|
||||||||||||||||||||||
|
|||||||
|
Kayıt ol | Resim Upload | Üye Listesi | Forumera Posta Kutusu | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Türklüğüne Sahip çık Türklüğümüze sahip çıkalım |
| Etiketler: dogu, turkistan, unutulan, vatan |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Acemi Forumeralı
|
![]() Tanrı dağlarından inmişlerdi...Altlarında kısa boylu atları ellerinde kılıçları ve kızıl tuğlarıyla. Önce Çin Seddini aştılar sonra İslamla tanıştılar Viyanaya kadar ulaştılar. Bağımsızlık ruhlarıydı. Türk milleti diyolardı onlara. Yıldırımlar yaratan bir ırk. Bu Milletin üyeleri bir bir bağımsızlıkalrını ilan ederken öz vatanda Türkistanda bir Müslüman Türk toplumu Kızıl Çinin zulmündeydi. Uygurlar...Evet Doğu Türkistanda Çin hergün zulmlerin en vahşisini yapıyor ve soydaşlarımızı sadece Türk ve Müslüman oldukları için kırıyorlar. İşte unuttuğumuz vatan: Doğu Türkistan.... DOĞU TÜRKİSTANDA ÇİN DENETİMİ Günümüzde hala devam eden son Çin işgali ise 1700'lü yılların ortalarında başlamıştı. 17. ve 18. yüzyılda Doğu Türkistan'da yaşanan iç savaşlar hem halkın birlik ve beraberliğini zedelemiş, hem de devletin gücünü zayıflatmıştı. Aynı dönemde Çin'de Mançular iktidarı ele geçirmiş ve Mançu Hanedanlığı dönemi başlamıştı. Mançu hükümdarlığı boyunca, Doğu Türkistan'ı merkezi yönetimin atadığı valiler ve memurlar idare etti. 1911 yılında Mançu Çin İmparatorluğu yıkılıp, yerine Kuomintang Partisi'nin lideri Sun Yat Sen önderliğindeki Çin Cumhuriyeti kurulduğunda, Doğu Türkistan halen esaret altındaydı. Kuomintang rejiminin Doğu Türkistan halkına yaptığı işkence ve zulüm, 1931 yılında halkın ayaklanarak bağımsızlık ilan etmesi ile sonuçlandı.Nitekim, 1931'deki bağımsızlık girişimi Doğu Türkistanlı Müslümanları, endişe ettikleri bu tehditle yüzyüze bıraktı. Çin, ancak komünist Rusya'nın desteği ile bu girişimi bastırabildi ve ülkenin büyük kısmı Sovyetler'in denetimine geçti. Bu ilginç sonuç, bir dizi gelişmenin ardından ortaya çıktı: Doğu Türkistan isyanını tek başına bastıramayacağını anlayan Çin, Sovyetler Birliği ile gizli bir anlaşma imzalamıştı. Bu gizli anlaşma uyarınca, Ruslardan silah ve askeri destek sağladı. Ancak buna rağmen Müslümanların bağımsızlık hareketinin bastırılması mümkün olmadı. 1933'de Kızıl Ordu karadan Doğu Türkistan'a girerek Müslüman kuvvetleri mağlup etti. 1934-37 arasında ardı ardına yaşanan savaşlardan sonra Doğu Türkistan fiilen Sovyetlerin hakimiyetine girdi. Sovyet Cumhuriyetlerinde yaşanan işkence ve eziyetlerin benzerleri Doğu Türkistan Müslümanlarına da yapıldı. Müslümanlar Kızıl Ordu birliklerince toplu olarak katledildi, camiler ve mescidler yıkıldı, kadınlar tecavüze uğradı. Bu sırada başlayan II. Dünya Savaşı ile birlikte Ruslar askerlerini Doğu Türkistan'dan çektiler. Öte yandan Milliyetçi Çin hükümeti de, Mao'nun komünist gerillaları ile ülkenin çeşitli bölgelerinde devam eden savaşı kaybederek, Formoza (Tayvan)'ya çekildi. Çin toprakları ise komünist rejime teslim oldu ve tabi Doğu Türkistan da... Bu süreç içerisinde Doğu Türkistan halkı bir kez daha bağımsızlık girişiminde bulundu ve 1944 yılında Bağımsız Doğu Türkistan Cumhuriyeti kuruldu. Ne var ki Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin ömrü 1949 yılında Çin'de Mao'nun iktidarı ele geçirmesi ile son buldu. DOĞU TÜRKİSTANDA "KIZIL" DÖNEM Dünya bir komünist partinin iktidarı ele geçirişine ilk kez Rusya'da tanıklık etti. Rusya'nın hakimiyeti altındaki Batı Türkistan (Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen ve Tacik) toprakları ile sınırı olan ve bu ülkelerle tarihi, dini, etnik ve kültürel bağa sahip Doğu Türkistan Müslümanları da bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyorlardı. komünistler genel bir taktik olarak, iktidara gelene kadar eşitlik, sosyal adalet, milletlerin özgürlüğü gibi kavramlardan bahsediyorlar, ancak sıra uygulamaya gelince durum değişiyordu. Eşitliğin yerini politbüro diktası, sosyal adaletin yerini sömürü, özgürlüklerin yerini ise sürgünler, işkenceler, toplama kampları ve toplu katliamlar alıyordu. Nitekim aynı gelişmeler Doğu Türkistan'da da yaşandı. İktidarı ele geçirmeden önce 1945'de gerçekleştirilen 7. Kongre'de Mao, komünistlerin, iktidarı ele geçirince farklı etnik kökenlere kendi geleceklerini tayin etme ve kendi kendini yönetme hakkını vereceğini deklare etti. Ancak iktidara gelir gelmez, önceden verdiği sözleri bir anda gözardı etti ve "Sincan iki bin yıldır Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır, bu nedenle Çin'i federe devletlere bölmenin hiçbir manası yoktur. Bu talep tarihe ve sosyalizme düşmanlık anlamına gelir" açıklamasını yaptı. Ardından baskı ve zulüm başladı. İlk olarak, Mao ile görüşmek üzere yola çıkan Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin önde gelen liderleri esrarengiz bir uçak kazasında hayatlarını kaybettiler. Daha sonra da Doğu Türkistan'ı kendi toprağı olarak gören ve elinden bırakmak istemeyen Kızıl Çin hükümeti, Müslüman halka karşı acımasız bir soykırıma girişti. İlk savaş Müslümanların inançlarına karşıydı. Dini eğitim veren tüm okullar kapatıldı, din adamları tutuklandı, büyük kısmı da öldürüldü. Camilere Mao'nun resimleri ve Komünist Parti'nin bayrakları asıldı ve Müslümanlara bu resim ve bayraklara saygı gösterilerinde bulunmaları emredildi. Müslümanların bir kısmı Pan-Türkist, bir kısmı da Pan-İslamist oldukları gerekçesi ile gözaltına alınıyor ve idam ediliyordu. Toplu sürgünler ise zulmün bir diğer yüzüydü. Yurtlarından sürülen Müslümanların bir kısmı zorlu iklim şartları nedeni ile yolda hayatlarını kaybetti. 1949-1952 yılları arasında 2.800.000, 1952-1957 yılları arasında 3.509.000, 1958-1960 yılları arasında 6.700.000, 1961-1965 yılları arasında 13.300.000 Doğu Türkistan Müslümanı çeşitli yollarla öldürüldü. ![]() ![]() DOĞU TÜRKİSTANA ASİMİLASYON: ÇİNLİ GÖÇÜ Kızıl Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı asimilasyon politikalarından birisi de sistemli olarak bölgeye düzenlenen Çinli göçüdür. Mao Çin'de yönetimi ele geçirdiğinde Doğu Türkistan nüfusunun %93'ünü Uygur Türkleri oluşturmaktaydı ve Çinlilerin oranı %6-7 civarında idi. Aradan geçen elli yıl içerisinde Çinli nüfusun oranı %42'ye ulaştı. 50 yıl önce sayıları 300 bini bulmayan Çinlilerin nüfusunun günümüzde 6 milyondan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bunun için 1950'lerden itibaren Doğu Türkistan'a Çinli göçünü resmi olarak destekleyen tarımda kalkınma, göçmenlerin korunması gibi politikalar izlendi. 1980'lerin başında ise, bölgede etnik kaynaklı gerginliklerin artması ile birlikte, Çinli göçünü destekleyen resmi uygulamalarda bir azalma oldu. Ancak bu, Çin'in, bölgeyi bir Çin eyaleti haline getirme isteğinden vazgeçtiği anlamına gelmiyordu. Bu sefer de, Çin ekonomisine hizmet etmek üzere Doğu Türkistan'da kurulan fabrikalara yerleştirilen kalifiye elemanlar sayesinde bölgedeki Çinli nüfusun sayısı artırıldı. Çin'in Doğu Türkistan'daki nüfusunu artırma çalışmaları 90'lı yıllardan itibaren daha da hız kazanmıştır. Kızıl Çin hükümeti bu artışı makul bir zemine oturtabilmek için çeşitli ekonomik yatırımları öne sürmekte, çoğu zaman da sırf bunun için özel projeler geliştirilmektedir. Örneğin Hong Kong'ta yayınlanan Trend isimli dergi Ekim 1992 sayısında, Çin Devletinin 2000 yılı içerisinde Doğu Türkistan'a 5 milyon Çinli yerleştirmeyi planladığını gösteren bir gizli belge yayınlamıştır.58 Üstelik bu rakama Doğu Türkistan'da sürekli olarak tutulan Halkın Kurtuluş Ordusu'nun personeli, kalifiye Çin işçileri ve bölgeye özel olarak gönderilen kriminal Çinliler dahil değildir. ![]() ![]() DOĞU TÜRKİSTANA EKONOMİK BASKI Doğu Türkistan, kitabın önceki bölümlerinde değindiğimiz tüm yer altı zenginliklerine ve bereketli topraklarına rağmen, şu anda Çin'in en fakir bölgelerinden biridir. Bu çelişki, Çin ekonomisinin temel hammadde sağlayıcısının Doğu Türkistan olduğu göz önünde bulundurulduğunda biraz daha anlaşılır bir hal almaktadır. Doğu Türkistan'ın uranyum, doğal gaz, petrol, altın gibi madenleri Çin'e transfer edilmekte ve bu doğal kaynakların kullanımı her yönüyle merkezi yönetimin denetimi altında tutulmaktadır. Bu kaynakların gerçek sahibi olan Doğu Türkistan Müslümanlarının ise "ne kadar üretim yapıldığı, kar paylarının ne olduğu" gibi konularda bilgi edinmeleri dahi mümkün değildir. Doğu Türkistan'ın doğal kaynaklarının Çin için ne kadar hayati bir değer taşıdığını görmek için istatistiksel rakamlara kısaca göz atmak yeterlidir. Örneğin 1989 yılının ilk çeyreğinde Doğu Türkistan, Çin'e 7.68 milyon varil ham petrol, 906 ton kömür, 444 ton da işlenmemiş tuz göndermiştir. 1993 yılında ise Doğu Türkistan'da 10.4 milyon varil ham petrol çıkarılmış, ancak karın tamamı Çin hükümetine gitmiştir. Çin, kendi ekonomisi ve vatandaşları için Doğu Türkistan'ın kaynaklarını sömürmekte, Müslüman Türk halkını ise fakirliğe ve açlığa mahkum etmektedir. Doğu Türkistan'da iş sahalarının hemen hepsinin Çinlilerin elinde bulunması nedeniyle, Müslüman halk işsizlik sorunuyla mücadele etmektedir. Buna rağmen hükümet bu bölgelerde çalışmak üzere Çin'in batısından sürekli Çinli transferi yapmaktadır. ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
______________________ ÖLÜMLE YAŞAMI AYIRAN ÇİZGİ SİYAHLA BEYAZI AYIRAMAZKİ...
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Bir zamanlar ozgurduman67
|
Doğu Türkistan'da Çin Zulmü Doğu Türkistan'da Çin Zulmü Asırlar boyu zulmün her her çeşidinin denendiği bir belde Doğu Türkistan. Suçları sadece birer insan, inanan insan olmak olan bu toprağın insanlarının Çin Zulmü'nden kurtulması için yardımcı olacak kimse de yok sanki! Azgın Çin Diktatörleri olmadık işkence ve zulümleri ile Doğu Türkistandaki kardeşlerimizi toptan yok etme planları ile meşgul. Medeni(!) Dünya ise kulaklarını kapatarak, gözlerinede at gözlüğü takarak bakıyor bu dünyaya. Onlar, yani küfür devletlerinin tavırları normal; ama, biz nasıl bakıyoruz bu mazlum beldeye? Biz onların dertleri ile dertlenip, davalarına sahip çıkıyor muyuz? Zalim Çin'e karşı onların yanında yer alıyor muyuz? Ya da Çin Diktatörleri'ne madalyalar mı takıyoruz? Kimse yüzünü buruşturmasın! Dünü de kimse unutmasın! Çin ordusunun Doğu Türkistan'da katliam, zulüm ve işkence yaptığı günlerde Ankara'da ANASOL-M Hükümeti Çin Diktatörü'ne madalyalar takmaktaydı. Bu "zulme devam, biz kardeşlerimize karşı sizin yanınızdayız" demekti ne yazık ki. Doğu Türkistan'da Çin Polisi Tarafından bir Uygur Siyasi Tutukluya Yapılan İşkenceden birkaç Görüntü... Bugün Doğu Türkistan Türkleri inanılmaz baskı ve zulüm altında olup , dini ve milli değerlerini korumak için ölüm - kalım savaşı vermektedirler. Çin hükümeti Doğu Türkistan Türklerini sindirmek ve bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmelerini sağlamak için inanılmaz zulüm ve işkence usüllerine başvurmaktadır. Dünya'nın belki hiç bir yerinde görülmemiş iskence metodları bugün, Doğu Türkistan halkına karşı yaygın şekilde uygulanmaktadır. Resimlerde bunların canlı ve dehşet verici örneklerini görüyorsunuz. Görülen, kesilmiş kol ve bacaklar, Doğu Türkistanlı bir kardeşimize aittir. Çin güvenlik güçleri bu kardeşimizi 4 Şubat 1997 de meydana gelen Gulca ayaklanmasından sonra, bağımsızlık taraftarı faaliyetlere katılmak suçlamasıyla tutuklamış, suçunu itiraf etmesi, başka arkadaş ve safdaşlarının isimlerini bildirmesi için korkunç işkenceye tabi tutmuşlardır. Doğu Türkistan'da Çin Zulmü Doğu Türkistan'da Çin Zulmü Asırlar boyu zulmün her her çeşidinin denendiği bir belde Doğu Türkistan. Suçları sadece birer insan, inanan insan olmak olan bu toprağın insanlarının Çin Zulmü'nden kurtulması için yardımcı olacak kimse de yok sanki! Azgın Çin Diktatörleri olmadık işkence ve zulümleri ile Doğu Türkistandaki kardeşlerimizi toptan yok etme planları ile meşgul. Medeni(!) Dünya ise kulaklarını kapatarak, gözlerinede at gözlüğü takarak bakıyor bu dünyaya. Onlar, yani küfür devletlerinin tavırları normal; ama, biz nasıl bakıyoruz bu mazlum beldeye? Biz onların dertleri ile dertlenip, davalarına sahip çıkıyor muyuz? Zalim Çin'e karşı onların yanında yer alıyor muyuz? Ya da Çin Diktatörleri'ne madalyalar mı takıyoruz? Kimse yüzünü buruşturmasın! Dünü de kimse unutmasın! Çin ordusunun Doğu Türkistan'da katliam, zulüm ve işkence yaptığı günlerde Ankara'da ANASOL-M Hükümeti Çin Diktatörü'ne madalyalar takmaktaydı. Bu "zulme devam, biz kardeşlerimize karşı sizin yanınızdayız" demekti ne yazık ki. Doğu Türkistan'da Çin Polisi Tarafından bir Uygur Siyasi Tutukluya Yapılan İşkenceden birkaç Görüntü... Bugün Doğu Türkistan Türkleri inanılmaz baskı ve zulüm altında olup , dini ve milli değerlerini korumak için ölüm - kalım savaşı vermektedirler. Çin hükümeti Doğu Türkistan Türklerini sindirmek ve bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmelerini sağlamak için inanılmaz zulüm ve işkence usüllerine başvurmaktadır. Dünya'nın belki hiç bir yerinde görülmemiş iskence metodları bugün, Doğu Türkistan halkına karşı yaygın şekilde uygulanmaktadır. Resimlerde bunların canlı ve dehşet verici örneklerini görüyorsunuz. Görülen, kesilmiş kol ve bacaklar, Doğu Türkistanlı bir kardeşimize aittir. Çin güvenlik güçleri bu kardeşimizi 4 Şubat 1997 de meydana gelen Gulca ayaklanmasından sonra, bağımsızlık taraftarı faaliyetlere katılmak suçlamasıyla tutuklamış, suçunu itiraf etmesi, başka arkadaş ve safdaşlarının isimlerini bildirmesi için korkunç işkenceye tabi tutmuşlardır. önce ataklarını çivilemişler ![]() daha sonra ise saatlerce çıplak ayak buz üstünde durdurmuşlardır. ![]() sonuçta ayaklar ve kolllar donmuştur ![]() ![]() ve kesilmek zorunda kalınmıştır ![]() Böylece bu kardeşimiz hiç bir suçu olmadığı halde genç yaşta , yaşayan bir ölü haline gelmiştir. ![]()
______________________ ![]() [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] |
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Acemi Forumeralı
|
Milletimiz sözde soykırım yalanlarıyla saldırıya uğrarken böyle gerçek ve soydaşlarımıza karşı yapılan bir katilama karşı duyarlı olmalıyız. Bu konu gerçekten çok önemli...
______________________ ÖLÜMLE YAŞAMI AYIRAN ÇİZGİ SİYAHLA BEYAZI AYIRAMAZKİ...
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
|birçocuğunbüyüklüğü|
|
Türk Ocakları Kurultayı'nda doğu Türkistan'dan gelmiş soydaşlarımızla sohbet etme imkanı bulmuştum.Çin hükümetinin Mao döneminden bugüne bölgede uyguladıkları siyaset hoş bir durum meydana getirmiyo.Üzerine önemle eğilinilmesi gereken bi konu olmakla birlikte 'es' geçilen bir parçamız.Hayırlısını diliyoruz ama... |
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
KaRa ZuLüM
|
adamlar gelior bizim watanımızı isgal ediyor birde yetmezmis gibi analarımıza bacılarımıza kardeslerimize yapmadıgını bırakmıyor canlı canlı fırınlara atıolar birde katliam yapan biz oluyoruz hayben beyle ise!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!1111
______________________ ![]() BACIMIN BAŞÖRTÜSÜ BATMAKTA REZİLİN GÖZÜNE. ACIRIM VALLAHİ TÜKÜRÜĞÜME. TÜKÜRSEM YÜZÜNE!! ![]() |
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|