Geri git   Forumera >
•Türkiye ve Tarih Bölümü•
> Türklüğüne Sahip çık
Kayıt ol Resim Upload Üye Listesi Forumera Posta Kutusu Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et
Forumda kesinlikle program ve mp3 paylaşımı yasaktır !!
Bir bölümde günde 3 taneden fazla konu açmak yasaktır.

Forumerada reklam vermek için tıklayın
Bu alanda 468x60 reklam aylık 35 ytl! - Bu alanda 728x90 reklam aylık 50 ytl!


Türklüğüne Sahip çık Türklüğümüze sahip çıkalım

Etiketler: , , , ,

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 03-17-2007, 03:58   #1 (permalink)
KaRa ZuLüM
 
alexcardo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: 01
Üye No
450
Mesajlar
6.985
Forum Katkısı
80964
Forum Katkısı Puanı
8087107
Derecesi
alexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond reputealexcardo has a reputation beyond repute
alexcardo - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Şanlı İstiklal Marşımız Nasıl Yazıldı?



Şanlı İstiklal Marşımız Nasıl Yazıldı?
12/03/2007


Üstad Ankara’daki bütün şiirlerini ve İstiklâl Marşı’nı hep bu dergâhta yazmıştır.
Yüzlerce asır Türk milletiyle beraber yaşayacak olan bu marşı ne vakit okusam, Taceddin Dergâhı’nda Üstad’ın bu şiiri yazarken düşündüğü zamanları hatırlarım: Odanın bir tarafına çekilmiş, elinde ufak bir kâğıt... Tefekküre, dalmış... Ara sıra bir kelime yazıyor... Bazen yazdığını çiziyor... Sonra tekrar yazıyor... Bazen saatlerce düşünüyor...
Üstad şiirini yazmak için çok zaman sarf ederdi. O sehl-i mümteni dediğimiz şiirler öyle kolay kolay olmuyordu. Bazen bir beyit üzerinde günlerce uğraştığı olurdu. Şiir tamam olup da tebyiz edildiği zaman çaylar demlenir, hep arkadaşlar toplanır, bilhassa pek sevdiği Hasan Basri’ye (Çantay) haber gönderilir, o, elinde uzun çubuğu, sallana sallana gelir, Üstad’ın yanına oturur, Üstad tamam olan şiirini kendisine mahsus ahenkle okurdu, çaylar da tevali ederdi.
İstiklâl Marşı
Hele “İstiklâl Marşı” kabul edildikten sonra dergâh da çok samimî bir merasim yapıldı. Üstad’ın sevdiği bütün arkadaşlar, birçok mebuslar Üstad’ı tebrike geldiler. Güzel sohbetler oldu.
O günler ne kutsî, ne mübarek günlerdi! O günleri yaşamayanlar bunu, mümkün değil, anlayamazlar. Herkes nefsine ait her şeyden feragat etmiş, memleketin halâsından başka bir şey düşünmüyor... Herkes-şahsî emellerini bir tarafa bırakmış... Bütün fikirler, gönüller bir noktada toplanmıştı.
Hırslar, husumetler... Hep ayaklar altına alınmış... Ortada yalnız uhuvvet, samimiyet dalgalanıyordu. Müşterek tehlike bütün kalpleri sımsıkı bağlamıştı. Herkes birbirini candan seviyordu. Bütün gönüller, bütün meclisler, Ankara’nın dağları taşları samimiyet ve sevgi içinde idi.
Bu mukaddes mücadelenin büyüklüğünü, kudsî heyecanını terennüm edecek, onu gelecek, asırlara nakşedecek zaman artık gelmişti. Maarif Vekâleti memleketin bütün şairlerini harekete davet etti. Her taraftan güzel şiirler yağmaya başladı. 724 parça şiir geldi. Bunların içinden bazıları seçilerek basıldı. Bütün Meclis azalarına dağıtıldı. Bu ne mübarek bir hassasiyet idi!
Manevî şeref
Vakıa bu marş için Vekâletçe bir mükâfat vaad olunmuştu. Fakat bu, mevzuu bahis değildi. Şiirlerini gönderen 724 şairimiz de, hiç şüphe edilmez ki, sırf manevî bir şeref için milletin heyecanını ifadeye çalışmışlardı.
Maarif Vekili, millet kürsüsünden bütün bu kıymetli şairleri tekrim etti, hiç birisinin maddî bir menfaat kaygusunda olmadığını söyledi. Vekâletçe vaat edilen mükâfat ancak bir nişane-i takdir idi. Vekâlet bu 724 parça şiiri iftiharla, göğsü kabararak okumuş, takdir etmiş olmakla beraber, asıl aradığı, istediği şiiri bulamamıştı. Mücahedenin azameti nispetinde kuvvetli bir şiir, gönülleri heyecana verecek heyecanlı bir ses istiyordu.
Öyle bir ses ki, gelecek nesillere, her an, o kutsiyet ve azameti terennüm etsin... Kalpleri o heyecanla doldursun... Yurdun bütün afakını o heyecanla inletsin... Bütün seslerin fevkinde yükselsin, yükselsin... Arşın kapılarına yapışarak haykırsın: “ Ruhumun senden ilâhî şudur ancak emeli: / Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli!”
Milletin sesi
Kim söylüyordu? Bu ufukları titreten ses kimin milletinin sesi idi? Bu ses ezelden beri hür yaşayan, kükremişsel gibi bendini çiğneyip aşan, dağlan yırtan, enginlere sığmayıp taşan, yurdun her taşı altında kefensiz yatan, her zerre-i hâkinden şühedâ fışkıran bir milletin, iman dolu bir göğsün sesi idi. Bu ses, al sancaklarda dalgalanan fazilet ve şeâmet şahikalarından bütün bir cihana karşı: “Hangi çılgın bana zincir vurabilir?” diye meydan okuyan; “Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın” hayâsızca akınlarına karşı kükreyen bir sesti. Bu ses, elinden silâhları alınan, hürriyet ve istiklâl için dişiyle tırnağıyla boğuşan bir millete ümitler verecek, onu ye’isden, fütura düşmekten uzaklaştıracak, önüne cennetler serecek, ona hakkın vaad ettiği büyük günlerin, büyük zafer günlerinin yakın, pek yakın olduğunu söyleyecek bir sesti.
Bu kadar azametli heyecanlı, bu kadar kudsi hisleri; bu kadar ilâhî nağmeleri kim terennüm edebilirdi? Bütün bu heyecanları, bu nağmeleri ruhunda duyan ve yaşayan, “en yüksek, en ilâhî bir belâgatle yazan Mehmed Âkif den” başka kim vardı? “Senelerden beri memleketin kederlerini, ıstıraplarını, bütün mefahirini söyleyen”* millet şairi Mehmed Âkif den daha güzel kim milletin hislerini ifade edebilirdi?
* Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, Meclis’teki hitabesinde Üstadı bu kelimelerle tavsif etmişti.
Büyük şaire müracaat
Büyük Millet Meclisinin kudretli Maarif Vekili bunu biliyordu. Fakat ne çare ki büyük şair, mükâfat-ı nakdiye verilecek diye müsabakaya iştirak etmemişti. Maarif Vekili bunu sezdi ve müsabaka haricinde olmak, müsabaka şartlarından azade kalmak şartıyla Üstad’a müracaat etti. İstiklâl Marşı’nın, onun yüksek ve ilâhî belâgatli kalemiyle yazılmasını rica etti. Onun üzerine Üstad Taceddin Dergâhı’nın odasına kapandı, o günkü heyecanlardan ilham alarak “İstiklâl Marşı”nı yazdı. 17 Şubat 1337 Perşembe sabahı “Kahraman Ordumuza” ithaf edilen bu muazzam şiir, Sebilürreşad’ın baş sahifesinde intişar etti. 21 Şubat 337 Pazartesi günü de Kastamonu’daki Açıksöz gazetesinde neşrolundu. Üstad bir nüsha kendi eliyle yazıp Açıksöz’e göndermişti.
Birkaç gün sonra –1 Mart 1337/1921– Maarif Vekili, bu marşı Büyük Millet Meclisi kürsüsünden okuduğu zaman mebusların alkışlarından Meclis’in tavanları sarsılıyordu. Ruhları o kadar heyecan kaplamıştı ki bütün Meclis yekpâre bir kalp halinde dalgalanıyordu. Üstad ise mahcubiyetinden, başını kollarının arasına sokmuş, sıranın üstüne yumulmuştu.
Meclis’in heyecanı
Meclis’in o günkü heyecanı fevkalâde idi. Mebusların hissiyatı cûş u huruşa gelmişti. Herkes imanının yükseldiğini görüyordu. Al sancağın dalgaları gönülleri heyecandan heyecana sürüklüyordu. Milletin hürriyet ve istiklâl yıldızının dünyalar durdukça parlayacağına bütün gönüller imanla dolmuştu. Vecd içinde titreyen bütün kalpler bir kalp olarak, bütün sesler bir ses olarak bağırıyordu: “Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet; / Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!”
O gün fezalar yalnız bu sesle dolmuştu. Meclis tarihî günlerinden birini yaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa Meclis’e riyaset ediyordu. İkinci içtima devresine başlıyordu. Bütün mebuslar gelmiş, localar dinleyicilerle dolu. Biraz sonra Maarif Vekili kürsüye çıkarak büyük heyecanla İstiklâl Marşı’nı okuyor. Marşın her mısraı, her kıtası sürekli alkışlarla karşılanıyor. Meclis’i büyük bir heyecan kaplıyor. Abdülgafur Efendi dua ediyor, büyük Meclis âmin han oluyor: “Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın… / Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.”
O gün Üstad için en muazzam bir gündü.
Marşın resmen kabul merasimi
Meclis’in 12 Mart 1337/1921 içtimaında da İstiklal Marşı’nın resmen kabul merasimi yapıldı. Kastamonu mebusu Suad Bey kürsüye çıktı: Bendeniz, dedi; Akif Bey’in diğer eserlerini de okumuşum. Esasen bir marş, bir milletin heyecanlarını, tahassüsatını terennüm etmek itibariyle kıymetli ise Âkif Bey’in son yaptığı İstiklâl Marşı’ndan evvel inşad etmiş olduğu şiirler, zaten bidayeti inşadından çok evvel, bizim hayatımızı, tahassüsatımızı ifade etmiştir. Kendisinin memleketin, tahassüsatına karşı ne kadar kudreti şiiriyesi olduğunu, garb ve şark âlemi hakkındaki tahassüsatının en güzel numunelerini (Safahat) ismindeki eserleri gösterir. Bu itibarla bu kahramanı edibi tebcil etmemek elden gelmez. Bendeniz kendi namıma Mehmed Âkif Bey’in büyük bir alâka ile tertip ettiği eseri tetkik etmek istemem. Tahsisen bu meselede. Bunların içinde, yazmış olduğu şiirlerin en güzeli İstiklâl Marşı’dır. Ve bundan evvel de Meclis de büyük bir vecd uyandırmıştır. Onun için duru diraz mütalaa etmeksizin bunun tasvip edilmesini teklif ederim.
Birçok takrirler verildi. Nihayet “Bütün Meclis’in ve halkın takdirlerini celbeden Mehmed Âkif Bey’in şiirinin tercihan kabulünü teklif eden” Hasan Basri Bey’in (Balıkesir Mebusu) takriri reye konularak kabul edildi. Onun üzerine mebuslar tarafından “Milletin ruhuna tercüman olan ve Meclis’in kabulü ile resmî bir mahiyet iktisap eden İstiklâl Marşının ayakta dinlenmek üzere, Maarif Vekili tarafından bir defa daha Meclis kürsüsünden okunması” teklif edildi. Bütün azalar ayağa kalkarak büyük bir vecd ve heyecan içinde İstiklâl Marşı okundu, dinlendi. 12 Mart 1337 Cumartesi, saat 17.45. Üstad heyecanından, mahcubiyetinden Meclis’te duramamış, salona çıkmıştı.
Marş milletin malıdır
Üstad uzun bir hicretten sonra memlekete dönmüştü. (16 Haziran 1936). Gurbet illerinde sevgili yurdunun hicran ve hasreti onu yakmış, kavurmuştu. Ciğerleri şişmiş, vücudu bir külçe kemik halinde kalmıştı. Beyoğlu’nda Mısır apartmanının loş ve sakin bir odasında son günlerini yaşıyordu. Sevdiği bazı arkadaşları kendisini ziyarete gelmişlerdi. Millî mücadele günlerinden bahsediliyordu. Söz İstiklâl Marşı’na intikal etti. İstiklâl Marşı denince Üstad’ın gözleri büyümüş ve parlamıştı. Hasta bakıcının yardımı ile doğruldu, anlatmağa başladı:
– İstiklâl Marşı... O günler ne samimî, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halâs dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz... Onu kimse yazamaz... Onu bende yazamam... Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur...
Bunu söylerken Üstad yorulmuştu. Başı yastığa düşüyordu. O kemik külçesini yavaşçacık itina ile yatağına uzattık. Misafirler veda ettiler. Üstad gözlerini kapadı. Sakin, sessiz uyumaya başladı.
Eşref Edib Fergan

______________________



BACIMIN BAŞÖRTÜSÜ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE.
ACIRIM VALLAHİ TÜKÜRÜĞÜME.
TÜKÜRSEM YÜZÜNE!!


alexcardo isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-17-2007, 13:34   #2 (permalink)
Acemi Forumeralı
 
akıl kahyası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Yer: bilmemki
Üye No
3524
Mesajlar
0
Forum Katkısı
0
Forum Katkısı Puanı
124922
Derecesi
akıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond reputeakıl kahyası has a reputation beyond repute
Standart



çok saoll pylşm için ark. çok güzel bir bilgi
______________________

akıl kahyası isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-20-2007, 16:42   #3 (permalink)
Forumeralı
 
_Ayhn_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Profil
Üye No
5444
Mesajlar
43
Forum Katkısı
21
Forum Katkısı Puanı
0
Derecesi
_Ayhn_ is an unknown quantity at this point
Standart



Türklüğümüze sahip çıkalım tabikide
_Ayhn_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:24 .


Powered by vBulletin® Version 3.6.8
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0


Gemi Elektrik - indirmeden izle - Video Eğlence - Kadınca - Liseli kızlar - Astroloji
3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 469, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 318, 140, 141, 143, 145, 146, 147, 148, 149, 151, 152, 153, 154, 155, 156, 157, 158, 159, 160, 169, 162, 163, 168, 166, 167, 170, 171, 172, 176, 185, 186, 190, 193, 192, 194, 195, 196, 198, 200, 201, 202, 203, 204, 205, 220, 221, 224, 228, 286, 306, 291, 287, 288, 289, 290, 292, 293, 307, 295, 296, 297, 298, 300, 301, 303, 304, 305, 308, 309, 310, 311, 313, 312, 314, 315, 316, 317, 319, 320, 321, 322, 323, 324, 325, 326, 333, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 342, 374, 343, 344, 345, 346, 347, 348, 349, 350, 351, 352, 353, 354, 355, 356, 357, 358, 359, 360, 361, 362, 363, 364, 365, 366, 367, 368, 369, 370, 371, 372, 373, 375, 376, 377, 378, 386, 379, 380, 381, 382, 383, 384, 385, 387, 388, 389, 390, 402, 391, 392, 393, 394, 395, 396, 397, 398, 399, 400, 401, 403, 404, 405, 406, 411, 407, 408, 409, 410, 412, 413, 414, 415, 417, 416, 418, 419, 420, 421, 422, 423, 424, 425, 430, 426, 427, 428, 429, 431, 443, 444, 445, 446, 447, 448, 449, 450, 451, 452, 453, 454, 455, 456, 457, 458, 459, 460, 461, 462, 463, 464, 465, 466, 468, 470, 467,

Sohbet Odaları
Inactive Reminders By FORUMERA