Bir Asker,bir Vatan,bir Destan
Lİseler arası birincilik kazandığım kompozisyonumu paylasmak istedim insallah beğenirsiniz...
İmkansızlıklar içinde bir milletin canını vererek kurtardığı yerdir Çanakkale… Henüz çocuk sayılanların kocaman yürekleriyle bütün dünyaya vatan ne demekmiş gösterdiği yerdir. Büyük çıkar hesaplarının kocaman yüreklilere yenildiği…
Bir milletin var olma çabasına tanıklık ediyordu bütün dünya. Vatan uğruna neler yapılabileceğini izliyordu. Öleceğini bile bile cepheye koşanlarını, düşmanın tüm görkemli gücü karşısında yıkılmayıp tek öğün yemek yiyerek canını verenlerin, oğluna vatana kurban olsun diye kına yakanların, tüm insanlığa vatan kelimesinin anlamını yeniden kavrattıranların muhteşem destanını izliyordu bütün dünya.
Bir asker vardı Çanakkale’de… Sömürge bir milletin askeriydi. Bu savaşa neden geldiğini de bilmiyordu, kiminle savaştığını da. Savaştayken ezan sesi duyuldu karşı cepheden. O zaman anladı ki onu Hindistan’dan Osmanlı’yla, müslüman kardeşleriyle savaşmak için getirmişlerdi. Ve belki de o zaman utandı tarih böylesine iğrenç çıkar hesaplarına tanıklık etmekten.
Bir asker vardı Çanakkale’de… Yamalı kıyafetleriyle henüz talebeydi. Savaşın olacağını duyar duymaz bırakıp gelmişti buraya. Günde bir öğün yiyorlardı, yataklarda sırayla yatıyorlardı ve her gün ölüme biraz daha yaklaşıyorlardı. Ama ne önemi vardı ki? Atalarından kalan en kutsal şey için, vatan için değmez miydi? Çevresine göz attı. Hepsi çok gençti. 15 yaşında olanlar bile vardı. ama onların, o kınalı kuzuların öyle büyük yürekleri vardı ki bırakın İngiliz donanmasını tüm dünya dize gelirdi! Nitekim gelmişti ve gelecekti de… Destanlar diyarıydı burası. Parmaklarını kaybedip hiçbir şey olmamışçasına silahı öteki eline alıp savaşanların öleceğini bile bile ve ölürken 'Niye zahmet buyurdunuz ya Resul Allah' diyenlerin yazdığı destanların diyarıydı…
Bir çığlık duyuldu Çanakkale’de… İnledi gök kubbe. Bir komutana aitti bu çığlık. Savaşı kaybetmek üzere oldukları bir anda 'Kitabın gidiyor ya Resul Allah' diyordu. Ve bu çığlık öylesine büyüyordu ki yüreklerde. Türk askeri gözyaşları içerisinde savaşıyor, ölüme gülümseyerek gidiyordu.
Ve bir adam vardı Çanakkale’den uzaklarda… İstanbul’daydı. Düşmanın asıl hedeflediği Çanakkale üzerinden ulaşmak istediği tılsımlı şehirde. Zaferin kazanıldığı haberini almıştı. Dua ediyordu göz yaşları içerisinde; 'Ya Rab! Bu savaşı yazmadan canımı alma' diyordu ve kaleminden şu dizelere dökülüyordu:
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın,
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın…"
|