Geri git   Forumera >
•Konu Dışı•
> Sağlık
Kayıt ol Resim Upload Üye Listesi Forumera Posta Kutusu Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Forumda kesinlikle program ve mp3 paylaşımı yasaktır !!
Bir bölümde günde 3 taneden fazla konu açmak yasaktır.

Forumerada reklam vermek için tıklayın
Bu alanda 468x60 reklam aylık 35 ytl! - Bu alanda 728x90 reklam aylık 50 ytl!


Etiketler: ,

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 05-05-2007, 13:44   #11 (permalink)
Özel Üye
 
GuReL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üye No
6370
Mesajlar
703
Forum Katkısı
91867
Forum Katkısı Puanı
9183944
Derecesi
GuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond repute
Standart



Beslenmede göz önünde bulundurulması gereken bazı fizyolojik ve beslenme bilgileri:

* kedilerde sindirim sistemi uzunluğunun vücut uzunluğuna oranı köpeklerden kısadır. kedilerde 3-4/1 iken köpeklerde 4-5/1 dir.
* köpeklerde ince barsaklar 3,9 m iken kedilerde 1,7 m dir. kalın barsak uzunlukları ise hemen hemen eşittir. (0,4-0,6 m)
* gıdalar sindirim sisteminde köpeklerde 22,6+/-2,2 saat kalırken kedilerde ise yaklaşık 13 saat kalır.
* kedi köpekte tükrükte alfa-amilaz aktivitesi yok yada çok düşüktür.
* 3131/3121=30 diş bulunan kedilere karşılık köpeklerde 3142/3143=42 diş bulunmaktadır.
* köpeklerde sindirim aktivitesi ince barsaklarda oldukça yüksektir( proteinler için %80-90 yağlar için %90-95)
* yemlerin sindirilmeyen kısmı kalın barsaklarda yaklaşık 12 saat kadar kalır.
* yüksek sindrilebiliri bir diyetle beslenen köpekler günde 1-2 defa dışkı yapar.
* köpekler günde canlı ağırlğının %2 si kadar su tüketirler ancak tavsiye edilen önlerinde sürekliş temiz su bulunmasıdır.
* aşırı protein yüklemesi durumunda kedilerde kronik renal bozukluk şekillenebileceği bildirilmiştir.
*kediler yüksek karbonhidrat içeren diyetleri yeterli dercede sindiremez
* diyette tamamen doymuş yağ aitleri varsa deri lezyonları şekllenir.
* linoleik asit özellikle köepklerde önemlidir. ancak bunula birlikte linolenik asit ile birlikte arakinoik asit esansiyeldir diyetlerde bulunması gereken esas komponentlerdendir.
* kediler esasnsiyel amino asitlere köepeklere göre 1,5 kat daha fazla ihtiyaç duyarlar.özellikle arjinin eksikliğinde amonyak seviyesi yükselir.(kusma ataksi hiperestezi)
* kükürtlü aminoasitlerin yetersizliğinde kılların sağlığı oumsuz etkilnir.
* köpeklerin diyetteki Dvitaminine kadilere göre daha bağımlı olduğu unutulmamalıdır.
* karnitinin eksikliğinde özellikle Boxer larda myokardiyal yetmezlik görülür. diyette bulunması gerekli olan komponentlerdendir.
* piridoksin B6 nın eksikliğinde anemi canlı ağırlık kaybı kedide özellikle renal fonksiyon bozukluğu köpeklrde ise alopeci ve dermatğit görülür
*Kalsiyumun diyette gerekenden fazla verilmesi durumunda yavrularda süt dişlerinin dökülmesinde gecikme ve kemik büyüme plaklarının kapanmasına yol açar.
* köpeklerin diyetinde %18-20 olması gereken protein oranı kediler için %26-30 dur.
GuReL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2007, 13:46   #12 (permalink)
Özel Üye
 
GuReL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üye No
6370
Mesajlar
703
Forum Katkısı
91867
Forum Katkısı Puanı
9183944
Derecesi
GuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond repute
Standart



YUVARLAK SOLUCANLAR (ASKARİDLER)
Köpek : TOXACARA CANİS Kedi : TOXACARİS LEONİNA

Askaridler en yaygın köpek parazitleridir. Mücadele yapılmayan yerlerde köpeklerin tamamında bu parazit mevcuttur. Hayatının herhangi bir döneminde bu parazite yakalanmış dişi köpeklerin yavruları parazitli doğar veya annenin sütü ile paraziti alır. Yavru köpeklerin dışkılarında üç veya dört ' üncü haftadan ihtibaren parazit yumurtasına rastlanır. Yavru ve genç köpeklerin ince bağırsaklarında yüzlerce askarit bulunabilir. Yaş ilerledikçe parazit sayısında azalma olur. Ağır olgularda anüs çevresi yumurtalarla bulaşık durumdadır. Yumurtalar dışarıda aylarca hatta yıllarca canlı kalabilir. Rutubetli ortamda larva gelişimi olur. Askaritlerin Vücutta Gelişimi 1-Akciğer Dolaşımı 2-Somatik Dolaşım 3-Galaktogen Dolaşım İnsanlarda "Larva Migrans Visceralis" adı verilen hastalığa yol açar. Ascaridiasis köpek yavruları ve genç köpekler için çok önemli ve tehlikelidir. Köpek yavruları hayatlarının ilk üç haftası içinde Pnömani ve Enteritis sonucu ölebilirler. Bu dönemde hayvanın dışkısında parazit yumurtasına rastlanmayabilir. Öldürücü olmayan miktarda parazitle enfekte olan köpeklerde

1-Gelişme Geriliği
2-Anemi
3-Zaman zaman öksürük
4-Yemek sonrası kusma
5-Epileptoit belirtiler
6-Atipik sinirsel bozukluklar
7-Tüylerde mat ve karışıklık
8-Karında şişlik
9-Karın bölgesinde basınç uygulandığında ağrı
10-Dışkı şekilsiz ve muhatlı
11-İştah iyi olduğu halde zayıflık
12-Raşitizm
13-Bu belirtilerden bir yada birkaçı gözleniyor ise teşhis ve tedavi için veteriner hekiminize başvurun
Kedi: TOXACARA MYSTAX
TOXACARİS LEONİNA

Köpekteki belirtilerin hepsi görülür.
Not: Gebe köpek ve kedilerinizde gebeliğin 45. ve 55. günleri arası yaptıracağınız askarit ilaçlamasıyla hem anneyi hem yavruları askarit enfestasyonundan koruyabilirsiniz.



Son yıllarda evlerde beslenen köpek sayısında önemli artışlar olmuştur.Hayvanların insan yaşamındaki rolleri yaşa ve ilgi alanlarına göre değişir.Yalnız yaşayan insanlar için köpekler oldukça iyi birer arkadaştırlar.Zamanla da bu köpek insan beraberliği gerçek bir dostluğa dönüşür.

Dışarıdan bakıldığında köpek sahibi olmak çok kolay görünür.Alacağınız yeni yavrunun ailenin yeni üyesi olacağını ve on beş yıl boyunca sizinle yaşayacağını dikkate almalısınız.Yavru köpek almadan önce yaşam tarzınız ve çevrenizi değerlendirmeniz gerekir.Pek çok kimse fazla düşünmeden köpek sahibi olur daha sonra bakımının zor olduğunu düşünerek köpekle ilgilenmez.Böyle durumlarda köpekler evlerini sürekli değiştirecekleri için mutsuz olurlar.

Köpek sahibi olunurken dikkat edilecek diğer bir husus ise cinsiyetinin seçimidir.Cinsiyete karar vermeden önce alma nedeni iyice belirlenmelidir.Amaç üretim ise seçim dişi yönünde olmalıdır.Sizin için köpeğin cinsiyeti önemli değilse dikkat edilmesi gereken nokta kızgınlık dönemlerinde dişilerin kontrol altında tutularak istenmeyen çiftleşmelerin önlenmesidir.

Ayrıca köpek sahibi olurken ırk seçimi de oldukça önemlidir.Doğru olan siz ve yaşam tarzınıza en uygun ırkı seçmektir.Bu nokta da ilgi ve sevgiye çok fazla ihtiyacı olan bir ırk mı yoksa kişiliği gelişmiş ilgiye fazla ihtiyacı olmayan bir ırkı mı seçmek gerekir.Ayrıca köpeğin saf veya melez olmasıda göz önünde bulundurulmalıdır.Saf ırkların özellikleri bilindiği için seçimi daha kolay olabilir.Melez köpeklerin büyüdükçe görüntü ve davranışlarının değişebileceği unutulmamalıdır.Saf ırk almaya karar verildiğinde dikkate alınması gereken diğer bir husus ise anne ve babanın akraba olmamasıdır.Akrabalar arası çiftleştirmede olumlu genler kadar olumsuz genler de etkinlik kazanır ve kısırlık davranış bozuklukları ile hastalıklara karşı direnç azalması gibi problemler ortaya çıkabilir.

Köpek sahibi olmaya karar verdikten sonra sağlıklı insanların yaşam koşul larına adapte olacak bir köpeği nasıl seçeceğiniz önem kazanır.Buda iyi bir gözlem gerektirir.Ayrıca köpeğin sağlıklı olup olmadığını anlamak için alınacak köpeğin bir Veteriner Hekim tarafından kontrol edilmesinde yarar vardır.Eğer muayene ettirmek mümkün değil ise Şu noktalara dikkat edilmelidir.Kıl örtüsü yumuşak parlak ve düzenli olmalıdır.Karışık ya da yer yer tüy dökülmeleri olan bir köpeğin iyi beslenmediği yada aldığı beslenmeden yararlanmadığı yani sağlıklı olmadığı anlaşılır.Yine köpeğin derisi düzgün olmalıdır.Kıl köklerindeki karabiber benzeri görüntü pire yumurtası anlamında olabilir ,ancak pire görülmeyebilir.deri döküntüleri ve kızarıklıklar mantar enfeksiyonları ,uyuz ve bunun gibi deri hastalıklarını belgeler.Gözler parlak ve temiz olmalıdır.Kulaklar temiz olmalı ve kötü kokmamalıdır.Bazı yavrular sağır doğarlar,test edilmedikçe bunun anlaşılması mümkün değildir.Bu durumda en iyisi ellerin kulağın üstünde çırpılması ve doğal bir yanıt beklenmesidir.Yanıt alınmıyorsa veteriner hekime baş vurulmalıdır.Bir başka sağlık kriteri ise köpeğin burnunun soğuk ve nemli olmasıdır.Alınacak köpeğin dişlerinin düzgün,temiz ve beyaz ,diş etlerinin kanamasız ve pembe olması gerekir.2-8 haftalık bir yavrunun ağzında 24 adet süt dişi bulunmaktadır.4-7 aylık olduğunda bu dişler düşer ve yerine kalıcı dişler gelir.Kırmızı diş eti yangıyı , beyaz diş eti anemiyi gösterir.Son olarak anormal şişkin mide ve karın boşluğu iç parazit yada bir hastalığı gösterir.

Alınacak yavruda sağlık kriterlerinden sonra dikkat edilmesi gereken en önemli şey davranışlarıdır.Yavrular genellikle oyuncu,neşeli ve sokulgandır.Bazıları ise yabancı görünce sadece durur ve bakarlar.Bu durum utangaçlık olarak nitelendirilmemelidir.Oyuncu,neşeli olmayan yemeğe ilgi duymayan yavru hastadır veya davranış problemi vardır. Diğer bir problemse agresif köpeklerdir.Hırlama ve ısırmaya meyillidirler eğer köpek koruma için alınmayacaksa bu özellikten kaçınılmalıdır.

Almaya karar verdiğiniz yavruyu önce gözlemleyiniz.Sağlıklı ise size arkadaşça ve meraklı davranacaktır.Onu ellerinizle başınızın hizasına kadar kaldırın ve yere bırakın sizi izleyecek ve ona dokunmanızı isteyecektir.İyi huylu bir köpek buna hemen yanıt verir.Kendine güvenli ve mutlu bir köpek sizin için yaşam boyu sağlıklı bir arkadaş olacaktır.
GuReL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2007, 13:55   #13 (permalink)
Özel Üye
 
GuReL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üye No
6370
Mesajlar
703
Forum Katkısı
91867
Forum Katkısı Puanı
9183944
Derecesi
GuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond repute
Standart



Deli Dana


Hastalik, insana sigir etinden bulasiyor.
Kulucka donemi 2 ila 10 yil arasinda degisiyor. Sadece et degil, salam,
sosis, sucuk ve kiyma da tehlikeli. Ama en tehlikelisi beyin, dalak ve
omurilik. Bu yuzden uzmanlar sakatatlara dikkat diyor. Unutmayin. Etteki
mikrop, hicbir kosulda yok olmuyor. Etin pismis olup olmamasi, hastaligin
bulasmasini engellemiyor...

Yillarca gizleniyor aniden cikiyor

Deli Dana Hastaligi'na yakalanan bir insanin hayati, yalnizca bir gun icinde
tamamen degisebiliyor...

Ilk belirtiler, diger tum hastaliklarda oldugu gibi yorgunluk, uyku
bozuklugu, istahsizlik ve agri ile cikiyor.
Hasta dokunma ve ses uyarilarina karsi hassas duruma geliyor, tepki veriyor.
Ilk olarak dizlerde agri hissediliyor ve hasta, hareketlerini kontrol etmede
zorlaniyor, yerinden kalkamiyor. Bu belirtilerin ardindan hafiza kaybi
basliyor. Son safhada ise istem disi kas hareketleri sonucunda hasta yataga
dusuyor...
Yapilacak hicbir sey kalmamistir. Hasta artik yataginda olumu bekliyor.
Hastaligin tam teshisi otopsi sonucu belirleniyor. Otopside hastanin
beyninin sungerimsi bir bicim aldigi ve
delindigi goruluyor.
Tedavisi, su an icin yok... Arastirmalar devam ediyor.


Deli Dana Hastalığı

Deli dana hastalığı sığırlarda görülen ve ölümcül sonuçlanan bir hastalıktır. Hastalık beynin süngerlenmesine neden olur. Özellikle İngilterede sığırlarda görülen salgın bir hastalıktır. Hastalık mikrobik ajanlardan çok farklı cansız bir maddeyle (protein parçasıyla) meydana gelmektedir. Hastalığın hayvanlarda uzun bir kuluçka dönemi vardır. Ortaya çıkan hastalıklar yürüme bozukluğu bunu takiben beyin fonksiyonlarının bozukluğu ve ölümle sonuçlanmaktadır.

İnsanlarda da benzer hastalıkların olduğu fakat sığırlardaki bu hastalığın insandaki hastalıklarla ilgisi olmadığı düşünülüyordu.Ancak son yıllarda İngilterede yapılan araştırmalar sonucunda insanlarda görülen benzer bir hastalığın birden arttığı aniden ortaya çıkan 10 hastadan 5 nin mezbahada çalıştığı ve bu sırada sığırlarda da deli dana hastalığında bir artış olduğu görüldü.Bilim adamlarının yaptığı araştırmalar sonucunda hayvanlardaki deli dana hastalığı ile insanlardaki Creutzfeldt-Jacob hastalığının birbirleriyle alakalı olduğunu ortaya çıkardılar.Daha sonraki çalışmalar ise bu hastalığın bulaşma yolları ve hastalığın kaynağı yönünde oldu. 2000 yılına kadar yapılan incelemeler diğer Avrupa ülkelerininde risk altında olduğunu ve Creutzfeldt-Jacob Hastalığı vakalarının artmakta olduğunu gösterdi.Kesin bir kanıt olmamakla beraber hayvanlaradaki hastalığın insanlara hayvan etleri ve ürünleriyle bulaştığı tahmin edilmektedir.

Creutzfeldt-Jacob Hastalığı Nedir?

Bu hastalık prion denilen protein parçaçıklarının neden olduğu uzun bir kuluçka dönemini takiben ortaya çıkan beyin fonksiyonlarının bozulması hızlı yaşlanma ve ölümle sonoçlanan bir enfeksiyon hastalığıdır.Hastalığın yiyeceklerle bulaştığını gösteren deliller vardır.Genellikle ileriki yaşlarda ortaya çıkan hastalık en sık 57-62 yaşlarında görülür.Hastalığın en sık rastlanan belirtileri uykusuzluk depresyon kişilik değişiklikleri ve hafıza kaybıdır. Bu bulguların ardından kısa bir sürede hızlı bir bunama konuşamama yürüme zorlukları kas seğirmeleri ve kramplar görülür.Hasta genellikle 6-12 ayda mental ve fiziksel fonksiyonlarını kaybeder.Hastalık ölümle sonuçlanır.Kesin tanı beyin dokusundan biopsi yapılarak konulur.

Hastalığın bugün için kesin tedavisi mümkün değildir. Ancak hasataların şikayetlerini azaltmaya yönelik tedavi uygulanmaktadır.

Bir porsiyon hayvansal ürünle bulaşma riski 10 milyarda bir olarak ölçülmüştür.Sakatat ve sosis gibi ürünlerde risk yüksektir.Süt ve süt ürünlerinde risk tespit edilmemiştir.
GuReL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-05-2007, 14:01   #14 (permalink)
Özel Üye
 
GuReL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üye No
6370
Mesajlar
703
Forum Katkısı
91867
Forum Katkısı Puanı
9183944
Derecesi
GuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond reputeGuReL has a reputation beyond repute
Standart



Genel Köpek Hastalıkları


Tüm hayvanlar yaşamları boyunca çeşitli enfeksiyonlara maruz kalırlar.Anneden alınan antikorların etkisi sona erdiğinde enfeksiyonlara karşı zayıf hale gelirler.Enfeksiyona yakalanmadan önce,kendi bağışıklıklarını geliştirmeleri için gerekli olan yeterli miktarda antikoru üretecek B hücrelerine sahip olmaları gerekir.Özellikle köpek üretim merkezleri,barınaklar,pansiyonlar,pet shop ve dog showlar gibi kalabalık çevrelerde bulunan yavrular yüksek risk altındadır.Bu nedenle,viral ve bakteriyel aşıları tamamlanmış olan yavru köpeklerin,dog show gibi etkinliklere katılması doğru değildir.
---------------------


Kanlı İshal Canine Coronavirüs)


Kanlı ishale neden olan parvovirüsler nisbeten yeni virüslerdendir ve kedilerin gençlik hastalığı virüsleri ile yakkınlıkları vardır.İlk olarak 1978 yılında ortaya çıkan ve yüzbinlerce köpeğin ölümüne neden olan bu hastalık köpeklerin afeti olarak tanımlanmaktadır.İlk olarak Kuzey Amerika'da tanımlanan hastalık bundan sonra Avustralya,Yeni Zelanda,Asya,Merkez Amerika ve Güney Afrika'da görülmüştür.1983'lü yıllarda itibaren 50'yi aşkın ülkede gözlendiği bildirilmiştir.Hastalık her yaştaki köpekte gastrointestinal belirtilere,yavru köpeklerde kalp kasının iltihabına(miyokarditis) neden olur.Özellikle yavru köpekler için tehlikeli olan parvoviral enteritise,3 yaşın altındaki köpeklerde rastlanmaktadır.Yeni zelanda'da yapılan bir araştırmaya göre 0-7 haftalık köpeklerde hastalığın insidansı %63, 8-12 haftalık köpeklerde %29, 3-6 aylık köpeklerde %23, 6-12 aylık köpeklerde %14, 1-2 yaşındakilerde ise %9, bir yaşından sonra da %11 olarak tespit edilmiştir.Bu virüs özellikle hızlı olarak bölünen hücreleri hedef alır.Bu hücrelerde organizmada barsakta bulunan ve alınan besinlerin değerlendirilmesi ile ilgili olan hücrelerdir.

Parvoviral hastalığın ilk belirtisi şiddetli kusmadır.Kusmuk gri-beyaz renkte ve suludur.Kusmayı sulu,kötü kokulu,sarıdan kahverengiye kadar değişen renkte ishal izler.İshal halinde çıkarılan dışkıda taze ya da pıhtılaşmış halde kan bulunur.Ateş 41.C kadar yükselir.Kusma ve ishal nedeni ile oluşan sıvı kayıpları sonucu çoğu yavru köpekler ilk 24 saat içerisinde ölür.Kalbin etkilendiği durumlarda ise çoğu zaman yavru köpekler ölü bulunurlar.Bu hastalıkta ölüm oranı %50'nin üzerindedir.

Parvovirüslerin bağışıklık sistemini baskıladıkları bilinmektedir.Ancak bunun mekanizması ve lenfosit fonksiyonlarını nasıl etkiledikleri henüz açıklığa kavuşmamıştır.Virüslerin bağışııklık sistemini nasıl baskıladıklarına ilgli 4 ana mekanizma vardır.Bu mekanizma lar sayesinde virüsler,vücudun bağışıklık sisteminin zayıf taraflarını araştırarak kendi varlıklarını garentiye alırlar.Virüsler:

1)T ve B hücrelerinin fonksiyonlarını bozar veya onları yok ederler.
2)Bağışıklık sisteminin düzeninde dengesizliğe yol açarak,baskılayıcı T hücrelerinin aşırı aktif hale gelmesine neden olurlar.
3)Makrofajlar bu virüsleri yutarken,makrofajlara zarar verebilir vemakrofajları enfekte edebilirler.
4)Hedef hücrelerin genetik kodlarını çalabilirler.

Virüsler özellikle belirli bir hücreyi etkileyen kimyasal habercilerin reseptörlerine kendi genetom proteinlerini yerleştirirler.Bu şekilde virüs, habercinin gönderdiği kamutları bozar veya ortadan kaldırır.Modifiye canlı parvovirüs aşıları,köpeklerde 2-5 haftalık bir süre için bağışıklık sistemini baskılayıcı etki gösterir.

__________________



Bulaçıcı Karaciğer Hastalığı : (Infectıous Canine Hepatitis, CAV-1)


Bu hastalığın etkeni adenovirüslerdir (CAV-1) ve bulaşma hasta köpeklerin idrarı ile olur.Hastalığın en şiddetli formları yavru köprklerde görülmektedir.Aşılı anneden doğan yavru köpekleri kolostrum 5-7 haftaya kadar koruyabilir.Bulaşıcı karaciğer hastalığının 13 yaşındaki köpeklerde bile ölüme yol açtığı bilinmektedir.Adenovirüsler tüm dokuları enfekte edebilme yeteneğindedir.Fakat daha çok karaciğer hücreleri ile ilgilidirler ve bu organda şiddetli yangıya neden olur.Hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlerde kornoval opasite (kornoal bulanıklık) şekillenir.Mavi göz olarak daadlandırılan bu bozukluğun nedeni gözlerin pigmentli tabakasının yangısıdır ve aşılamayı takibende gözlemlenir.

__________________




Adenovirüs Tip-2 Enfeksiyonu : (Canine Adenovirüs Type-2 CAV-2)

Bu virüs daha çok solunum sisteminde hastalık yapmaktadır."Trache obronşitis veya Kennel Cough" olarak adlandırılan köpek öksürüğü hastalığının etkenlerinden biridir.Özellikle kalabalık ortamlarda barınan köpekler arasında yaygındır.CAV-2 aşısı aynı zamanda CAV-1 aşı virüsü nedeniyle oluşabilecek korneal reaksiyonlarıda önler.

____________


Köpek Nezlesi : (Canine Parainfluenza)


Bu viral enfeksiyon solunum sisteminde orta dereceli bir yangıya neden olur.Ancak CAV-2 virüsü ve Bordetalla bronchiseptica bakterisi ile kombine halde çok şiddetli ve ölümcül enfeksiyonlara neden olurlar.

__________________


Koronavirüs İshali : (Canine Coronavirüs)


Koronaviaral enfeksiyon genellikle subklinik olarak seyreder.Klinik belirtileri ateşle ve hafif bir inestial akıntı ile başlar,sonraları kusma ve ishal gözlenir.Koronaviral hastalık tek başına şiddetli enfeksiyonlara neden olmamakla birlikte,özellikle parvoviral enfeksiyonlarla birleştiği zaman,hem klinik belirtilerin şiddeti hem de ölüm oranında artış görülür.

__________________



Kuduz Rabies)


Kuduz sıcak kanlı hayvanların merkezi sinir sistemini etkileyen viral bir hastalıktır.Bu eski ve korkunç hastalığın etkeni olan Rhabdovirüsler beyinde yangı(iltihap) meydana getirirler.Bu virüs enfekte hayvanların salyası ile taşınır.İnkubasyon periyodu(Etkeni aldıktan hsatalığın başlamasına kadar geçen zaman periyodu.) 10 gün ile birkaç ay arasında değişir.Kuduz ölümcül bir hastalıktır.Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra tedavinin faydası yoktur.Birçok vahşi hayvan(ratlar,racoonlar,yarasalar,tilkiler) kuduzun rezarvuarı durumundadır.Aristotlr "Hayvanın Tarihçesi" adlı kitabında kuduzu éköpek Deliliği" şeklinde tanımlamıştır.Kuduzdan korunma için modifiye canlı ve ölü aşılar bulunmaktadır.Son yıllarda ölü aşıların daha etkili bulunması,modifiye canlı aşıların vazgeçilmelerine neden olmuştur.

__________________



BAKTERİYEL HASTALIKLAR Bordetelloz:

Bu hastalığın etkeni olan Bordetella bronchiseptica bakterisi Adenovirüs Tip-2 ve Parainfluenza ile birleşerek Köpek Öksürüğü diye adlandırılan hastalığı meydana getirir.Köpek bordetellozisi şiddetli öksürüğe neden olur.Aşı özellikle intranazal (burun içi) olarak uygulandığı zaman çok etkili koruma sağlar.Toplam 13 antijenlik tip bu hastalığa neden olabilmektedir.Fakat sadece 3 tanesine karşı aşı geliştirilmiştir.Ancak bu üçü %90 nın üzeindeki vakadan sorumlu olan antijenlerdir.

__________________


Leptospiroz:


Klinik tablosu oldukça değişik olan bu enfeksşyonda ateş ile başlayan hastalık tablosu böbrek yetmezliği ile sonuçlanır.Böbrek fonksiyonlarının bozulması üremiye neden olur.Başlıca belirtileri halsizlik,uyuşukluk,deprosyon,iştahsızlık,ishal,ku sma,ağız ve göz mukozalarının yangısı,anormal sinirsel belirtiler ve ölüme neden olan kan pıhtılaşması bozukluklarıdır.Bulaşma enfekte köpek ve ratların idrarları ile olur.Bu hstalığın en önemli özelliği insanlarada bulaşabilmesidir

__________________


AŞISI BULUNMAYAN ÖNEMLİ KÖPEK HASTALIKLARI Herpesvirüs :


Herpesvirüs :Bu viral enfeksiyon özellikle yavru köpekler için öldürücü bir hastalıktır.Süt emme çağındaki yavru köpeklerde hafif derecede solunum yolu enfeksiyonuna neden olur.Kalıcı enfeksiyonlar olgun dişilerde meydana gelebilir.Herpesvirüsler sinir hücrelerine yerleşerek bağışıklık sisteminden korunabilme yeteneğindedirler.Brusellosizin aksine,herpesvirüsle enfekte olan gebeler doğum yaparlar.Ancak matarnal antikor geçişini sağlayamazlar.Bu annelerden doğan yavrular herpesvirüslere karşı duyarlıdırlar.

__________________



Bruselloz:


Bu bakteriye hastalığın ne aşısı nede tedavisi vardır.Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadırlar.spontan yavru atmalar brusellosizin ilk göstergesidir.Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır.erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar.Ayrıca hasta dişilerin vulvalarının yalanması ve idrarlarnın alınması yolu ilede bulaşmalar olmaktadır.Dişiler de yine çiftleşme ve hastalığın etkeni olan bakterilerin ağız yolu ile alınması neticesinde hastalığa yakalanırlar.Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brusellosiz yönünden kontrol edilmelidir.
__________________
yumuşak konuş ki,kalblerin kapıları açılsın;
sıcak kalbli ol ki,vicdanlar,senin düşüncelerine "buyur" etsin;ihlaslı davran ki,tesirin sürekli olsun....!.




GuReL
Kullanıcının Profilini Göster
GuReL kullanıcısına özel mesaj gönder
GuReL tarafından gönderilen bütün mesajları bul
GuReL kullanıcısını arkadaş listeme ekle

#16 08-03-07, 22:46
GuReL
Senior Member Giriş: Dec 2006
Bölüm: bandırma
Mesaj: 4,744
İtibar Gücü: 5




--------------------------------------------------------------------------------

Kuş Gribi (TAVUK VEBASI )

(Avian İnfluenza , Kuş Gribi, Pestis Avium, Bird Flu)

Avian influenza (AI) evcil ve yabani kanatlılar ile memeli hayvanların çoğunda solunum ve sindirim sistemine ait belirtilerle birlikte yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden, insanlardaki grip benzeri bir hastalıktır.


ETYOLOJİ

Hastalık etkeni Orthomyxoviridae familyasından Influenza gurubuna ait, tek sarmallı, RNA karakterinde genetik madde taşıyan Influenza A virusudur.



Influenza viruslarının 3 tipi identifiye edilmiştir. Bunlar Influenza A,B ve C tipleridir. B ve C tipleri yalnız insanlarda hastalık oluşturur. A tipi ise insan, at, balina, domuz, Amerikan vizonu ve kanatlılarda hastalık oluşturur. Influenza virusunun patojenitesi alt tiplere göre değişiklik gösterir. Avian influenza tahribat gücü yüksek bir hastalıktır. Günümüzde patojenik izolatlar influenza A viruslarının H5 ve H7 alt tipleri olarak belirlenmiştir. Bu suşlar % 100'lere varan düzeyde ölümlere sebep olabilirler ve evcil türlerde oldukça büyük ekonomik kayıplar oluştururlar. Diğer suşlar ya çok az hastalık belirtisine sebep olurlar ya da hiç farkedilmezler. Fakat bununla beraber bu ailede yer alan Influenza viruslarının antijenik yapılarının hızla değişim eğilimleri vardır. Düşük patojeniteye sahip suşlar değişime uğrayarak hızla gerçek öldürücü suşlar haline dönüşebilir.Kanatlı hayvanlarda 80'den fazla farklı özellikte inluenza virusu izole edilmiştir. Bunlar arasında en fazla patojenik olanları Tavuk Vebası virusu (H7N7), Hindi İnfluenza virusu (H6N2, H8N4), Tavuk Scot/59 (H5N1), Tern/Güney Afrika (H5N3) viruslarıdır.



İnfluenza virusları ılıman ve kutuplara yakın bölgelerdeki insan, domuz ve at populasyonlarında belirli zamanlarda, özellikle kış mevsiminde, tropikal ve subtropikal bölgelerde ise bütün yıl boyunca görülmektedir. Bununla beraber kanatlı ve deniz memelilerinde herhangi bir zamanda influenza salgınları çıkabilir. Öldürücü bir hastalık olan Avian influenza'nın etkeni birçok ülkede izole edilmiştir. Hastalık son on yılda Meksika, Avustralya, Hong Kong ve İtalya’da görülmüştür. 8 Ocak – 9 Şubat 2004 Asya ülkelerinde (Kore, Vietnam, Japonya, Çin, Tayland, Kamboçya, Hong Kong, Pakistan ve Endonezya) A tipi virusun H5N1 serotipi büyük salgınlar yapmakta ve en son olarak da A.B.D.’de 9 Şubat 2004 tarihinde görülmüştür. ABD ve Pakistan’da izole edilen A tipi viruşun H7 serotipidir. Kıtalar arası çıkan salgınlarda, virusun subtiplerinde bir benzerlik yoktur. Bu da şunun önemini vurgular; yatay enfeksiyonların yanında, genetik mutasyonlarda hastalığın etkisi ve şiddeti üzerinde büyük bir rol oynamaktadır.



BULAŞMA

Virus daha çok ördeklerden izole edilmekle birlikte tavuk, sülün, hindi, kaz, bıldırcın, tavus kuşu, muhabbet kuşu, güvercin, martı, bataklık kuşları, keklik, deniz kuşları, beç tavuğu ve papağan cinslerinden izole edilmiştir.
* Göçmen kuşlar influenza virusunun ana taşıyıcısı olarak bilinirler ve bulaşmada önemli rol oynamaktadırlar. Bu kuşlar solunum yolu, konjuktivadan ve dışkıları ile büyük miktarlarda virusu saçarlar ve bunların göç etmeleri nedeniyle virusu bir bölgeye, ülkeye ya da kıtaya hızla yayarlar. Evcil kanatlıların aksine doğada serbest olarak yaşayan kuşlarda influenza virusundan dolayı belirgin ve tipik bir hastalık tablosu şimdiye dek bildirilmemiştir. Salgınlar genellikle kuşların göç yollarına yakın yerlerde olmaktadır. Uzun mesafe kateden kuşlar çok yorgun ve stresli olduklarından bunların virus saçımı artar, bunlar acıktıkları zaman kendilerine ticari kanatlı alanlarının yakınlarındaki yem kaynaklarında yem ararlar. Bu durum ticari stokların yabani kuşlar tarafından enfekte olmaları şansını arttırır.
* Enfekte hayvanlarla direkt temasta sekrasyonla, çoğunlukla dışkıdan,
* Kontamine(bulaşık) yem, su, ekipman ve elbiselerle,
* İnsanlar ve aktiviteleri virusun kanatlı yetiştirilen alanlar içerisinde en etkili yayılma aracıdır.
* Vertikal bulaşma yani yumurta yolu ile anneden civcive bulaşma ile ilgili kesin bir kanıt bulunmamakla beraber enfekte hayvanlardan elde edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı saptanmıştır.
* Rüzgarla yayılma muhtemelen çok yakın kümesler arasında olur, çünkü virusun hava yolu ile taşınması birkaç kilometre ile sınırlıdır.

VİRÜSUN DIŞ ORTAMLARDA YAŞAM SÜRELERİ

Çevrede: Influenza virusları çevresel ortamda ve özellikle serin ve nemli koşullarda uzun zaman sürelerinde canlılıklarını korurlar. Dışkı materyalinde enfektivite 4 0C’de 30-35 gün, 20 0C’de 7 gün sure ile muhafaza olduğu, ayrıca Influenza virusları çok fazla su kuşlarının bulunduğu göllerden ve havuz sularından izole edilmiştir.
Karkaslarda: AI virüsü karkaslarda ortam sıcaklıklarında yalnızca birkaç gün canlılığını koruyabilirken buzdolabı sıcaklıklarında 23 güne kadar canlı kalır. Viremik safhada işlenen kuşlar virüs içeren kanları veya dışkı materyali ile diğer karkasları bulaştırırlar. Paketleme ve depolama sırasında oluşabilen damlama da enfekte karkaslardan kontamine olmuş olmaları ihtimalinden dolayı önemlidir.
Et ürünlerinde: Merkez iç sıcaklığın 70 °C ye ulaştığı bir prosedürde 1 saniyelik süre, Tavuk vebası(kuş gribi,avian influenza, HPNAI) virüsünün kanatlı etinde inaktivasyonu için uygundur.(OIE)
AI virusunun kimyasal ve fiziksel etkenlere karşı dayanıklılığı;
Temperature : 560C/3 saat, 600C/30 dak.,700C/1 sn.,inaktive olmaktadır
Dezenfeksiyon: Formalin ve iyot bileşikleri ile inaktive olmaktadır
pH:Asitik pH larda inaktive olmaktadır
Kimyasallar: Oxidising agents, sodium dodecyl sulphate, lipid solvents, ß-propiolactone inaktive olmaktadır

İNKÜBASYON SÜRESİ

Hastalığın kuluçka süresi 3-5 gündür. Genellikle 24-36 saatte hastalık kendini gösterir. Hastalar 1-7 gün içerisinde ölürler.

KLİNİK BELİRTİLER

Avian İnfluenza enfeksiyonunda klinik semptomlar çeşitlidir ve virus suşlarının virulensi, etkilenen tür, yaş, çevre ve aynı anda seyreden bakteriyal hastalıklar semptomların üzerine etkilidir.
* Hasta hayvanlarda vücut ısısı yükselir, tüyler kabarır, iştahsızlık, depresyon, şiddetli ishal vardır.
* Yumurta verimi şiddetle azalır ya da tamamen durur.
* Hasta hayvanların göz kapakları kapanabilir, konjuktiva şişmiş ve kırmızı renktedir. Sakal ibik ve gözlerin çevresinde karakteristik olarak ödem ve siyanoz şekillenir. Ödem boyun ve göğüs bölgesine de yayılabilir. Glottisteki ödem boğulma ile sonuçlanan solunum güçlüğüne neden olur. burun deliklerinden grimsi kanlı bir eksudat gelir. Özellikle hindi palazlarında solunum yollarının tıkanması ilgi çekicidir.
* Kitle halinde ani ölümler (% 100'e varan) meydana gelir.
* Hastalanan hayvanlar çoğunlukla iki gün içerisinde ölürler. Akut dönemi atlatan hayvanlarda eksitasyon, konvulsiyonlar veya dönme hareketleri ve ataksi dahil olmak üzere sinirsel belirtiler, inkoordinasyon, yürüyememe ve ayakta duramama gibi klinik bulgular gözlenir. Yumurta verimindeki ani düşüşün yanısıra yumurta kabuğunda renk açılması, kalitesinde bozukluk şekillenmesi ve incelme dikkat çekici şekilde artar.
* Klinik belirtilere bakılarak hastalık teşhis edilemez. Kesin teşhis için laboratuvar teyidi şarttır.

Otopsi Bulguları

Patolojik bulgular virusun virulensine ve kanatlı türlerine göre değişkenlik gösterir. Ölüm sertliği ölümü takiben hemen şekillenir. Ani ölümlerde herhangi bir lezyon belirlenemezken ileri safhalarda;
Tavuklarda;
* Kaslarda şiddetli (ağır)kanamalar,
* Dehidrasyon,
* Baş ve boyun bölgesinde subcutan ödemler,
* Burun ve ağız boşluğunda irinli akıntı,
* Konjuktiva'da şiddetli kanamalar, bazen peteşiler,
* Tracheanın lumeninde yoğun mukoz exudatı, ya da şiddetli hemorajik tracheitis,
Sternum'un iç kısmında serosada ve abdominal yağlarda, serosal yüzeylerde ve vücut boşluğunda peteşiyal kanamalar,
* Böbreklerde ağır kanamalar, bazen tubuluslarda ürat birikintileri ile birlikte ovaryumlarda hemorajiler ve dejenerasyon,
* Proventrikulusun mukozal yüzeyinde, özellikle taşlık ile birleşme yerinde hemorajiler,
* Taşlık'ın iç tabakasında hemorajiler ve erozyonlar (ülserler),
* Bağırsak mukozasındaki lenfoid dokularda hemorajik odaklar,
* Yumurta tavuklarında yumurtalıklarda kanamalar veya nekrotik odaklarla birlikte dejenerasyonlar,

Hindilerde; lezyonlar tavuklarda görülenlerle benzerdir, fakat aynı derecede belirgin olmayabilir.
Ördekler; HPAI ile infekte olabilir ve virusu saçabilir, klinik semptomları ya da lezyonları göstermeyebilir.

TEŞHİS, AYIRICI TEŞHİS

Klinik semptom, anemnez, otopsi bulguları kesin teşhis için yeterli değildir. Hastalığın kesin teşhisi laboratuvarda virusun izolasyonu ve identifikasyonu ile mümkündür.
Avian İnfluenza klinik olarak;
* İnfeksiyöz Bronşitis,
* İnfeksiyöz Laryngotracheitis,
* Tavuk kolerası,
* Newcastle hastalığı,
* Mikoplazma enfeksiyonları ve
* Marek hastalığının bazı formları ile karışabilmektedir.

Teşhis için laboratuvara gönderilecek materyaller (örnekler)

Etkenin identifikasyonu için; Canlı hayvanlardan tracheal ve kloakal swaplar (ya da gaita) veya ölü hayvanlardan gaita ve organ numuneleri
Serolojik testler için; Pıhtılaşmış kan örnekleri ya da serum

Laboratuar Teşhis Yöntemleri

Etkenin identifikasyonu
* 9-11 günlük embriyolu SPF tavuk yumurtasına inokulasyonu izleyerek hemagglutinin görülmesi
* immundiffüzyon testi Influenza A virusunun varlığını teyit eder,
* Monospesifik antiserumlarla sub-tiplerin ortaya konulması,
* Suş virulensinin değerlendirilmesi: 4-8 haftalık yaştaki piliçlerde IVPI'nin değerlendirilmesi

Serolojik Testler

* Agar Gel Presipitasyon (AGP),
* Hemaglutinasyon Inhibisyon (HI),
* Virus Nötralizasyon (VN)
* Enzym Linked Immuno Sorbent Assay (ELISA) testlerinden yararlanılmaktadır.
Özellikle ilk izolasyonda Newcastle hastalığının elimine edilmesi yönünden HI testi pratik öneme sahiptir. Serolojik testler bilhassa epidemiyolojik çalışmalarda ve saha koşullarındaki salgınların belirlenmesinde kullanılır.

KORUNMA

Bu hastalığın çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık olması yanında insanlara da bulaşabileceği dikkate alınarak korunma tedbirlerini buna göre almaları gerekmektedir.
1- İşletmelerin giriş ve çıkışları ciddi olarak kontrol altına alınmalıdır. Kümesler ve yem üniteleri ziyaretçiler için ‘yasak bölge’ ilan edilmelidir.
2- Hastalıktan korunmak amacıyla dışarıdan sürüye kesinlikle hayvan katılmaması ve ""hepsi içeri - hepsi dışarı "(all in - all out) sistem kuralına uyulması gerekir
3- Yetiştirilmek üzere temin edilen yumurta, civciv veya piliçler hastalık kontrollerinin düzenli olarak yapıldığı bilinen, her bakımdan güvenilir, çalışma izni verilmiş ve sağlık sertifikası düzenlenmiş olan damızlık çiftliklerinden alınmalıdır.
4- Her kümesin bakıcısı ayrılmalı ve diğer kümeslere giriş ve çıkış kesinlikle yasaklanmalıdır. Bakıcıların kümeste giydiği ayakkabı ve tulumla dışarı, dışarıda giydiği elbise ve ayakkabı ile de kümese girmesi engellenmelidir. Bu kurala işletme sahibi ve yöneticiler de uymalıdır.
5- Kümes kapıları önünde, personel giriş dezenfeksiyonu için gerekli tedbirler alınmalıdır.
6- Taşıtlar mümkün olduğunca dışarıda tutulmalı eğer girmeleri çok gerekli ise tesisin girişinde etkili dezenfektanlardan biri ile yıkanmalıdır.
7- Bu hastalık için etkili olan formalin veya iyot bileşiklerini içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır.
8- Kümes içi kadar, kümes dışı da temizlenmeli ve kontrol edilmelidir. Kümes dışındaki çöplükler gelişigüzel atılmış malzemeler, kümes dışında yemlerin etrafa saçılmış olması farelerin ve diğer kemiricilerin kümese yaklaşmalarını ve kümese girmelerini kolaylaştırır. Bunun için kanatlı barınaklarının etrafındaki alanlar da temizlenebilir, dezenfekte edilebilir malzemeden yapılmalıdır.
9- Kemirgenler dışkılarıyla yem ve altlığı kontamine ederler. Dolayısıyla kemirgenlerle mücadele için etkili bir program yürütülmelidir.
11- Göçmen su kuşlarının hastalığın yayılmasında taşıyıcı rol oynadığı dikkate alınarak, göl, gölet ve göçmen su kuşlarının işletmelere yakınlığı halinde ilave korunma tedbirleri alınmalıdır.
12- Her seferinde, kullanılmak üzere yeni viyoller tercih edilmelidir.
13- Yem, su, ekipman hijyenine mutlaka uyulmalıdır. Bir başka işletmeden alınan ekipman kesinlikle işletmeye sokulmamalıdır.
14- İşletmeler bünyelerindeki sağlık kontrollerine özen göstermelidirler.
15- Avian Influenza hastalığı tehlikesine karşı gerekli tedbirlerin alınabilmesi için ilk hastalıktan şüpheli veya ölü hayvanın kesin teşhisi vakit geçirilmeden yaptırılmalıdır. İl/İlçe tarım müdürlükleri durumdan acil olarak haberdar edilmelidir.
16- Temiz ve hijyenik bir kümes her türlü hastalığa karşı alınmış en etkili önlemdir. Temizlik ve dezenfeksiyonun istenilen düzeyde olması için kümeslerde taban, duvar, tavanlarda çatlak, yarık bulunmamalı ve kolayca yıkanabilmelidir.
17- Ölü, hasta hayvanlar bulaşmayı önleyecek şekilde imha edilmelidir
Avian Influenza hastalığına yönelik bir tedavi yoktur. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de ihbarı mecburi hastalıklar arasındadır ve devletçe kontrolü esas alınmıştır. Hastalıktan dolayı itlaf edilen hayvanların sahiplerine bedeli ödenmektedir.

Medikal profilaksi

* Geçmişte: HPAI'ya karşı yapılan aşılamaların faydadan çok zarar verebileceği düşünülmekteydi. Aşılanmış hayvanlardan bazılarının enfekte olabileceği ve virusu çevreye saçmaya devam etme riski ve aşının kontrol çalışmalarının engelleme ihtimali nedeniyle aşı uygulamaları yasaklanmış veya kullanımına kısıtlama getirilmişti. Buna rağmen Pakistan ve Meksika'da yaşanan salgınlarda inaktif aşılar yaygın olarak kullanılmış ve hastalığın hızla yayılmasını engelleyerek mücadelede başarı sağlamıştır.
* Son yıllarda; biyogüvenlik kurallarının tam olarak uygulanmadığı ve kanatlı sayısının yüksek olduğu bölgelerde Avian Influenza salgınının ortaya çıkması durumunda enfeksiyonun yayılımını kontrol altına alabilmek için aşılardan yararlanılmaktadır. Aşılı hayvanlarda klinik belirtiler azalmakta enfeksiyona direnç artmakta ve enfekte hayvanlar tarafından dışkı ile çevreye saçılan virusun miktarında önemli ölçüde azalma olmaktadır.
* Günümüzde inaktif homolog aşılar, inaktif heterolog aşılar ve rekombinant aşılar Avian Influenza ile mücadele ve korunmada kullanılmaktadır.

Tavuk Vebası (avian influenza,kuş gribi, HPAI) Hastalığına Müdahale Eden Personelin (Vet. Hek, Tekniker, VST, İşçi v.s ) Kendi Sağlığını Koruması için Alması Gereken Tedbirler

a) Mihrak için ayrılmış banyo altyapısı bulunan tek bir oda tahsis edilmelidir
b) Bu odalara girecek kişilerin kullanması için Avrupa Birliği EN 149:2001 standartlarında onaylanmış FFP3 solunum maskesi. Kişi bu maskeyi odaya girmeden önce yüz yapısına uygunluğunu test etmelidir.
c) Hastalıktan şüpheli veya bulaşmanın muhtemel olduğu vakalara müdahale eden tüm personel sıvı geçirmez özelikte vucudu iyi saran tulum ve elli iyice kavrayan eldivenler kullanmalıdır
d) El temizliğinde genel hijyen tedbirlerine özel bir önem verilmelidir.
e) Kuş gribine yakalanmış veya bundan şüpheli hayvanlarla temas eden bütün çalışanların koruyucu gözlük kullanmaları gerekmektedir.
f) Bütün hasta, ve hastalıktan veya bulaşmadan şüpheli hayvanlar ile tıbbi attıkların sızdırmaz tıbbı atık torba/çanta/konteynır lara konularak biogüvenlik tedbirleri kapsamında imha edilmesi gerekmektedir.
g) Hastalık halinde çevreye bulaşma ihtimali olan mekanların Hypochlorite(formalin, iyot bileşikleride olabilir) ile dezenfekte edilmesi gerekmektedir.
h) Hastalığa müdahele eden personelin çamaşırları hastalık bulaşanı olarak kabul edilmelidir.
ı) Tavuk vebası hastalığı çıkan bölgede “hasta veya ölmüş hayvanlarla” temasta olanlardan “bu hayvanları yemleyen, sulayan, atıklarını ve barınaklarını temizleyenlerle, gerekli korunma tedbirlerini almadan hayvanların itlafında veya ölü hayvanların bertaraf edilmesinde görev yapanlar” Mutlaka İl Sağlık Müdürlüklerine müracatı sağlanmalıdır.

Tavuk Vebası Hastalığı (Avian Influenza) Mevzuatı

"Madde 116- Tavuk vebası hastalığının çıktığını haber alan hükümet veteriner hekimi hastalık mahallinde gerekli muayene ve incelemeleri yapar, laboratuvar raporuna istinaden hastalık çıkış raporunu düzenler. Hayvan sağlık zabıtası komisyonu hastalık çıkış kararını alır ve ilan eder.
a) Tavuk vebası hastalığının çıkmış olduğu yere hükümet veteriner hekimi gelinceye kadar ölen kanatlılara ait kadavralar saklanır. Kokuşanlar yakılarak veya gömülerek imha edilir. Hastalık çıkan yere gelen hükümet veteriner hekimi teşhis için laboratuvara marazi madde gönderir.
b) Laboratuvar sonucu gelinceye kadar geçici kordon konularak hasta kanatlılar ile bulaşmadan şüpheli kanatlılar ayrı bir yerde bulundurulur. Hastalıksız kanatlıların hastalarla teması önlenir.
c) Hasta ve hastalıktan şüpheli kanatlıların bulunduğu yere bakıcı ve ilgililerden başkasının girmesine izin verilmez, bakıcıların diğer kümeslerle ilişkisi kesilir. Buralarda gerekli dezenfeksiyon tedbirlerinin alınması zorunludur.
d) Hastalık çıkan bölgenin giriş ve çıkışlarına tavuk vebası yazılı levhalar asılır. Karantinaya alınan yerlere evcil ve yabani hiçbir kanatlı hayvan sokulmaz ve buralardan başka yerlere de kanatlı hayvan nakline izin verilmez. Hastalık çıkan kümes veya çiftlikteki tüm kanatlılar imha edilir.
e) Hastalık sebebi ile karantinaya alınan yerlerden yumurta, kanatlı gübresi, tüyü ve yemlerin dışarı çıkarılması yasaklanır, bu hayvan maddeleri imha edilir.
f) Nakliyat sırasında kanatlılarda veba hastalığından şüphe edildiğinde bütün hayvanlar bulunduğu yerin il ve ilçe müdürlükleri tarafından karantinaya alınır. Hastalığın kesin tespiti yapıldığında da tüm kanatlı ve altlıklar imha edilir.
g) Hastalık çıkan kümeslerde karantina tedbirleri son imhadan 21 gün sonra gerekli dezenfeksiyonlar yapılarak kaldırılır. h) Yurt dışından hudut giriş kapılarına getirilen tavuklarda veba hastalığı tespit edildiğinde bulundukları yerde imha edilir.
i) Tavuk vebası hastalığı mücadelesinde bu Yönetmelik’te yer almayan hususlarda Tavuk Vebası Korunma ve Mücadele Talimatnamesi’ne göre işlem yapılır." (Değişiklik 27/2/2001 tarih ve 24331 sayı, 2001/2012 Karar Sayısı)"

-----------------




TAVUK VEBASI - KUŞ GRİBİ (Avian Influenza)



Tavuk vebası, Orthomyxoviridae familyasındaki virüslardan A tipi Influenza virüsları (RNA) tarafından oluşturulan bir enfeksiyondur.
Influenza A virüsları kanatlılardan başka insanlarda (zoonoz) ve diğer memelilerde de hastalık yapar.



Hastalık, 1878’de İtalya’da tavuklarda çok patojenik mikroorganizmalar (filtreleri geçebilen, 1901) tarafından oluşturulduğu, oldukça bulaşıcı ve hızlı yayılır. Virüs ilk kez 1955’te izole (H7 N1, H7 N7) edilebilmiştir.



Virüsün Özellikleri ve Üretilmesi



Influenza virüslarının A, B ve C olmak üzere 3 ayrı antijenik tipi vardır. Bu farklı yapılar mukoprotein (NP) ve matriks (M) antijenlerine göre yapılır. B ve C tipleri sadece insanlarda bulunur. Influenza A virusları ise kanatlıların yanı sıra, atlarda, domuzlarda, insanlarda ve diğer bazı memelilerde de enfeksiyonlara sebep olurlar.



AI virüsları tavukların bağırsaklarında ve solunum sistemlerinde ürerler. Hayvandan hayvana bulaşma, damlacık enfeksiyonu (solunum yoluyla) veya dışkıdan fazla solunmasıyla oluşur. HPAI doğal ve denemeli enfeksiyonlarda bulaşma kısmen yavaş olur ve tümünü etkilemez. Bir bölgeye AI viruslarının ilk kez bulaşması genellikle su kuşları ile olmaktadır. Virüs da taşınarak diğer hayvanlara bulaşabilmektedir. Bir sürüye bulaşma AI viruslarının diğer sürülere bulaşmasında en önemli vektör insandır.



Klinik Belirtiler



Tavuk vebasının klinik belirtileri, salgına sebep olan AI virüsunun patojenitesine (hastalık yapma oranı), kanatlının türüne ve yaşına, virüsa karşı bağışıklık durumuna ve diğer enfeksiyöz etkenlerle (NDV, E. coli, Mycoplasma vs) enfekte olmalarına bağlı olarak, değişiklik gösterir.



Çok patojen (HP) AI ile enfeksiyon durumunda, tavuk ve hindilerde kimi durumlarda hiç belirti göstermeden ölümler oluşurken, genellikle solunum güçlüğü, aşırı göz yaşı akıntısı, yüz ve başta ödem, deri altında siyanöz ve hemoraji, ibik ve sakallarda siyanöz ile ishal gibi belirtileri takiben ölümler görülür.

Orta patojen (MP) AI virusları, solunum sistemi ağırlıklı seyretmekle birlikte, anoreksi, depresyon ve yumurta veriminde azalma görülür. Diğer bakteriler veya faktörlerin birlikte bulunduğu veba enfeksiyonlarında ölüm oranı %60-70’e kadar çıkabilir. Tavuk ve hindilerde her yaşta görülür. Ördek ve diğer su kuşlarında ölüm oranı genellikle düşüktür. Fakat bunlarda da komplike enfeksiyonlarda, sinuzit, bleforitis, solunum güçlüğü ve ölümler oluşabilir.



İran’da görülen tavuk vebasında ticari broylerlerde ilk 3 haftada çok yüksek ölümlere sebep olduğu, kesime yakın yaşta azaldığı,
Yumurtacı damızlıklarda 8-15 gün içerisinde % 3-5 oranında mortalitiye(ölüme) yol açtığı, Broyler Damızlıklarda %10-80 arasında mortaliteye sebep olduğu tespit edilmiştir. Kesin tespit edilememiş olmakla beraber, enfeksiyonun İran’a ithal edilen civciv alımları ile bulaştığı sanılmaktadır.

Teşhis



Klinik seyri ve belirtileri ile otopsi bulgularına göre tavuk vebasından şüphe edilebilirse de, Newcastle, İnfeksiyöz Bronşitis, İnfeksiyöz Laringotrakeitis, koriza ile karışabileceğinden kesin teşhis, virüs izolasyonu ve PCR ile yapılabilir. Seroloji, teşhise yardımcı ise de erken dönemde negatif sonuçlarla karşılaşılabilir. Tavuk vebası, diğer enfeksiyonların (ND, IB, ILT, Koriza, MG, MM, MS, E. coli vs) varlığında tüm sürüyü öldürebilir.

Korunma ve Kontrol



Tavuk vebasından korunmada, biogüvenlik en önemli kontrol yoludur. Kümeslere giriş-çıkış kontrolleri ile kuşların kümese girişleri de önemlidir. AI viruslarının farklı serotiplerinin hastalığa sebep olması korunmada, bölgesel suşlardan aşı hazırlanmasının daha etkili olabileceği düşündürmektedir.
H5 antijeni baz alınarak hazırlanan inaktif aşılarla, oldukça başarılı sonuçlar alınmıştır.
GuReL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:18 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0