrupa Birliği Ülkeleri arasındaki güç çatışmasında Türkiye'yi de odağa taşıdı. A.B.D.'nin Ortadoğu po*litikaları bakımından İsrail'in yanında Türkiye etkili ve aktif bir role doğru itilirken, Avrupa Birliği ülkelerinin aynı bölgedeki politikaları ile A.B.D. ciddi güç çatışması içine girmiş oldu. Siyasal ve ekonomik politikalar açılarından farklı amaçlarla Türkiye'ye yaklaşan bu iki güç merkezinin Türkiye'ye biçtiği rol de doğal olarak farklıdır. Şu anda mücadeleyi önde götüren A.B.D.'nin, IMF ve Dünya Bankası ile birleşen güçlü etki alanı içinde seyreden Türkiye, gerek Balkanlar da gerekse Ortadoğu ve Kafkaslar'da oldukça önemli bir rol üstlenmiş durumdadır. Ekonomik açıdan iç dengesizliği yanın*da belirli bir güce ulaşmış olan Türkiye'nin, Türki Cumhuriyetler ağırlıklı olmak üzere dışa doğru açılması, askeri açıdan önemli konuları da gündeme getirmektedir. Kısaca ifade etmek gerekirse, Ortadoğu'nun en güçlü ordusuna sahip olan Türkiye, ekonomisini dışa taşıdığı sürece ve iç sorunları derinleştiği derecede tehlikeli bir maceraya sürükleniyor olabilir. Üstelik böylesi bir macera farklı açılardan A.B.D.'nin de Avrupa Birliği ülkelerinin de amaç fonksiyonları içinde yer alıyor olabilir. Türkiye Ortadoğu'da ve Balkanlar'da etkili oluyor görüntüsü sonucunda iç ve dış dinamiklerle sürüklenmemesi için, öncelikle iç dinamiklerin sağlıklı bir dengeye kavuşturul*ması kaçınılmazdır. İç dengelerin aşırı bozulması Türkiye'nin dış taleplere karşı direncini kırabileceği gibi, iç sorunların dışarıya taşınmasını da güçlendirebilir. İç dengelerin kurulmasında önemli olan sermaye birikimi ve gerçekleştirilen Üretimin paylaşımıdır. Birikim için iki kaynak söz konu*sudur. Bunlardan birincisi, iç tasarrufların yükseltilmesi, ikincisi ise, dış tasarruflara yönelmektir. Türkiye anlamlı bir atılım yapacak ve teknolojiyi yakalayacak ise, tasarruflarını bugünkünün iki katına çıkarmak zorundadır. Yoğun emek baskısı altında geçici siyasal çözüm niteliğindeki emek-yoğun üretim teknikleri Türkiye'ye bir şey kazandırmayacağı gibi, tam tersine, zaman kaybı anlamına gelmektedir. Birikim sadece maddi sermaye alanında değil, beşeri sermaye alanında da gerçekleştirilmelidir. Ortaçağ tartışmalarından kurtulup, ciddi ve ileri düzeyde eğitim amaçlanmalıdır. [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] Kaynak: Prof.Dr. İzzettin Önder – İstanbul Üniversitesi
______________________ |
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|