|
||||||||||||||||||||||
|
|||||||
|
Kayıt ol | Resim Upload | Üye Listesi | Forumera Posta Kutusu | Yabancı Mp3 | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Etiketler: hayvan, sagligi |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar
1-Bakteriyel hastalıklar: brucella salmonelloz leptospiroz şarbon listeriyoz tetanoz ruam melioidosis tuberculoz plague psittacosis 2-Mykotik hastalıklar: sprotrikosiz dermatofitosiz kriptokokkosiz 3-Dış parazitlerle geçen hastalıklar: veba tularemi lyme disase 4-Paraziter hastalıklar: kist hidatit kala-azar toxoplazma drofilariyoz toxocara canis toxocaracati trichinosiz 5-Isırılma ile geçen hastalıklar: kedi tırmalama hastalığı fare ısırığı hastalığı kuduz |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
Kuduz
Kuduz Hastalığı, et yiyen hayvanların çok kez tükürük bezlerinde bulunan, çoğunlukla salyadan yaraya bulaşan ve bu yolla meydana gelen bir virüs ensefalitidir. Tüm sıcak kanlı hayvanlar kuduz virüsü ile enfekte olabilirler, ancak hayvanlar kuduz virüsüne karşı aynı oranda hassas değildirler. Örneğin kurtlar, tilkiler, çakallar ve yarasalar en hassas grubu oluştururken, köpekler kuduz hassasiyeti bakımından orta hassas grupta yer alırlar. Ancak köpekler, dünyanın hala pek çok yöresinde özellikle gelişmekte olan ülkelerde kuduzun bulaşmasındaki en önemli aracılardır. Etkeni ve patogenezi yaklaşık yüz yıl önce belirlenmiş olmasına rağmen kuduz, bugün için de öldürücü bir hastalıktır. İnkübasyon süresi: Genellikle 3 - 8 haftadır. Nadir olmakla beraber en kısa kuluçka süresi 4 gün en uzun 19 yıl olarak bildirilen vakalar vardır. Ancak bu süre alınan virüs miktarına, virülansına, yaranın merkezi sinir sistemine yakınlığına ve bölgedeki sinir dokusunun sıklığına, yaranın büyüklüğüne, ısırılan yerdeki koruyucu materyal veya elbise bulunmasına göre değişmektedir. Bulaşma süresi: Köpek ve kedilerde, semptomlar başlamadan 3-7 gün önce bulaştırıcılık başlar ve hastalık belirtileri olduğu sürece bulaştırıcılık devam eder. Klinik: Hastalık, halsizlik, ateş, baş ağrısı, iştahsızlık, bulantı, boğaz ağnsı, aşın halsizlik gibi özgün olmayan prodromal semptomlarla, diğer ensefalitler gibi başlayabilir. Hastanın ilk şikayetleri ısırılma bölgesinde ve o bölgenin iletimini sağlayan periferal sinir trasesinde gelişen hiperestezi, parestezi veya anestezi olabilir. Vakaların yaklaşık % 50-80'inde bu semptomlar görülür. Enfeksiyonun ilerlemesi artan sinirlilik, aşın hassasiyet ve ateşle beraber olur. Delirium, istemsiz kasılmalar ve generalize konvülziyonlar görülebilir. Letarjinin takip ettiği manik periodlar görülebilir. Kuduzun karakteristik bulgusu olan sudan çekinme (hidrofobi), yutma ve hatta suyu görmeyle gelişen ağız, yutak ve farinks kaslarının istemsiz kasılması nedeniyle gelişir. Bu ağrılı spazmlar çok hafif uyaranlarla da oluşabilir. Birkaç gün içerisinde hastanın genel durumu bozulur, nabız artar, solunum düzensizleşir ve ateş yükselmeye devam eder. Hastanın uyaranlara verdiği cevap süresi gittikçe azalır ve kas spazmı paraliziye yol açabilir. Sonrasında periferal kollaps, koma ve hızlı ölüm görülür. Hastahğın bütün seyri genellikle 5-6 gün sürer ve ölümle sonuçlanır. Kuduzun bu klinik tablosu 5 evrede değerlendirilebilir; 1. İnkübasyon dönemi, 2. Prodromal semptomların ortaya çıkışı, 3. Akut faz, 4. Koma 5. Ölüm. Vahşi Hayvanlar: Kurt, Kır kurdu, Tilki, Çakal, Yaban Kedisi, Kokarca, Gelincik. Evcil Hayvanlar: Köpek, Kedi, Sığır, Koyun, Keçi, At. KUDUZ PROFLAKSISI Kuduz hastalığının mortalitesinin çok yüksek olması nedeniyle korunma veya enfeksiyonun hastalık etkeni ile karşılaşmayı takiben durdurulması büyük önem taşımaktadır. Kuduz yönünden sürekli risk oluşturan işlerde çalışan kişilerde temas öncesi proflaksi, şüpheli ısırık-temas durumlarında ise temas sonrası proflaksi uygulanmaktadır. Temas Öncesi Proflaksi: Temas öncesi proflaksi, kuduz riskli temas sonrası yaklaşım gerekliliğini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte kuduz immünglobulin kullanımına gerek kalmaz ve aşı dozunu azaltır. Temas sonrası yaklaşımın gecikebileceği koşullarda koruyuculuğundan yararlanılır. Fark edilmeyecek temaslar için de koruyuculuk sağlayabilir. Temas öncesi proflaksi kimlere uygulanmalıdır : 1. Kuduz açısından yüksek riskli olan kişilere; veteriner hekimler, hayvan bakıcıları, kuduz laboratuarı çalışanları, 2. Kuduz olasılığı olan hayvanlarla sık temas eden kişilere, 3. Köpek kuduzunun yüksek olup, uygun tıbbi yaklaşımın verilemeyeceği bölgelere seyahat edenlere. Aşı uygulama şekli ve takvimi: 1. Kas içi uygulama: Deltoid kas içine 0., 7., ve 21.(ya da 28.) günlerde toplam üç doz aşı uygulanır. ( Bu uygulama şekli ve takvim, okumakta olduğuımz Yönerge'nin uygulama önerisidir.) 2. întradermal uygulama: İntradermal uygulamaya uygun olan aşı preperatlar kullanılır. Halen insan diploid hücre kültürlerinde hazırlanmış intradermal aşı preperatları, bu amaçla kullanılmaktadır. Diğerleri henüz yeterince test edilmemiştir, bu nedenle yeterli veri elde edildiği bildirilmeden kullanılmamalıdır. İnsan diploid hücre aşılarının 1 ml.'lik kas içi uygulanan preperatları da kullanılmamalıdır. Klorokin veya meflokin gibi antimalaryal ilaç alan veya alması gereken kişilere intradermal şema uygulanmamalıdır. İntradermal aşı uygulaması sadece deneyimli ve bu konuda yetki verilen kişiler tarafından yapılmalıdır. Deltoid bölge üstüne 0., 7. ve 21.(ya da 28.) günlerde 0.1 ml. olarak uygulanır. Rapeldoz: Kuduz virüs veya aşı üretiminde çalışanlar gibi yüksek risk grubunda olanlarda her altı ayda bir , diğer risk gruplarında iki yılda bir kuduz antikorları ölçülür. Eğer RFFIT ile tam nötralizasyon 1/5 serum dilüsyon altında ise, bir doz rapel önerilir. Bunun dışında normal bir kişide tam doz uygulamadan 2-4 hafta sonra antikor yanıtı gelişeceğinden rutin olarak antikor titre ölçümü önerilmez. Risk grubunda 2-3 yılda bir rapel yapılabilir. Ancak bağışıklığı baskılananlarda antikor ölçümü gereklidir. Temas öncesi proflaksi uygulananlarda, temas sonrası yaklaşım: Bu grupta kuduz şüpheli temasta , kuduz immünglobulinine gerek yoktur. 0. ve 3. günde olmak üzere toplam iki doz aşı uygulanır. Temas Sonrası Profilaksi: Öncelikle kuduz şüpheli bir temas olup olmadığı ve temasın niteliği değerlendirilmelidir. Temas sonrası proflaksi ; Yara temizliği, Aşı uygulanması, Kuduz immünglobulin uygulanması, basamaklarını kapsar. Proflaksi gerektirmeyen temas: Kuduz ancak virusun ısırık yarası, deride daha önce mevcut kesi veya bütünlük bozulması veya müköz membran temasıyla geçer. * İnsan ısırıklarında kuduz olmadığı sürece proflaksi gerekmez. * Ülkemizde ve dünyada bugünkü verilerle fare, sıçan, sincap, hamster, kobay, gerbil, tavşan, yabani tavşan ısırıklarında insana kuduz geçişi gösterilmemiştir. Bu nedenle hayvan saşlışı ile ilgili kurumlar özel bir veri bildirmedikçe, bu tür hayvan ısırıklarında proflaksi gerekmez. * Kuduz bir hayvanı beslemek, kan, idrar ve feçesle temas, pişmiş et ve sütünü yemek kuduz geçişi açısından risk oluşturmaz ve proflaksi gerekli değildir. * Kuduz hastasına rutin bakım yapan sağlık personeline müköz membran veya bütünlüğü bozulmuş deriye infeksiyöz materyal teması olmadıkça proflaksi gerekmez. * Rutin aşüanan kedi ,köpek gibi hayvan ısırıklarında, hayvanın gözlenmesi şartı ile proflaksi gerekmez. Gerekirse bu konuda aşılamayı yapan veteriner hekimden bilgi istenmelidir. Riskli temas: * Tüm vahşi ve evcil etobur hayvan ısırıkları, yeri ne olursa olsun kuduz için risk oluşturur. * Isırık dışı yaralar: Açık yara, kesi, müköz membranların tükrük, salya ve diğer nöral doku gibi potansiyel enfekte olabilecek materyalle teması ve tırmalama da riskli olarak kabul edilir. Yara bakımı: Kuduz şüpheli temas proflaksisinde en önemli adım yara bakımıdır. Bu uygulama kuduz virüsü geçişini yüksek oranda azaltmaktadır. * Tüm ısırık ve tırmık yaraları bol akarsu ve sabunla hemen yıkanmalı ve temizlenmeli, arkasından iyot, povidone-iodine gibi virusidal ajanlar uygulanmalıdır. * Tüm hastalar tetanoz proflaksisi yönünden değerlendirilmelidir * Derin ve geniş yaralanmalarda kozmetik faktörler ve enfeksiyon riski değerlendirilerek, kuduz proflaksisi gerekiyorsa mutlaka yara çevresine kuduz immünglobulini yapıldıktan sonra sütür atılabilir. Bağışıklama: Tüm temas sonrası bağışıklama yaklaşımları, arada geçen süre ve ısırık ya da ısırık dışı temas olup olmadığına bakmaksızın kuduz immünglobulin ve aşısının birlikte verilmesini kapsamalıdır. Kuduz immünglobulini gerektirmeyen durumlar: * Temas öncesi tam aşılama yapılanlar, * Daha önce hücre kültür aşılarıyla temas sonrası tam aşılama yapılanlar, * Belge ile ispatlanmış, kuduz antikor titresi bulunanlar. Daha önce tam doz aşılanmış veya temas öncesi tam doz proflaksi uygulanmış kişilerde, temas sonrası bağışıklama: * 0. ve 3. günlerde iki doz aşı, kas içine uygulanır Kuduz immunglobulin uygulanması: * Kuduz immünglobulini tek dozda, bir kez uygulanır. Amaç aşılama ile antikor üretimi sağlanıncaya dek antikor düzeyini pasif olarak sağlamaktır. * Uygulama süresi: İlk aşı dozu ile birlikte aynı gün veya bir hafta sonrasına kadar uygulanabilir. İlk aşı dozundan bir hafta sonra antikor yanıtı oluşacağından önerilmez. Gecikmiş vakalarda geçen süreye bakılmaksızın uygulanır. * Uygulama dozu: İnsan kaynaklı olanlar için; 20 IU/kg, heterolog olanlarda; 40IU/kg olarak tam dozda yapılmalıdır. Dozun artırılmasının hiçbir yararı yoktur ve antikor yanıtını baskılayabilir. * Uygulama şekli: Anatomik olarak uygunsa yara çevresi ve içine yapılmalıdır. Geri kalan miktar aşının yapıldığı ekstremiteden farklı bir ekstremiteye ve kas içine uygulanır. Asla aşıyla aynı enjektörle ve aynı anatomik bölgeye yapılmaz. At Kaynaklı îmmünglobulin uygulanmadan önce test edilmelidir. Aşı uygulanması: Mevcut hücre kültürü aşılarından her birinin yeterli etkinliğe sahip olduğu gösterilmiştir. * Doz: 0.,3., 7., 14. ve 28. günlerde toplam beş doz uygulanır. * Süresi: Temas sonrası olabildiğince erken başlanmalıdır. Kuduzda inkübasyon süresi çok değişken olduğundan, temas sonrası geçen süreye bakmaksızın aşılamaya alınır. * Uygulama şekli: Erişkinlerde deltoid bölgeye , kas içine uygulanır. Küçük çocuklarda uyluk anterolateral bölgeye kas içine uygulanabilir. Gluteal bölgeye enjeksiyon, antikor titresini düşürdüğü için asla yapılmamalıdır. * 10 günlük gözlem süresi içinde şüpheli temasa neden olan hayvanın kuduz olmadığı kanıtlanırsa, aşı uygulamasına son verilir Kimlere Aşı Uygulanmaz? Aşılı hayvan tarafından ısırılma veya temas, Bilinen ve halen sağlam bir hayvan tarafından 10 günden daha önce ısırılmış veya temas etmiş olanlar. Fare gibi diğer küçük kemiriciler tarafından ısırılan veya teması olanlar, Soğukkanlı hayvanlar tarafından ısırılanlar, Kuduz veya kuduz şüpheli hayvanı besleyen, kan, idrar, dışkısı ile teması olan,etini ve sütünü pişirdikten sonra yiyenler, Aşı ve immünglobulin yapılması risk oluşturup, 10 gün hayvanı gözleme almaseçeneği olan durumlar(ağır hastalık, malnütrisyon gibi). Kuduz olmayan insan ısırıkları, Kuduz hastasına rutin bakım uygulayanlar. NOT:Kuduz şüpheli isirık vakalarında yapılması gereken en öncelikli iş bir sağlık kuruluşuna başvuruncaya kadar geçecek olan sürede yara mutlaka SABUNLA yıkanmalıdır. |
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
Lyme disease
Borreliosis kenelerle nakledilen Borrelia burgdorferi isimli spiroketin neden olduğu bir hastalıktır. Etken kenelerle hayvanlara ve insanlara nakledilir. Hastalığın başlıca vektörü Ixodes dammini isimli kenedir. Hastalık direkt olarak bulaşmaz. Köpek üzerindeki kenelerin diğer köpeklere gelip deri üzerinde beslenmeleri ile indirekt olarak bulaşır. Başlıca klinik bulgular: • Ani topallık ile başlar • Bir yada birkaç eklemde artritis tablosu görülür. • Eklemler şişmiştir ve ağrılıdı. Aynı zamanda ısı artışı vardır. • Genellikle etkilenen eklemler ; karpal, dirsek, tarsal ve diz eklemleridir. • Radyografik incelemede eklemler normal olup eklem içi sıvısında bol miktarda çekirdekli nötrofil vardır. İnsanlara yine kenelerle geçmektedir ![]() |
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
KENE
keneler kan emmeleri sirasinda birçok protozoer, bakteriyel ve viral hastaliklari bulastirmis olurlar. ayrica, tükrük bezlerinden çikartilari toksik salgilari dolayisi ile kene zehirlenmesine, kan emmeleri nedeniyle de deride zedelenme , enfeksiyon etkenleri için giris açilmasina ve kan kayiplarina neden olurlar. keneler tarfindan köpeklere bulastirilan önemli hastaliklarin basinda LYME HASTALIGI ve BABESIA enfestasyonlari gelir. LYME hastaligina karsi asi ile koruma saglanabilir ancak babesia için muayene teshis ve tedavi gerekir özel bi koruma yolu yoktur. kisaca keneler tarafindan bulastirilan hastaliklar bazen köpeklerde ölüme neden olabilir.. böyle bi durumla karsi karsiya iseniz veteriner hekime basvurup gerekli muayene ve tedavi islemlerine baslamalisiniz. ama kesinlikle hafife almayin. -------------------- Keneler hayvan ve insanlardan kan emerek beslenen parazitlerdir. Birçok parazit, bakteri ve virüs keneler yoluyla bulaşabilirler. Yani keneler birer enfeksiyon taşıyıcısı olabilir. Enfekte keneler hayvanlara olduğu kadar insana da bazı hastalıkları (örneğin Borreliosis, Babesiosis, Ehrlichiosis, vs.) bulaştırabilir. Pireler kedi ve köpeklerde bulunan şeritlere arakonakçılık yaparlar. Bu amaçla şerit ilaçlaması ile beraber pire mücadelesi de yapılmalıdır. Başarılı ve etkili pire kontrolü için sürekli bir enfestasyon (yumurta, larva ve pupa) kaynağı olan hayvanın çevresi de aynı zamanda ilaçlanmalıdır.yani medveterinarynin dediği gibi hiç te hafife alınmayacak bir hastalıktır. |
|
|
|
|
#6 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
LEPTOSPİROSİS Septisemi, intertsiyel nefritis, hemolitik anemi, hemoglobinüri, ikterus, organlarda kanamalar, gebelerde abortus, sağılanlarda mastitis, merkezi sinir sistemi bozuklukları, deri ve mukozalarda nekroz ve atlarda periyodik oftalmi ile karakterizedir. Etiyoloji : Hastalığın etkeni 7-14 mikron boyunda, 0,1-1,2 mikron genişliğinde kıvrımları çok sık spiral biçiminde, çok hareketli ve Spirohaetaceae familyasına bağlı leptosiralardır. Bugün için leptospiralar iki türlüdür. İlki insan ve hayvanlarda hastalık yapabilen tüm patojenleri içine alan ‘’ leptospira interogans’’ diğeri ise tüm saprofit leptospiraları içeren ‘’leptospira biflexa’’ dır. İnsan ve hayvanlarda 42 leptospira türü bulunmuş, bunların serolojik muayenelerle ayrıldığı bildirilmiştir. Ülkemizde en çok rastlanan patojen leptospira türleri : • L. Pomona ( sığır, domuz ve diğer vahşi ruminantlar) • L. Canicola ( sığır, domuz, at, köpek) • L. İcterohaemorrhagiae (köpek, çakal) • L. Grippotyphosa (sığır, koyun, keçi, at) • L. Haidjo( sığır, koyun) • L. Batavia • L. Mitis • L. Bovis • L. Sejroe Epidemiyoloji : Hastalığa daha çok sıcak iklim bölgelerinde rastlanır. Gençler etkene karşı daha duyarlıdır. Bulaşması ; portör hayvanların idrarlarıyla ( özellikle tarla fareleri, sıçan, hamster ve kirpiler) veya bulaşık mera, yem ve içme sularıyla olmaktadır. Kenelerle de bulaşma mümkündür. Ayrıca uterus akıntıları, aborte olmuş fetüs ve fetüs zarları, boğaların spermalarıyla da bulaşma olmaktadır Semptomlar : Hastalığın kuluçka süresi ortalama 3-7 gündür. Sığırlarda leptospirosis: • Perakut, akut, subakut ve kronik seyirlidir. • 2 haftalıkla 3 aylık danalarda daha sık rastlanır • 40,5-41,5 C ye varan ateş ile başlar. • İştahsızlık ve mukozalarda peteşiyel kanamalar, depresyon, hemolitik anemi, hemoglobinüri, mukozalarda başlangıçta solgunluk, hastalık ilerledikçe ikterus görülür. • Anemi nedeniyle nabız sayısı artar. Solunum güçlüğü meydana gelir. • Morbidite oranı danalarda %100 sığırlarda %75, mortalite ise danalarda %5-15 sığırlarda %2-4 dür. Koyun ve keçilerde leptospirosis • Bu hayvanlarda doğal enfeksiyon sık görülmez. Ateş, dispne, hırıltılı solunum, ve başın aşağı bükülerek bir süre öyle kalma gibi semptomlar gözlenir.12 saat içinde ölüm meydana gelir. Atlarda leptospirosis • Atlarda subakut formda görülür. Ateş, yavru atma, periyodik oftalmi… abortlat gebeliğin 7-10. cu aylarında medyana gelir. • Periyodik oftalmi: gözlerde fotofobi, lakrimasyon, conjunctivitis, keratitis, hypopyon ve iridosiklitis ile karakterizedir. Kedi ve köpeklerde leptospirosis • Her yaştaki et yiyicilerde görülür. • Kuluçka süresi 3-7 gün kadardır. • Halsizlik, yüksek ateş ve iştahsızlıkla başlar • Kısa sürede conjunctivitis ve ikterle devam eden bir form gözlenir. • Episkleral damarlarda dolgunluk, lökositoz, miyozitis, bronşitis, bronkopnömoni, nefritis ve merkezi sinir sistemi bozuklukları dikkati çeker. • İdrarda proteinüri vardır ancak hemoglobinüri oranı daha azdır. • Mukozalarda solgunluk, peteşiyel kanamalar, ağızda ülserler, kusma ve bazen kanlı ishal gözlenebilir. İnsan sağlığı riski: • Hayvanlar hastalığın insanlara naklinde vektör rolü oynarlar. • İnsanlara hastalık enfekte hayvanların idrar, kan ve hastalıklı organları ile bulaşır. • Hastalığın insanlara bulaşmasını önlemek için hayvanlara aşı uygulaması gereklidir. HASTALIKTAN KORUNMADA AŞILAMA BİRİNCİ DERECEDE ÖNEMLİDİR. EĞER EVİNİZDE KÖPEĞİNİZ VARSA MUTLAKA AŞI YAPILMALIDIR. AŞI PROGRAMI ve HASTALIK HAKKINDA GENİŞ BİLGİYİ VETERİNER HEKİMLERE , İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN RİSKİNİ İSE DOKTORLARA DANIŞINIZ. |
|
|
|
|
#7 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
veteriner hekimlerin bir görevide hayvansal gıda sağlığı ve kontrolu
GIDA GÜVENİLİRLİĞİ Dünyada her yıl birçok insan yedikleri yemekler nedeni ile hastalanmaktadır. Bu şekilde hastalananlar, ishal, kusma, mide bulantısı, ateş, kramplar gibi belirtiler gösterirler. Genellikle grip olduklarını düşünürler. Ancak, gerçek problem, birkaç saat yada birkaç gün önce yedikleri yemeklerde bulunan bakteriler tarafından oluşturulan GIDA-KÖKENLİ HASTALIKTIR. Amerika'da her yıl 2 milyondan fazla gıda-kökenli hastalık vakaları oluşmaktadır ve gıda kökenli hastalıkların yayılmasına sebep olarak bildirilen etmenler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmıştır: Hastalığın oluşmasında Etken olan Faktör Hastalığı Oluşturma oranı Güvenilir olmayan Kaynaktan Elde Edilen Gıda % 7 Kontamine Gıda İşleme Ekipman % 10 Yetersiz Pişirme % 17 Yetersiz Kişisel Hijyen % 22 Yetersiz Depolama Isıları % 37 Diğer % 7 GIDA-KÖKENLİ HASTALIK NEDİR ? Gıda-kökenli hastalık gıdaların insanlarda meydana getirdiği hastalıktır. Yüksek oranda rutubet, protein içeren ve asidik karakter taşımayan gıdalar hastalıkların oluşmasında rol oynayabileceklerinden riskli gıdalar sınıfına girerler. Yüksek oranda protein ve rutubet içeren gıdalar ise, süt ve süt ürünleri, yumurta, et, tavuk eti, balık ve midye gibi gıdalardır. Bu tür gıdalar, hastalık oluşturan mikroorganizmaların hızla gelişmesi için uygun şartları taşırlar. GIDA NASIL RİSKLİ HALE GELİR ? Gıdalar kontaminasyon ile riskli hale gelirler. Kontaminasyon, istenmeyen zararlı maddeler ve mikroorganizmaların herhangi bir yolla gıdalara bulaşmasıdır. Gıdalar kimyasal, fiziksel ve biyolojik etmenlerle kontamine olabilirler. Kontaminasyon direk olabildiği gibi çapraz-kontaminasyonlar yoluyla dolaylı da gerçekleşebilir. ÇAPRAZ-KONTAMİNASYON NEDİR ? Çapraz-kontaminasyon zararlı etkenlerin gıdalara dolaylı yoldan bulaşmasıdır. Aşağıda birkaç çapraz-kontaminasyon örneği gösterilmiştir: Herhangi bir kişinin zararlı etkenlerle kontamine olması kuvvetli olan tavuk eti gibi çiğ bir gıdaya elleri ile dokunması, daha sonra salata gibi pişirilmeyecek yada ısı işlemi uygulanmayacak bir gıdaya dokunması (zararlı etkenlerin bir yerden başka bir yere aracı vasıtası ile taşınması). Herhangi bir çiğ gıdaya dokunan bir mutfak malzemesinin (bıçak, kaşık, v.b.) veya temizlik bezlerinin, iyice temizlenmeden yenilmeye hazır başka bir gıdaya dokunması. Çiğ veya kontamine olmuş gıdanın, pişirilmiş yada yenilmeye hazır yiyeceklere ya direk kendisinin teması yada bu gıdadan sızan sıvıların teması. MİKROORGANİZMALAR NELERDİR ve NEDEN ÖNEMLİDİR ? Mikroorganizmalar her yerdedir. Mikroorganizmaları göremezsiniz, tadamazsınız veya koklayamazsınız, fakat onlar vücudumuzda, havada, mutfak tezgahlarımızda, mutfak ekipmanlarımızda ve gıdalarda saklanmışlardır. Bilinen belli başlı mikroorganizmalar viruslar, parazitler, mantarlar ve bakterilerdir. VİRUSLAR: En küçük, muhtemelen en basit yapıdaki organizmalardır. Yaşamlarını ancak canlı hücre içinde sürdürebilirler. Bazı viruslar ısıya ve soğuğa oldukça dayanıklıdır. Gıdalara bulaştıklarında çoğalmazlar. Gıda ancak bu organizmaların bir yerden bir yere taşınmalarında aracı olabilir. Gıdalar yolu ile insanlara bulaştığında çabucak çoğalırlar ve hastalığa sebep olurlar. PARAZİTLER: Parazitler yaşamak için canlı bir konakçıya ihtiyaç duyarlar. Gıdalarla bulaşabilecek parazitlere, çiğ sığır etinin tüketilmesi ile insanlara bulaşan Taenia saginata (barsak şeridi) örnek gösterilebilir. Parazitin larva şekli Cysticercus bovis hasta sığırların kaslarında bulunur ve bu etler çiğ yada yetersiz pişirilerek tüketildiğinde larvalar insanların bağırsaklarında şeritleri oluştururlar. MANTARLAR: Mantarlar mikroskobik olabildikleri gibi bir orman mantarı kadar büyük olabilir. Mantarlar, havada, toprakta, bitkilerde, hayvanlarda, suda ve bazı gıdalarda bulunur. Salça üzerinde üreyen küfler ve bazı faydalı türleri bira, ekmek gibi gıdaların yapımında kullanılan mayalar da mantarlar ailesindendir. BAKTERİLER: Bakteriler, uygun sıcaklıklarda kolayca üreyip hızla çoğalabilen tek hücreli organizmalardır. Bazıları faydalıdır ve peynir, yoğurt ve turşu gibi gıdaların yapımında kullanılır. Hastalıklara neden olan bakterilere patojen bakteri adı verilir. Bunlar, çoğalmak için riskli gıdalarda bulunan protein ve rutubet gibi besleyici maddelere ihtiyaç duyarlar. Bazı bakteriler tek başlarına hastalık oluşturmazlar ancak riskli gıdalarda çoğalma fırsatı bulurlarsa toksin adı verilen zehirleyici maddeler salgılarlar ve bu toksinler gıdalar yolu ile insanlara geçerek gıda zehirlenmelerini oluştururlar. Bütün bu nedenlerle gıdaların işlenmesi çok önemlidir ve yiyeceklerin hazırlanmasında hijyene ve çapraz-kontaminasyonlara dikkat edilmelidir. Uygun koşullarda bakteriler her 10-30 dakikada sayılarını iki misli arttırırlar. Tek bir bakteri önce ikiye, sonra dörde, daha sonra sekize çoğalır ve bu şekilde devam eder. Bu yolla tek bir bakteri 10-12 saat sonra milyonlarca çoğalabilir. HANGİ KOŞULLARDA BAKTERİLER ÇOĞALIR? Genelde bakteriler, sıcak (yaklaşık 35-37°C), rutubetli, proteinden zengin ve nötral ortamlarda en iyi şekilde ürerler. Ancak, yüksek oranda tuz içeren, asidik, aşırı sıcak (50-55°C) veya çok soğuk ortamlarda (5-15°C) üreyebilen bakteri türleri de vardır. Bakterilerin üreyebilme ısı aralığı 5-60°C'ler arasındadır. Bu nedenle bu aralık TEHLİKE ALANI olarak isimlendirilebilir. EN YAYGIN GIDA KÖKENLİ HASTALILAR HANGİLERİDİR? Botulizm: Hastalık Nedeni oksin üreten Clostridium botulinum Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 12-36 saat Belirtiler : Mide bulantısı, kusma, ishal, baş ağrısı, yorgunluk, ağız kuruluğu, çift görme, adele krampları, solunum güçlüğü Riskli Gıdalar : Düşük asitli konserveler (et ve sebze konserveleri), et, sucuk-salam, balık Önlem : Konservelerin önerilen şekillere uygun hazırlanması, yemeklerin iyi pişirilmesi. Clostridium perfringens: Hastalık Nedeni : Kontamine olmuş içme suyu veya süt Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 8-24 saat Belirtiler : İshal, karın bölgesi krampları, baş ağrısı, üşüme Riskli Gıdalar : Servis sırasında çok sıcak olmayan ısılarda saklanan et, tavuk eti ve diğer yiyecekler Önlem : Gıdaların pişirildikten hemen sonra soğutulmaları, sıcak yiyeceklerin yaklaşık 50-60°C'lerde saklanması. Campylobacter jejuni: Hastalık Nedeni : Düşük bakteri sayılarında bile C.jejuni enfeksiyonu Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 1-7 gün Belirtiler : Mide bulantısı, karın bölgesi krampları, ishal, çeşitli aralıklarla devam eden baş ağrısı Riskli Gıdalar : Çiğ süt, yumurta, tavuk eti, çiğ sığır eti, su, Önlem : Sütün uygun pastörizasyonu, yiyeceklerin iyi pişirilmesi, çapraz-kontaminasyonların engellenmesi Escherichia coli O157H7: Hastalık Nedeni : Enteropatojenik E.coli Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 2-4 gün Belirtiler : Kanlı ishal, kolit, kanlı idrar yolu enfeksiyonu Riskli Gıdalar : Kıyma, çiğ süt, tavuk eti Önlem: Etlerin bekletmeden, iyi pişirilmesi, çapraz-kontaminasyonların engellenmesi Listeriozis: Hastalık Nedeni : Listeria monocytogenes ile enfeksiyon Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 2 gün - 3 hafta Belirtiler : Beyin zarı iltahabı, yüksek ateş, baş ağrısı, düşük Riskli Gıdalar : Sebzeler, süt, peynir, et, deniz ürünleri Önlem : Gıdaların iyi pişirilmesi, çapraz-kontaminasyonların engellenmesi, temizlik ve dezenfeksiyon Salmonellozis: Hastalık Nedeni: Salmonella türleri ile enfeksiyon Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 12-24 saat Belirtiler : Mide bulantısı, ishal, karın ağrısı, ateş, baş ağrısı, üşüme, aşırı bitkinlik Riskli Gıdalar : Tavuk eti, yumurta, et ve süt ürünleri Önlem: Uygun pişirme, çapraz-kontaminasyonların engellenmesi Staphylococcus aureus: Hastalık Nedeni : Toksin üreten Staphylococcus aureus Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 1-6 saat Belirtiler : Çok sayıda kusma, ishal, karın bölgesi krampları Riskli Gıdalar : Kremalı fırın ürünleri, salam, tavuk eti, yumurta, patates salatası, kremalı soslar Önlem : Gıdaların soğutulması, Hijyenik kuralların iyi uygulanması Yersiniozis: Hastalık Nedeni: Yersinia enterocolitica ile enfeksiyon Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 1-3 gün Belirtiler : Barsak enfeksiyonu, kolit, ishal, az ihtimalle akut apandisit Riskli Gıdalar : Çiğ süt, çikolatalı süt, su, çiğ tüketilen etler Önlem : Sütün iyi pastörizasyonu, yiyeceklerin iyi pişirilmesi, çapraz-kontaminasyonların engellenmesi Vibriozis (Kolera'yı da içerir) : Hastalık Nedeni : Deniz sularında bulunan Vibrio parahaemolyticus, Vibrio cholera Hastalığın Oluşması İçin Gereken Süre : 3-76 saat Belirtiler : İshal, karın bölgesi krampları, bitkinlik, mide bulantısı, üşüme, baş ağrısı Riskli Gıdalar : Çiğ yada az pişmiş deniz ürünleri, kontamine sular Önlem : Çiğ yada az pişmiş deniz ürünlerinin iyi soğutulması, iyi pişirilmesi, çapraz-kontaminasyonların engellenmesi Hastalığın Önlenmesinde Aşının Rolü Günümüzde aşılama, gerek ev hayvanları gerekse gıda hayvanları için hastalık önleme stratejilerinin temel unsurudur. Aşılar, aşıda bütün veya kısmi olarak ihtiva edilen patojene karşı spesifik bir savunma geliştirmek üzere hayvanın bağışıklık sistemini uyarırlar. Spesifik bir bağışıklık yanıtı ister aşı, isterse doğal yoldan karşılaşılan bir patojen tarafından uyarılsın, buna aktif olarak edinilmiş bağışıklık adı verilir. Bağışıklık ayrıca, gerek hiper- immun serumlar aracılığıyla gerekse de plasenta yada kolostrum aracılığıyla bağışık bir hayvandan yavrusuna antikorların nakledilmesiyle pasif olarak da kazanılabilir. Aktif olarak edinilmiş bağışıklık pasif olarak edinilmiş bağışıklığa kıyasla çok daha uzun bir etki süresine sahiptir çünkü vücudun patojene karşı kendi yanıtından kaynaklanır. Aktif olarak edinilmiş bağışıklıkta, vücut kendi savunma unsurlarını "üretir" ve ikinci bir hastalık etkenine maruz kalma ihtimaline karşı bunların bazılarını muhafaza eder. Pasif olarak edinilmiş bağışıklıkta ise, bir başka hayvandan alınan antikorlar sonradan ortadan kaybolur, ve böylece bağışıklık da son bulmuş olur. Hastalık etkenine karşı doğal yollarla maruz kalınması durumunda bir nebze olsun aktif bağışıklık geliştirme ihtimali her zaman için mevcut olsa da aktif bağışıklığın aşı ile elde edileni makbuldür, zira aşı dışında her hangi bir yolla kazanılan aktif bağışıklık durumunda, sonuç itibariyle hayvan ölümden kurtulup iyileşme şansı yakalasa da, hayvanın bir kez yakalanmış olduğu hastalık, geri kalan yaşam periyodunda gelişme geriliği, güçten düşme yada verim kaybı gibi sonuçlara sebep olmaktadır. Aşının Etki Mekanizması Patojenler (ör.,bakteriler, virüsler, vb.) antijen adı verilen ve patojenin bir bağışıklık yanıtı uyaran kısmını oluşturan protein molekülleri içerirler. Bir patojen 50 ile 1000 arasında spesifik antijen ya da antijenik protein içerebilir. Bir patojenin antijenleri vücut tarafından algılandığında, patojene karşı spesifik bir bağışıklık yanıtı oluşur. Bağışıklık sistemi, antikor adı verilen, vücudun spesifik bir patojene saldırmasına yardım eden özel proteinler üretir ve hücre içi enfeksiyon durumunda da, hücre kaynaklı bağışıklık yanıtını (patojenle enfekte olmuş hücrelerin yok edilmesi) başlatır. Ani olarak başlayan spesifik immun yanıtın bir sonucu olarak, tekrar aynı hastalık etkeni ile karşılaşılması durumunda, vücutta o etkeni kolayca tanıyan antijene spesifik bellek hücreleri oluşturulur ve antikor seviyeleri yüksek bir sabitede uzun süreler boyunca değişmeden kalır, yada en azından bu yönde gayret sarf edilir. Aşı ile işte bu mekanizmanın aynısı gerçekleştirilir, fakat bazı farklılıklarla; bütün bunların gerçekleşmesi için hastalık etkeninin vücuda girip enfeksiyona sebep olmasına gerek yoktur, ve bağışıklık yönünde başarıya ulaşma şansı daha yüksektir. Aşının bu iki özelliği, aşılamaya ihtiyaç duyulmasının ve bu doğrultuda gelişmeler kaydedilip üretime geçilmesinin en temel sebeplerini teşkil eder. Kısaca aşıya duyulan ihtiyacın en temel gayesi bu mekanizmanın elde edilmesidir denilebilir. kaynak [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] |
|
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Özel Üye
![]() |
böbrek taşı kedi- köpek lerde
çoğunlukla erkek kedilerde rastlanan bir olgu böbrek taşı ve idrar kesesinde taş oluşumudur. idrar içinde çöken kristallerin böbrek iç yüzeyine tutunmasından ve birikmesinden oluşur. Aynı zamanda kısırlaştırılmış kedilerde uretrada atrofiler nedeniyle daralma ,idrarı tam yapamama ,sonucu kesede idrar kalması ve taş oluşumu gözlenir. Normalde idrar içinde bu kristalleşmeyi ve çökmeyi engelleyen İnhibitör maddeler vardır.Bu inhibitörler yeterli miktarda olmayabilir ve bu da taş oluşumuna yol açar. Diğer bir neden ise idrarın asidik veya bazik oluşudur. Eğer oluşan bu kristaller ve kumlar yeteri kadar küçükse idrar yollarına takılmadan ve de herhangi bir probleme yol açmadan düşerler. Böbrek taşları kimyasal yapıları bakımından birçok maddenin kombinasyonundan oluşmuştur.Ençok görülen taş tipi kalsiyum içeren ve fosfat veya oksalat kombinasyonlu taşlardır.Bu maddeler normal günlük gıdalarda mutlaka bulunurlar. Ailesinde taş olan birisinin kedide de taş oluşması olasılığı fazladır.İdrar yolları infeksiyonları(bakteriler),kistik böbrek hastalığı gibi bazı böbrek hastalıkları,paratiroid bezinin fazla çalışması (Hiperparatiroidizm) gibi durumlarda böbrek taşı oluşması kolaylaşır.ve tabiki verilen magnezyum düzeyi yüksek gıdalar ilk dikkat edilmesi gereken sebebler arasındadır sturvite köpek sturvite köpek oxalat köpek urıc asit |
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|